4. Hukuk Dairesi 2009/14237 E. , 2010/10959 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı Bağımsız Gazeteciler Yay. AŞ ve ... aleyhine 11/09/2008 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 25/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin
**4. Hukuk Dairesi 2009/14237 E. , 2010/10959 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı Bağımsız Gazeteciler Yay. AŞ ve ... aleyhine 11/09/2008 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 25/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Davacının davalılardan ...’e yönelik temyizi yönünden; dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. 5187 sayılı Basın Yasası'nın 13/1. maddesi gereğince, basılmış eserler yolu ile gerçekleştirilen eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararlardan dolayı, süreli yayınlarda eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi ortaklaşa ve dayanışmalı olarak (müştereken ve müteselsilen) sorumlu olup hukuki sorumlular arasında temsilci bulunmamaktadır. 5187 sayılı Basın Yasası'nın 2/c maddesi gereğince süreli yayın niteliğindeki dava konusu haberin yayımlandığı 22.08.2008 günlü Vatan gazetesinin ... temsilcisi olan davalılardan ...'e, yukarıda belirtilen yasal düzenleme gereğince, husumet yöneltilemeyeceği gözetilerek, hakkında istemin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilesi gerekirken, esas yönden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2-Davacının diğer davalı Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık AŞ’ne yönelik temyiz itirazına gelince; yayın tarihinde Keçiören İlçesi Belediye Başkanı olan davacı; ilçede büfe işleten ...’in belediye zabıta memurları tarafından dövüldüğü iddiası ile bir ilgisi bulunmadığı halde, ... ve ...’in bakkal dükkanının kapısına astıkları “Şehir eşkiyalarının başı ...” ve “... gidecek şehir eşkiyalığı bitecek” biçimindeki pankartın Vatan gazetesinin 22.08.2008 günlü sayısında yayımlandığını, fotoğraflı olarak yayımlanan saldırı oluşturan sözlerin geniş kitlelere ulaştırılmasına yol açıldığını belirterek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istemiştir. Davalılar ise, yayının hukuka uygun olduğunu, ...’in babası tarafından büfenin camına asılan afişe yer vererek habercilik görevini yerine getirdiklerini ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, belediyede çalışan kişilerin görevleri ile ilgili hata ve savsamaları dolayısıyla üstleri durumunda olan belediye başkanının eleştirilmesinin doğal olduğu ve yayının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istem reddedilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Dava konusu yayında, davacının eşkıya olarak nitelendirildiği pankarta içerik ve fotoğraf olarak yer verilmiştir. Davalı davacının kişilik haklarına saldırı oluşturan eşkıya nitelemesini yayımlayarak haksız eyleme katkıda bulunmuştur. Pankartın asılmasına gerekçe olarak gösterilen olayın, davacının buyruk ve yönergesi ile gerçekleştiği kanıtlanamadığına göre, anlatımdaki düşünsel bağın bozulduğu ve davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu benimsenmelidir. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1 ve 2) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/10/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.