T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1243 - 2025/1571 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1243 KARAR NO : 2025/1571 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2025 NUMARASI : 2023/294 Esas - 2025/711 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 12/12/2025 Mahalli mahkemesince …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1243 - 2025/1571 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1243 KARAR NO : 2025/1571 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2025 NUMARASI : 2023/294 Esas - 2025/711 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 12/12/2025 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 11/06/2013 günü sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki, maliki ... olan ... plakalı aracın, yaya geçidinin yanında bekleyen müvekkiline çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, davalı sigorta şirketinin ... plakalı aracın kaza tarihini kapsayan ZMMS poliçesi nedeniyle limitleri kadar maddi tazminattan sorumlu olduğunu, Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/191 E. sayılı dosyasında müvekkilinin yaralanması nedeniyle araç sürücüsü ve malikine karşı maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduklarını, bu dosyada yapılan incelemede, müvekkilinin %16,2 oranında malul kaldığının, 6 ay süre ile iş göremezlik halde kaldığının, dava dışı sürücünün %50, müvekkilinin %50 nispetinde kusurlu olduğunun tespit edildiğini, yine maddi tazminat hesabı yönünden rapor aldırıldığını, müvekkilinin Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü 4. sınıf öğrencisi olduğunu, müvekkilinin uğradığı maddi zararları telafi etmek amacıyla iş bu davanın açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25,00TL geçici iş göremezlik tazminatı, 25,00TL bakıcı gideri, 50,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 100,00TL maddi tazminatın müracaat tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili sunduğu 12/06/2020 tarihli talep artırım dilekçesi ile, 50,00TL olan sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 249.950,00TL artırarak 250.000,00TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/191 E. sayılı dosyası ile davacı yanın uğramış olduğu tüm zararlar hüküm altına alınmış olduğundan aynı kazaya ilişkin olarak uğranılan zararın mükerrer şekilde hüküm altına alınmasının kabul edilemeyeceğini, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plaka sayılı aracın müvekkili şirkete 02/10/2012-02/10/2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 57878995 numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başına 250.000,00TL olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmaması halinde davanın reddi gerektiğini, ilgili dosyaya davacının aldığı aylık ücrete ilişkin hiçbir resmi belge sunulamaması sebebiyle asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, davacı yanın bakıcı ihtiyacı olup olmadığı değerlendirilerek reddine karar verilen talebin bu davada da reddinin gerektiğini, müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde, Kaldırma kararı uyarınca, davacının travma sonrası stres bozukluğu ile ilgili tedavisinin sona erip ermediğinin, tedavi ile iyileşip iyileşmediğinin, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediğinin, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'na gönderildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından davacı hakkında düzenlenen maluliyet raporunda, mevcut belgelere göre, dosyaya ekli tıbbi evrakların incelenmesinde, kişinin 2014 - 2017 yılları arası toplam 3 kez psikiyatri poliklinik başvurularının olduğu, travma sonrası stres bozukluğu tanıları ile takip edildiği, psikiyatri servis yatışının olmadığı ve son psikiyatri poliklinik başvurusunun 13/12/2017 tarihinde olduğunun anlaşıldığı, mevcut tüm bu tıbbi belgeler ve kişinin 01/07/2024 tarihinde Kurulumuzda yapılan psikiyatrik muayenesinin birlikte değerlendirilmesiyle kişinin halihazırda maluliyetine neden olacak psikiyatrik hastalığı olmadığı kanaatine varıldığı, davacının 11/06/2013 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kullanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak; Gr1 XII (32a……….1)A %5-E cetveline göre %3,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, yine kaldırma kararı uyarınca dosya arasında bulunan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve nihai kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'na gönderildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporunda, somut olayda; sürücü ...’ün %80 oranında kusurlu olduğu, ilgili kurum veya kuruluşun %20 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...’nün kusursuz olduğu belirtilmiş, düzenlenen raporun raporlar arasındaki çelişkiyi gerekçeli ve denetime elverişli olacak şekilde giderdiği tespit edilmekle raporun hükme esas alındığı, davacının SGK kayıtlarının dosyaya kazandırıldığı ve davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği, tazminata esas ücretin asgari ücret olarak dikkate alınması gerektiğinin kabul edildiği, mahkemece son belirlenen kusur ve maluliyet raporu ile tazminata esas ücret değerlendirilerek kaldırma kararı uyarınca tazminat hesabı için dosyanın daha önce rapor düzenleyen hesap bilirkişisine tevdi edildiği, hesap bilirkişisi ek raporunda, Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/191 E. 2018/5 K. sayılı kararı ile, davacı lehine geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 131.971,16 TL maddi tazminatın hüküm altına alınmış olduğu, Ankara 3. Genel İcra Dairesinin 2018/1213 E. (kapatılan Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2018/1213 E.) ve 25.08.2023 tarihli yazısı ile, alacaklısının ..., borçlularının ... ve ... olan söz konusu dosyada yapılmış herhangi bir ödemenin bulunmadığı, dosyanın durumunun takipsizlikle kapalı olduğunun bildirildiği, ilk davada belirlenen ve hüküm altına alınan miktarın 131.971,16TL olduğu, hüküm altına alınan tazminat miktarının tahsilini teminen icra takibi yapıldığı ancak söz konusu icra dosyasına yapılan herhangi bir ödemenin bulunmadığı gözetilerek ve davacı yanın ilk kararı istinaf etmeyerek davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak ilk davada hükmedilen tutarı geçmeyecek şekilde, Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/191 Esas - 2018/5 Karar sayılı kararı ile hüküm altına alınan tutarla tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı ile, 131.971,76TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 05/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının kaza tarihinde öğrenci olduğu ve gelir getiren bir işte çalışmadığı, hal böyle olunca mahrum kaldığı bir kazancının söz konusu olmadığı ve dolayısıyla geçici iş göremezlik nedeniyle oluşan herhangi bir zararı da bulunmadığından bu talebinin reddine, davacının bakıcı ihtiyacı bulunduğunun raporda belirtilmemesi sebebiyle bu yöndeki talebin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; "1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/191 Esas 2018/5 Karar sayılı kararı ile hüküm altına alınan tutarla tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı ile, 131.971,76TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 05/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; Mahkeme kararında her ne kadar, ilk davada hüküm altına alınan miktarı geçmemek üzere karar verilmiş ise de, huzurdaki dava ile ilk dava arasında hem kusur durumları hem de maluliyet miktarı itibariyle ciddi farklılıklar mevcut olduğunu, huzurdaki dosyadaki veriler ve tespitlerin, şahıslara açılan ilk davadaki veriler ve tespitlerle aynı olmadığını, dolayısıyla ortada yeni bir durum ve yeni bir dava bulunduğunu, ilk davada hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin %50 oranında kusurlu olduğu düşünülerek hesaplama yapıldığını, ancak işbu dosya kapsamında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nce yapılan incelemeler neticesinde müvekkilinin kusursuz olduğunun anlaşıldığını ve %80 oranında davalı sigortalı sürücünün, % 20 oranında da ilgili kurum veya kuruluşun kusurlu olduğunun belirlendiğini, müvekkilinin olayda kusuru olmadığının tespit edildiğini, yine ilk dosyada esas alınan maluliyet oranı %16 iken huzurdaki dosyada maluliyet oranının %3,3 olarak esas alındığını, bilirkişi ek raporunda da bu veriler dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, maluliyet ve kusur durumunun değişmiş olduğu göz önüne alındığında tazminat hesabının değişmesinin de olağan olduğunu, rapor hazırlanırken da mevcut kusur durumu ve güncel gelire göre hesaplama yapılmasında da hukuka aykırılık bulunmadığını, rapora itiraz edilememiş olmasının usuli kazanılmış hak olarak değerlendirilemeyeceğini, mahkemece ilk davada itiraz edilmeyen bilirkişi raporunda belirlenen tutarı geçmeyecek şekilde karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, zira rapora taraflarca itiraz edilmemiş olması hâkimin vereceği hüküm sonucunu bağlar şekilde bir usuli kazanılmış hak doğurmayacağını, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2022/508 E. 2023/226 K. sayılı kararında; "Hukuki değerlendirmenin hâkime ait olması ve hâkimin de bilirkişi delilini takdirde serbestçe hareket edebilmesi asıldır ve böyle bir durumun varlığı hâlinde dahi hâkim rapordaki teknik incelemenin dosya kapsamında sübut bulan vakıalara, hukuk kuralları ve emsal içtihatlara uygun olmadığı düşüncesindeyse yeni rapor alabileceği gibi gerekçelerini ortaya koymak suretiyle raporun aksine de karar verebilir. Üstelik tek taraflı itirazın yanı sıra, somut olayda olduğu gibi, her iki tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmediği durumlar da söz konusu olabilir. Böyle bir durumda da, karar vermeye elverişli olmayan bir rapora taraflarca itiraz edilmemiş olması hâkimin vereceği hüküm sonucunu bağlar şekilde bir usuli kazanılmış hak doğurmaz. Bilirkişi raporu hükme esas almaya uygun değilse, hâkimin davayı hatalı bu rapora göre çözümlendirmek zorunda olduğunu kabul etmek, açık yasal düzenlenmeler ve usul hukukunun değinilen temel ilkeleri yanında hâkimin maddi gerçeğe ulaşma amacıyla da bağdaşmaz." şeklinde karar verildiğini, gelirdeki değişimler kamu düzenine ilişkin olduğundan resen dikkate alınması gerektiğini, maluliyet raporları arasında çelişki giderilmeden karar verildiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemidir. Maluliyet raporuna ilişkin olarak, kaldırma kararı sonrasında yürütülecek yargılama sürecinde davacının travma sonrası stres bozukluğu ile ilgili tedavisinin sona erip ermediğinin, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden rapor alındığı, son psikiyatri poliklinik başvurusunun 13/12/2017 tarihinde olduğunun anlaşıldığı, mevcut tüm bu tıbbi belgeler ve kişinin 01/07/2024 tarihinde Adli Tıp Kurumunda muayenesinin yapıldığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilememiştir. Diğer taraftan, zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Esasen somut olayda, davacı malik ve sürücü aleyhine tazminat davası açtıktan sonra sigorta şirketi aleyhine de ikinci bir tazminat davası açabilir ise de, (ilk davada açıkça itiraz etmedikleri bilirkişi raporunda belirlenen miktarı geçmemek ve tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla) ilk davada belirlenen miktarı aşan miktara hükmedilemez. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 15.5.2018 tarih ve 2015/8738 Esas, 2018/5083 Karar sayılı ilamı ile 24/03/2015 tarih ve 2014/14453 Esas, 2015/4815 Karar sayılı ilamı) Ayrıca, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61, 162, 163, 166. maddelerindeki düzenlemeler uyarınca birden çok kişi bir zarara sebebiyet verdikleri yahut aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta kural olarak borçlulardan her biri borcun tamamından sorumludur. Alacaklı borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden dilerse birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu borcun tamamı ödenene kadar devam eder. Borçlulardan biri ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmiş ise bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa diğer borçlular bundan ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Yine 6098 sayılı Yasa'nın 166/3.maddesi gereğince alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. İşleten ve sürücü olan borçluların davacılara ödeme yapmasıyla diğer müteselsil borçlu olan sigorta şirketi de 6098 sayılı TBK’nın 166/1. maddesi gereği ve ödeme yapılan oranda alacaklılara karşı borçtan kurtulur. Müteselsil borçlular aleyhine ikinci bir tazminat davası ikame edilebilirse de, işbu ikinci davanın tutarının ilk davada belirlenen tutarı geçmesi mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davacı tarafça yatırılması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.