Başvuru, başvurucunun ticari yük taşımacılığı yapmadığı ve buna ilişkin resmî bir kaydı olmadığı hâlde bu kapsamda idari para cezasıyla cezalandırılması nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, başvurucunun ticari yük taşımacılığı yapmadığı ve buna ilişkin resmî bir kaydı olmadığı hâlde bu kapsamda idari para cezasıyla cezalandırılması nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/5/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında İstanbul'da 30/5/2012 tarihinde, 45 promil alkollü olarak yük nakli yapılan kamyonet kullandığı gerekçesiyle 650 TL idari para cezası uygulanmış ve başvurucunun sürücü belgesine altı ay süreyle el konulmuştur. Başvurucu tarafından anılan cezanın iptali istemiyle açılan dava, İstanbul İdare Mahkemesinin 28/2/2013 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Dava, davacı tarafından, 2012 tarihinde saat 20 sıralarında trafik ekiplerince yapılan denetimlerde 0,45 promil alkollü olarak yük nakli yapılan kamyonet kullandığından bahisle sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına ilişkin 2012 tarih ve 89645 sayılı işlem ve 650-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin aynı tarih ve 257336 sayılı işlemlerin iptali istemiyle açılmıştır....Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, 2012 tarihinde saat 20 sıralarında trafik ekiplerince yapılan denetimlerde 0,45 promil alkollü yük nakli yapılan kamyonet olarak kullandığının tespit edilmesi üzerine sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına ilişkin 2012 tarih ve 89645 sayılı işlem ve 650 TL idari para cezası uygulanmasına ilişkinaynı tarih ve 257336 sayılı işlemlerin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bakılan davada, davacının sürücü belgesi geri alma tutanağını itiraz etmeden imzaladığı görüldüğünden 0,45 promil alkollü olarak yük nakli yapılan kamyonetkullandığının sübuta erdiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, alkol alarak yük nakli yapılan kamyonet kullanmak suretiyle 2918 sayılı Yasa ve Yönetmelikhükümlerini ihlal ettiği sabit olan davacının sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına ilişkin 2012 tarih ve 89645 sayılı işlem ve 650-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkinaynı tarih ve 257336 sayılı dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır." Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 19/12/2013 tarihli ilamıyla onanmıştır. Anılan karar, başvurucuya vekiline 4/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 2/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Yönetmelik ile belirtilen miktarların üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerin, suçun işlendiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; birinci defasında sürücü belgeleri altı ay süreyle geri alınır ve haklarında ... lira para cezası uygulanır." 18/7/1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin olay tarihinde yürürlükte olan maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"b) Alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı;1) Taksi veya dolmuş otomobil, minibüs, otobüs, kamyon, çekici gibi araçlarla kamu hizmeti, yük ve yolcu taşımacılığı yapan sürücüler ile resmi araç sürücüleri alkollü içki kullanmış olarak bu araçları süremezler.2) Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kanlarındaki alkol miktarı 50 promilin üstünde olanlar araç kullanamazlar"B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 1/6/2010 tarihinden geçerli olmak üzere Protokol'le değişik maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Aşağıdaki hallerde Mahkeme, madde uyarınca sunulan bireysel başvuruları kabul edilemez bulur:A) Başvurunun konu bakımından Sözleşme veya Protokollerinin hükümleriyle bağdaşmaması, açıkça dayanaktan yoksun veya bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olması veya;b) Başvurucunun önemli bir zarar görmemiş olması; meğer ki Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygı ilkesi başvurunun esastan incelenmesini gerektirsin. Ancak ulusal bir mahkeme tarafından gereği gibi incelenmemiş hiçbir dava bu gerekçe ile reddedilemez." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin maddesine Protokol'le eklenerek 1/6/2010 tarihinde yürürlüğe giren önemsiz zarar kriterine ilişkin içtihadında bu yeni kriterin Sözleşme ve protokolleri ile güvence altına alınan hakların Avrupa düzeyinde hukuksal açıdan korunmasını sağlama yönündeki temel görevine yoğunlaşması için önemsiz başvuruları ivedilikle inceleme olanağı vermesi amacıyla oluşturulduğunu belirtmektedir (Stefanescu/Romanya (k.k.), B. No: 11774/04, 12/4/2011, § 35). Deminimis non curat praetor prensibine göre yeni kabul edilebilirlik şartının -bir hak ihlali ne denli gerçek olursa olsun- uluslararası bir mahkeme tarafından incelenmeyi gerektirecek asgari bir ağırlık düzeyine ulaşması gerektiği görüşüne dayanır (Korolev/Rusya (k.k.), B. No: 25551/05, 1/7/2010). Bu kriterin incelenmesinde ihlal edildiği iddia edilen hakkın mahiyetini, ihlal iddiasının ciddiyeti ve/veya ihlalin başvuranın kişisel durumu üzerinde oluşturacağı olası sonuçları da gözönünde bulundurmak gerekir (Giusti/İtalya, B. No: 13175/03, 18/10/2011, § 34). AİHM, söz konusu kriteri uygularken Sözleşme ve protokollerinin güvence altına aldığı insan haklarına saygının başvurunun esastan incelenmesini gerektirip gerektirmediği hususunu da incelemektedir. Bu kapsamda AİHM, önem kriteri getirilmeden önce de önüne gelmiş olan Sözleşme ile ilgili hususta açık ve çokça uygulanmış olan bir içtihadın bulunması durumunda bu incelemenin yapılmasının gerekli olmadığına hükmettiğini (Van Houten/Hollanda (kayıttan düşürme), B. No: 25149/03, 29/9/2005, §§ 33-38; Kavak/Türkiye (k.k.), B. No: 34719/04 ve 37472/05, 19/5/2009) hatırlatarak mahkeme içtihatlarını genişletebilecek veya bunlara katkı sağlayabilecek nitelikteolmayan başvuruları incelememektedir (Tayfun Görgün/Türkiye (k.k.), B. No: 42978/06, 16/9/2014).