14. Hukuk Dairesi 2012/6494 E. , 2012/7258 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 14.09.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.10.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüld…
**14. Hukuk Dairesi 2012/6494 E. , 2012/7258 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 14.09.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.10.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, davalının sınır kazıklarını sökerek ve omca dikmek suretiyle 1245 sayılı parseline tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve kal isteminde bulunmuştur. Davalı vekili, omca köklerinin müvekkilinin yerinde kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi olanaksız, özellikle çözümünün özel ve teknik bilgi gerektirdiği hallerde HMK’nun 266. maddesi gereğince bilirkişinin oy ve görüşünün alınması zorunlu olduğu gibi 281. maddesi hükmü geregince de hakim noksan ve müphem hususlar için bilirkişilerden ek rapor isteyebilir. Somut uyuşmazlıkta birden fazla bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bunlardan 08.02.2010 tarihli raporda; davalının 1245 sayılı parsele 7,42 m2 elatması belirlenmişken, yapılan ikinci keşif sonucu alınan 07.10.2011 tarihli ek raporda davalının taşınmazından davacı taşınmazına herhangi bir elatma olmadığı belirtilmiştir. Eldeki davada, mevcut raporlar birbiri ile çelişkili olduğu gibi ikinci raporu düzenleyen bilirkişi tarafından çelişkinin nedeni ve mahkemece de hükme esas alınan raporun niçin üstün tutulduğu açıklanmamıştır. Mahkemenin mevcut çelişkiye rağmen 07.10.2011 tarihli raporu esas alarak hüküm kurması açıklanan nedenle doğru olmamıştır. Mahkemece, yerinde yeniden keşif yapılarak her iki rapor arasındaki aykırılık gerekçeli olarak giderilmeli ve bu çelişki giderildikten sonra sonucuna uygun şekilde bir hüküm kurulmalıdır. Orta yerde çelişkili raporlar mevcut olup bu çelişki yöntemince giderilmeden uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 22.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.