Başvuru, üçüncü kişiye ait maden işletme ruhsatının bedeli ödenerek ve iyi niyetle adına devrine ilişkin işlemlerin geçerliliğinin ticaret mahkemesi kararıyla sabit olmasına rağmen idarece iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; anılan işlemin iptali istemiyle açılan davanın idare mahkemesince reddedilmesi nedeniyle adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, üçüncü kişiye ait maden işletme ruhsatının bedeli ödenerek ve iyi niyetle adına devrine ilişkin işlemlerin geçerliliğinin ticaret mahkemesi kararıyla sabit olmasına rağmen idarece iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının;anılan işlemin iptali istemiyle açılan davanın idare mahkemesince reddedilmesi nedeniyle adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/3/2014 tarihinde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 7/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı 28/12/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 26/2/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 9/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; Kumtek Yapı Maden San. ve Tic. A.Ş. (Şirket) adına kayıtlı bulunan İstanbul ili Çatalca ilçesi Ormanlı köyü mevkiinde yer alan İR:2817 sayılı maden işletme ruhsatını (kuvars kumu) 26/2/2002 tarihinde söz konusu Şirketten devralmış, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünce (İdare) ruhsatın işletme hakkı başvurucu adına tescil edilmiştir. Şirket ortağı Y.A. tarafından 19/12/2001 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul toplantısı ve alınan kararların yasal olmadığından bahisle iptal istemiyle açılan dava sonucunda İstanbul Ticaret Mahkemesinin 16/12/2004 tarihli ve E.2002/7 K.2004/1359 sayılı kararıyla yapılan Olağanüstü Genel Kurul ile alınan kararlara pay sahibi olmayan kimselerin katıldığı ve meşru pay sahipleri Y.A. ve K.nın toplantıya katılmadıklarının anlaşıldığı tespiti yapılarak 9/4/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun maddesine göre geçersiz olduğu gerekçesiyle Olağanüstü Genel Kurul toplantısı ve toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmiştir. Bu karara dayanarak İdarenin 17/5/2005 tarihli ve 151136 sayılı işlemiyle başvurucu adına tescilli bulunan ruhsat iptal edilerek maden ruhsatı yeniden Şirket adına tescil edilmiştir. Şirket ortağı Y.A.nın başvurusu üzerine İstanbul Ticaret Mahkemesi 29/3/2005 tarihli tavzih kararıyla 16/12/2004 tarihli ve E.2002/7 K.2004/1359 sayılı kararının, Şirketin Olağanüstü Genel Kurulu ve Kurulda alınan kararların iptaliyle ilgili olduğunu ve maden ruhsatının (başvurucuya) devrinin iptalini kapsamadığını belirtmiştir. Yine Şirket ortağı Y.A. tarafından başvurucu ile Şirket aleyhine açılan, maden işletme ruhsatının 26/2/2002 tarihinde başvurucuya yapılan devrinin iptali istemli davada İstanbul Ticaret Mahkemesi 15/11/2002 tarihli ara kararıyla başvurucu adına kayıtlı bulunan ruhsatın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı vermiştir. Davanın esasıyla ilgili olarak İstanbul Ticaret Mahkemesinin 31/10/2006 tarihli ve E.2002/1613, K.2006/633 sayılı kararıyla İstanbul Ticaret Mahkemesi kararının yalnızca Genel Kurul kararlarının iptaline ilişkin olduğu ve hiçbir şekilde Şirket ile üçüncü şahıs (başvurucu) arasındaki mülkiyet uyuşmazlığını çözer nitelikte bir karar olmadığı, bu konudaki uyuşmazlığın kendi önündeki dosyanın konusu olduğu, iyi niyetle iktisap ettiğini ileri süren üçüncü şahsa karşı açılmış bulunan derdest dava var iken İdarenin bu uyuşmazlığı görmezden gelerek nizalı yerin mülkiyetini değiştirecek nitelikte bir işlem yapma yetkisi bulunmadığı, İdarenin devir işleminin bu aşamada yok hükmünde olduğu, bu davanın sonucuna göre mülkiyet durumu vuzuha kavuşacağından İdare Mahkemesindeki dava sonucunun beklenmesinin mümkün olamadığı, tersine İdare Mahkemesinin bu dava sonucunu beklemesi gerektiği, iyi niyetli üçüncü kişi olarak hak iktisap eden başvurucu adına yapılan tescilin korunması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karar temyiz edilmeyerek 20/12/2006 tarihinde kesinleşmiştir. Ticaret Mahkemesinin bu kararı üzerine İdarenin 26/1/2007 tarihli ve 400450 sayılı işlemiyle İR:2817 sayılı maden işletme ruhsatı tekrar başvurucu adına tescil edilmiştir. Bu arada başvurucu tarafından 17/5/2005 tarihli ve 151136 sayılı İdare işleminin iptali istemiyle açılan davada, İstanbul İdare Mahkemesinin 13/1/2007 tarihli ve E.2005/1879, K. 2007/387 sayılı kararıyla ruhsatın davacıya devrine esas teşkil eden devir iradesinin temelini teşkil eden Şirket Olağanüstü Genel Kurulu ve Kurulda alınan kararlar, kesinleşen Ticaret Mahkemesi kararıyla iptal edildiğinden Mahkeme kararını uygulamak zorunda olan İdarenin dayanaksız kalan ruhsat devrinin iptaline ilişkin olarak tesis ettiği işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Başvurucu, İdare tarafından 26/1/2007 tarihli ve 400450 sayılı işlemiyle İR:2817 sayılı maden işletme ruhsatının tekraradına tescil edilmesi nedeniyle temyiz aşamasında idari yargıdaki davanın konusuz kalması nedeniyle davadan vazgeçtiğini 26/2/2007 tarihli dilekçesiyle bildirmiş; Danıştay Sekizinci Dairesi 7/11/2007 tarihli ve E.2007/3161, K.2007/5820 sayılı kararıyla başvurucunun davadan feragat ettiğini belirterek feragat hakkında bir karar verilmek üzere İdare Mahkemesi kararını bozmuştur. Bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada İstanbul İdare Mahkemesi tarafından 26/3/2009 tarihli ve E.2009/507, K.2009/554 sayılı kararla bozmaya uyularak davadan feragat edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İdare, İstanbul İdare Mahkemesinin 13/1/2007 tarihli ve E.2005/1879, K. 2007/387 sayılı ret kararına (kesinleşmeyen) dayanarak 19/4/2007 tarihli ve 401990 sayılı işlemle başvurucu adına tescilli bulunan ruhsatı iptal ederek yeniden Şirket adına ruhsat düzenlemiştir. Başvurucu, adına olan maden işletme ruhsatının iptaline ilişkin bu idari işlemin iptali istemiyle dava açmış; İstanbul İdare Mahkemesinin 29/12/2008 tarihli ve E.2007/817, K.2008/2199 sayılı kararıyla, idarelere mahkeme kararlarının uygulanması yönünde bir takdir hakkı tanınmadığı açık olmakla birlikte Mahkeme kararı uyarınca tesis edilen işlemin, dayanağı Mahkeme kararının temyiz incelemesi sonucunda bozulmuş olması karşısında yasal dayanağı kalmayan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bu kararı temyizen inceleyen Danıştay Sekizinci Dairesi 24/11/2009 tarihli ve E.2009/5074, K.2009/6940 sayılı hükmüyle kararı onamakla birlikte karar düzeltme aşamasında verdiği 13/7/2010 tarihli ve E.2010/3122, K.2010/4198 sayılı kararıyla, dava konusu işleme dayanak alınan İstanbul İdare Mahkemesinin 13/1/2007 tarihli ve E.2005/1879, K.2007/387 sayılı kararının feragat nedeniyle ortadan kalkması ve 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesi ile yollamada bulunulan 18/06/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi uyarınca feragatin kesin hükmün hukuki neticelerini meydana getirmesi karşısında, belirtilen hukuki durum uyarınca ortada işin esasına yönelik bir mahkeme kararının bulunmaması, işlemin iptal edilmemesi, geri alınmaması nedeniyle İstanbul İdare Mahkemesinin davanın reddine ilişkin bu kararına konu olan "Kumtek Yapı ve Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin uhdesinde iken Mehmet Emin Bülbül'e devredilen İR:2817 sayılı maden ruhsatının devir işleminin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca iptal edilerek, ruhsatın yeniden Kumtek Yapı ve Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. Adına tesciline ilişkin 17/05/2004 günlü 151136 sayılı'' işlemin ortadan kalktığından söz edilemeyeceğinden hukuk alemindeki varlığını koruduğu tartışmasız olan "ruhsatın yeniden Kumtek Yapı ve Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına tesciline ilişkin işlemin sonucu olarak İR:2817 sayılı maden işletme ruhsatının Kumtek Yapı ve Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına tescil edildiğine, ruhsat ile iznin kullanılan ve kullanılmayan tüm sevk fişlerinin ve diğer belgelerin verilmesi gerektiğine'' ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu durumda davanın reddedilmesi gerekirken aksi yönde verilen Mahkeme kararında yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle karar düzeltme istemi kabul edilerek yeniden bir karar verilmek üzere İdare Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir. Bozma kararına uyan İstanbul İdare Mahkemesi 12/11/2010 tarihli ve E.2010/2271, K.2010/1874 sayılı kararı ile bozma kararındaki gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir. Bu karar Danıştay Sekizinci Dairesinin 4/12/2012 tarihli ve E.2011/1303, K.2012/10051 sayılı kararıyla onanmış; yapılan karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 20/11/2013 tarihli ve E.2013/9585, K.2013/8463 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Kararın başvurucu tarafından 28/2/2014 tarihinde öğrenildiği beyan edilmiştir. Başvurucu 31/3/2014 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur. Ayrıca dosya ekinde bulunmayan ancak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden tespit edilen Şirket ve ortağı Y.A. tarafından ruhsatın başvurucuya verilmesi işlemine karşı açılan davada, İstanbul İdare Mahkemesinin verdiği ret kararı temyiz incelemesinde bozulmuş; Mahkeme, bozma kararına uyarak 29/12/2011 tarihli ve E.2011/1131, K.2011/2253 sayılı kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir. Bu karar Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/10/2013 tarihli kararıyla onanmış ve başvurucunun karar düzeltme talebi Dairece 10/9/2014 tarihinde reddedilerek karar kesinleşmiştir. Başvurucu bireysel başvuru yaptıktan sonra aynı konuda farklı mahkemelerce verilmiş kararlarda hüküm uyuşmazlığı bulunduğu iddiasıyla İdare Mahkemesinde aleyhine verilen kararların kaldırılması ve lehine olan Ticaret Mahkemesi kararının kabulü talebiyle Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmuş; Mahkeme, 14/3/2016 tarihli ve E.2015/489, K.2016/112 sayılı kararıyla "Yukarıda yapılan tüm açıklamalar, işaret edilen mevzuat hükümleri, adli ve idari yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde; K. Yapı ve Maden Sanayi ve Ticaret AŞ.'ne ait maden işletme ruhsatını iktisap eden E.B.’ün söz konusu iktisabı, her ne kadar İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesince verilen ve kesinleşen 2004 gün, E.2002/7, K.2004/1359 sayılı karar ile iptal edilen 2001 günlü Olağanüstü Genel Kurulda alınan kararlara ve bu kararların sonucunda vuku bulan satış sözleşmesine dayanıyor ise de, neticeten bu olağanüstü genel kurul kararlarının ilgili ticaret sicil gazetesinde yayımlandığı ve böylece mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun maddesi kapsamında aleniyet kazandığı, E.B.’ün davaya konu edilen iktisabının da bu bağlamda aynı Kanunun maddesi kapsamında söz konusu sicile itimat ederek gerçekleştiğinin kabulü ile, E.B.'ün iyi niyetle iktisap eden üçüncü şahıs olduğu ve maden haklarının anılan şahsa devri konusunda adli yargı yerince verilen kararın hukuki isabet taşıdığı sonucuna ulaşılmış, bu iktisap öncesinde yapılan ve geçersiz olduğu anlaşılarak iptal edilen olağanüstü genel kurulda alınan kararların ise, yapılan devir işlemini etkilemeyeceği, dolayısıyla iyi niyetli olarak hak iktisap eden E.B. lehine oluşan tescilin korunması gerektiği kanaatine varılmıştır. Zira, sonradan iptaline karar verilen işlemler, devirden önce ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmiştir. Davalı da buna dayanarak mülkiyet iktisap etmiştir. Şu halde, mevcut hüküm uyuşmazlığında adli yargı yerince verilen bu kararın esas alınması gerekmektedir." gerekçesiyle İstanbul İdare Mahkemesinin 12/11/2010 tarihli ve E.2010/2271, K.2010/1874 sayılı kararı ve İstanbul İdare Mahkemesinin 29/12/2011 tarihli ve E.2011/1131, K.2011/2253 sayılı kararının kaldırılmasına; İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/10/2006 tarihli ve E.2002/1613, K.2006/633 sayılı kararının benimsenmesine ve mevcut hüküm uyuşmazlığının bu şekilde giderilmesine karar vermiştir. B. İlgili Hukuk 2577 sayılı Kanun'un maddesinin fıkrası şöyledir: "Danıştay, Bölge İdare Mahkemeler, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyaç i haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir." 1086 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir: “Feragat ve kabul, kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl eder. Bilbeyyine hükme raptı kanunen mecburi olan hallerde müddeaaleyh müddeinin neticei talebini kabul ederse müddeaaleyhin davada devamı huzuru mecburi değildir ve bu kabul bundan başka hukuki bir netice husule getirmez.” 6762 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir:"Ticaret sicili kayıtları, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü şahıslar hakkında, kaydın gazete ile ilan edildiği; ilanın tamamı aynı nüshada yayınlanmamış ise, son kısmının yayınlandığı günü takibeden iş gününden itibaren hüküm ifade eder. Bu günler, kaydın ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlıyacak olan müddetlere de başlangıç olur. Bir hususun tescil ile beraber derhal üçüncü şahıslar hakkında hüküm ifade edeceğine veya müddetlerin derhal işliyeceğine dair hususi hükümler mahfuzdur." 6762 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir:"Üçüncü şahısların, yukarıki madde gereğince kendilerine karşı hüküm ifade etmiye başlıyan kayıtları bilmediklerine mütaallik iddiaları dinlenmez. Tescili lazım geldiği halde tescil edilmemiş veya tescil edilip de ilanı gerekirken ilan edilmemiş olan bir husus ancak bunu bildikleri ispat edilmek şartiyle, üçüncü şahıslara karşı dermeyan edilebilir." 6762 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir:"Kararın iptaline dair ilam, katileştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. İdare meclisi bu ilanın bir suretini derhal ticaret siciline kaydettirmeye mecburdur."