(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2009/5685 E. , 2009/9151 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi ve katılan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R 1963 yılında yapılan kadastro sırasında...ilçesi ...mevkii 1271 parsel sayılı 249 hektar
**(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2009/5685 E. , 2009/9151 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi ve katılan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R 1963 yılında yapılan kadastro sırasında...ilçesi ...mevkii 1271 parsel sayılı 249 hektar 8.750 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden mera niteliği ile...... adına tespit edilmiştir. ... Genel Müdürlüğü, İl Özel İdare Müdürlüğü,...Camiler Bakım Derneği ve Orman Yönetiminin itirazları hakkında tapulama komisyonunca yetkisizlik kararı verilerek tutanak aslı ve ekleri tapulama mahkemesine gönderilmiştir. Akhisar Tapulama Hakimliği de 20.5.1969 gün 1965/67-193 sayılı kararı ile itiraz hakkında karar verilmek üzere tapulama komisyonuna iade edilmiş, Komisyonun 13.06.1969 gün 393 sayılı karar ile " ... Bakanlığının çekişmeli 1271 sayılı parselin orman sayılan yerlerden olduğu yönündeki 4.3.1966 gün 5/5877-204 sayılı mütalaasının iptali istemiyle...... tarafından Danıştay'da açılan davanın Danıştay 8. Daire tarafından 24.1.1968 gün 1966/2529-1969/282 sayılı kararla kabulüne ve ... Bakanlığının mütalaasının iptaline karar verildiği, taşınmazda ... Genel Müdürlüğü ile Camiler Bakım Derneğinin de zilyetliğinin bulunmadığı gerekçesi ile itirazlarının reddine, çekişmeli 1271 sayılı parselin 30 hektarlık bölümünün İl Özel İdaresinin dayandığı 1678 yazım numaralı vergi kaydının kapsamı içinde kaldığı, geriye kalan bölümünün de...Belediye Başkanlığına ait olduğundan taşınmazın 30 hektarlık bölümünün ifrazen Manisa İli Tüzel Kişiliği adına 2.198,750 m2 yüzölçümlü kesiminin de kadim mera olduğundan...... adına tapuya tesciline karar verilmiş ve yargı yoluna gidilmeden kesinleşmesi üzerine 1271 sayılı parselin 30 hektarlık bölümü ifraz edilerek 5360 parsel numarasıyla mera niteliği ile Manisa İli Tüzel Kişiliği adına, kalan 219 hektar 8.750 m2 yüzölçümlü bölümü de 1271 parsel numarasıyla mera niteliği ile...... adına tescil edilmiştir. Daha sonra...Belediye Meclisinin 14.12.1989 günlü kararıyla 1271 sayılı parselin 117,543 m2 yüzölçümlü bölümü 2981 Sayılı Yasa uygulamasına tabi tutalarak arsa niteliğiyle özel amaçlarla kullanmak üzere bir kısmı belediye, bir kısmı da kişiler adlarına tescil edilmiş, kalan 208 hektar 1,207 m2 bölüm de yine 1271 sayılı parsel olarak mera niteliği ile belediye üzerinde bırakılmış, bu bölüm de 22.08.1994, 12.05.1995 ve 23.10.2000 tarihlerinde ilave imar planları yapılarak 6317 ve dava dışı parsellere ayrılmıştır. Halen 6317 parsel sayılı 196 hektar 1.916,76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliği ile...Belediyesi adına tapuda kayıtlıdır. Beyanlar hanesine 21.03.2006 tarihinde 2942 Sayılı Yasanın 7. Maddesi uyarınca kamulaştırma şerhi konulmuştur. Yörede yapılan orman kadastrosunda 5360 ve 6317 sayılı parseller orman sınırı dışında bırakılmış, davacı ... Yönetimi bu parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu, orman sınırları içine alınması ve orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescilleri istemiyle ayrı ayrı açtığı davalar birleştirilmiş, Hazine çekişmeli taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuuya tesciline karar verilmesi istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların ... bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda (A) ile işaretlenen bölümlerinin üzerindeki orman ağaçlarının ...Belediyesi ve İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından emekle dikildiği gerekçesi ile 5360 sayılı parselin (A) ile işaretlenen 279.772 m2 yüzölçümlü kesiminin özel orman niteliği ile geriye kalan 20.228 m2 yüzölçümlü bölümünün mera niteliği ile Manisa ili Tüzel Kişiliği adına, 6317 sayılı parselin (A) ile işaretlenen 462.994 m2 yüzölçümlü bölümünün özel orman niteliği ile geriye kalan 1.735.756 m2 yüzölçümlü kesiminin mera niteliği ile...Belediyesi adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve katılan Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca 6 aylık askı süresi içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması 25.04.2005 tarihinde ilan edilmiş ve temyize konu dava nedeniyle kesinleşmemiştir. Mahkemece dava konusu parsellerin kısmen özel orman ve kısmen de mera olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da hükme dayanak yapılan orman bilirkişi kurul raporunda: "çekişmeli taşınmazların % 40-50 eğimli, (A) ile işaretlenen bölümlerinin üzerinde emekle yetiştirilmiş kapalılık teşkil eden fıstık çamı ve kızılçam ağaçları, diğer kesimlerinin üzerinde de saçlı meşe, pırnal, yabani badem vb maki bitki örtüsü ve ... bulunduğu, 1949 çekim tarihli ... fotoğraflarında kısmen koyu, kısmen münferit yapraklı ağaç ve maki bitki örtüsü bulunan kısmen de ... rumuzlu açık alanda gözüktükleri, 1957 basım tarihli memleket haritasında 5360 sayılı parselin çalılık ve taşlık rumuzları bulunan açık alanda, 6317 sayılı parselin bir bölümünün yeşil renkli ormanlık alanda, bir kesiminin ise yapraklı ağaç, çalılık ve taşlık rumuzlu açık alanda gözüktüğü, 5360 sayılı parselin tamamının, 6317 sayılı parselin ise büyük bölümünün 1949 çekim tarihli ... fotoğraflarında ve 1957 basım tarihli memleket haritasında açık alanda gözüktüklerinden ve Danıştay 8. Daire Başkanlığının taşınmazların geldisi olan 1271 sayılı parsel hakkında orman sayılmayan yerlerden olduğu yönündeki kararı karşısında taşınmazların tamamının orman sayılmayan yerlerden olduğu" belirtilmiş ve bu rapor hükme esas alınmıştır. Hazine vekili, 04.01.2006 günlü dilekçesiyle ... ve Orman Bakanlığının davada taraf sıfatının bulunmadığını, ancak; çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğundan, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmesi istemiyle davaya katılmış; mahkemece 08.02.2006 tarihli oturumda Hazinenin davaya katılan davacı olarak kabulüne karar verildiği halde H.Y.U.Y.’nın 388. maddesine aykırılık oluşturacak şekilde karar başlığında Hazinenin adı yazılmamıştır. Danıştay 8. Dairenin 24.1.1968 gün 1966/2529-1969/282 sayılı kararı Orman Yönetimi ve...... arasında görülen dava sonucu verilmiştir. Bu kararda taşınmazların asıl maliki olan Hazine taraf olmadığından Hazine yönünden sözü edilen karar kesin hüküm oluşturmaz. Maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen H.Y.U.Y nın 237. maddesi uyarınca kesin hüküm vardır denilebilmesi için davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir. Bu koşullardan birincisi davanın konusu, dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Taşınmaza ilişkin davalarda dava konusu, taşınmazın kendisidir. Ancak, aynı taşınmaza ilişkin değişik hakların dava konusu edilmesi halinde taşınmaz aynı olmasına rağmen dava konusunun aynı olduğundan söz edilemez. Örneğin: Davanın tarafları ve taşınmaz aynı olmasına rağmen, mülkiyete ilişkin dava reddedildikten sonra aynı taşınmaz hakkında irtifak ... dava edilebilir. Kesin hüküm koşullarından ikincisi dava sebebidir ki; bilimsel görüşler ile yerleşik yargısal kararlar da, dava sebebinin davanın dayandırıldığı vakıalar olduğu kabul edilmektedir. Dava sebebi, hukuki sebepten ayrıdır. Mahkeme yargılama sırasında dava sebebi ile bağlı olup, başka sebepleri inceleme konusu yapamaz. Kesin hükmün koşullarından üçüncüsü, davanın taraflarının aynı olmasıdır. Tarafların aynı olmasından kasıt, her iki davada da sıfatlarının aynı olması, başka deyişle her iki davada davacı ya da davalı sıfatıyla hareket etmeleri değildir. Kesin hükümle ilgili kararda, davalı sıfatında olan kişi, ikinci davada davacı sıfatıyla yer alması halinde taraflar aynıdır. Kesin hüküm, taraflarının külli haleflerini de aynı şekilde bağlar. Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Medeni hukuktaki medeni haklardan yararlanma hakkının hukuk usulünde büründüğü biçim taraf ehliyetidir. Medeni haklardan istifade yetkisine sahip her gerçek ve tüzel kişi, taraf ehliyetini de haizdir. Dava ehliyeti ise taraf ehliyetine sahip kişinin kendisinin, veya yetkili kılacağı bir temsilci ya da vekili aracılığıyla, davacı ve davalı sıfatıyla davayı takip etme ehliyetidir. Hukuki işlem ehliyetine sahip kişiler bu haklarını kullanabilirler. Kamu otoritesini kullanma yetkisine sahip Devlet bir kamu tüzel kişisi olarak taraf ehliyetine sahiptir. Devletin organları olan genel bütçeye tabi Bakanlıklar ile, bu Bakanlıklara hiyerarşik yönden bağlı olmakla birlikte yasa ile kurulan katma bütçeli genel müdürlüklerin ayrı tüzel kişiler olup, taraf ehliyetli ve ilgili organları aracılığıyla kullanacakları dava ehliyetine sahiptirler. Husumet ise, yukarıda anlatılan kavramlardan farklı olup, taraf ehliyeti ve dava ehliyetinin subjektif hak ile ilişkilendirilmesidir. Taraf ehliyeti ve dava ehliyetine sahip bir kişiliğin husumet ehliyetinden söz edilebilmesi için, dava ile ulaşılmak istenen subjektif hak ile ilgili olması gereklidir. Örneğin: Bir taşınmazın aynına ilişkin davada, o gayrimenkulda ayni hak sahibi olan, taraf ehliyeti ve dava ehliyetine sahip kişilikler aktif (davacı) ve pasif (davalı) sıfatıyla husumet ehliyetine sahiptir. ... 04 Haziran 1937 tarih ve 3204 sayılı yine24 Temmuz 1940 tarih ve 394 sayılı ek yasa ile kurulan bir kamu tüzel kişiliğidir. Ormanların işletilmesi, korunması, denetimi yasa ile bu genel müdürlüğe verilmiştir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 07.01.1948 gün ve 16/19-1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının sonucu, “Yangın ve sair sebep ve suretle ağaçları tamamen veya kısmen yok olan orman zeminleri de dahil olduğu halde, ormana müteallik tecavüz ve mülkiyet ve emsali adli kazaya tabi davalarda, Hazineyi temsilen Hazine avukatının huzuruna lüzum olmadan, Devlet namına işletme ve istismar hak ve salahiyetine sahip bulunan Orman Genel Müdürlüğüne mensup Avukatlar bu kabil davaları münhasıran takip ve müdafaa ederler ve ayrıca Hazineye husumet tevcihine lüzum ve zaruret yoktur. Taraf ehliyeti ve dava ehliyetini haizdir” şeklindedir. Devlet ormanları, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, ... mülkiyeti Hazineye, işletilmesi, korunması ve denetimi ise kuruluş yasası ile Orman Genel Müdürlüğünün tek başına aktif ve pasif dava ehliyetine sahip olduğu vurgulanmış, sözü edilen İçtihadı Birleştirme kararında, Devlet ormanlarının mülkiyetine sahip Hazinenin, Devlet ormanlarına ilişkin mülkiyet hakkından kaynaklanan dava açamayacağı kabul edilmemiştir. İçtihadı Birleştirme Kararının lafzına değer verilirse, bu takdirde bu tür tescil davalarında Hazine veya Orman Genel Müdürlüğünden her hangi birine husumet yönelterek dava açılması yeterli olacaktır ki bunun kabulü mümkün değildir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları tüm yargı organlarını bağlar ise de içtihadı birleştirme kararı hukukun genel ilkelerine ve yasa hükümlerine aykırı olarak yorumlanıp uygulanamaz. O halde, İçtihadı birleştirme kararı, Hazinenin dava hakkını kısıtlamak amacından ziyade, Orman Yönetiminin ormanlara ilişkin olarak tek başına dava açma hakkının bulunduğunu açıklamaya yöneliktir. Açıklanan nedenlerle katılan davacı Hazine yönünden kesin hükümden söz edilemez. İncelenen dosya kapsamından ve bilirkişi raporundan çekişmeli taşınmazların %40-50 eğimli oldukları, (A) ile işaretlenen bölümlerinin üzerinde emekle yetiştirilmiş kapalılık teşkil eden fıstık çamı ve kızılçam ağaçları, diğer kesimlerinin üzerinde de maki bitki örtüsü ve ... bulunduğu, çekişmeli taşınmazların 1949 çekim tarihli ... fotoğraflarında kısmen koyu, kısmen münferit yapraklı ağaç ve maki bitki örtüsü bulunan alanda, kısmen de ... rumuzlu açık alanda gözüktükleri, 1957 basımı memleket haritasında 5360 parselin çalılık ve taşlık rumuzları bulunan açık alanda, 6317 parselin ise bir bölümünün yeşil renkli ormanlık alanda, bir kesiminin ise yapraklı ağaç, çalılık ve taşlık rumuzlu açık alanda gözüktüğü anlaşılmaktadır. Hukukun tanıdığı ve kabul ettiği orman kavramı ile, eylemli orman alanı yada başka deyişle eylemli orman ağaçları ile kaplı alanlar bir birinden farklı olgulardır. Kural olarak; 4785 Sayılı Yasa göz önünde bulundurularak yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunun bulunduğu yerlerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş orman kadastrosu harita ve tutanaklarının uygulanması suretiyle belirlenir. Ancak; 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesinde yazılı "evvelce sınırlaması yapılmış olup da her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar" ile 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/2. maddesinde sayılan yerler bunun ayrıcalığını oluşturmaktadır. Başka bir anlatımla yasada ve yönetmelikte sayılan yerler orman rejimine girmiş sahalar olmaları nedeniyle, her hangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olması bu yerlerin orman olma niteliğini ortadan kaldırmaz. Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapılan yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785, 5658 ve 6831 Sayılı Yasa ve Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. Maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre tabii (doğal) olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır..Hukuken ve bilimsel olarak ve H.G.K.nun 15/11/2000 gün ve 2000/20-1663/1694 ve 14/03/2001 gün 2001/20-214-239 ve 02/05/2007 gün 2007/20-237-237 sayılı kararında ve 20. Hukuk Dairesinin konu ile ilgili tüm kararlarında ve 15/07/2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/P ve 26. maddenin 1.fıkrasının j bendi ve 2. fıkrası gereğince eğimi % 12'nin üzerinde olan maki ve fundalıklarla örtülü yerlerin orman ve ... muhafaza karakteri taşıyacağından bu tür yerler orman sayılır. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan ayrıcalıklar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iade koşulları yasada gösterilmiştir. Kamu mallarına ilişkin ayrıntılı yasal düzenleme, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16. Maddesidir. Devlet ormanları devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kamu mallarından sadece birisidir. Üzerinde eylemli orman ağaçları bulunan ve halen eylemli olarak orman olan taşınmazlar, her nasılsa orman sınırları dışında bırakılmış olsa veya 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan araştırma sonucu hukuken orman sayılmasa da bu tür yerler 3402 Sayılı Yasanın 16/C, 18. ve M.Y. 715 maddeleri gereğince devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları nedeniyle, özel mülkiyete konu olamazlar. Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Yasalarımıza göre tapuya yapılan tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir (H.G.K. 30.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 03.12.2008 gün 2008/7-717-722 s.k.) Yolsuz tescil sonucu ayni hak kazanılamaz (Prof.Dr.M.... Oğuzman, Prof.Dr.... Selici Eşya Hukuku 5. Bası 1998 s.141) Kamu malları özel hukukun alanı dışındadır. M.Y.nın 715 ve 999 maddeleri kamu mallarını esya hukuku dışında bırakılmıştır. Aslında özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazlar hakkında sicil oluşturulması o taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştirmez (1.H.D. 11.09.1989 gün ve 1989/8162-9365 ve H.G.K. 03.12.2008 gün ve 2008/7-717-722 sayılı ve bu kararda sözü edilen diğer kararlar). Kamu malı mera nitelikli taşınmazlar özel mülkiyete konu olamaz. 766 Sayılı Yasanın 35 ve 3402 Sayılı Yasanın 16/B maddesi gereğince sınırlandırılıp özel siciline kaydı gerekir. Meraların özel sicile kayıt edilmesi bu yerlerin özel mera sayılmasını gerektirmez. Meralar özel mülk niteliğindeki taşınmazların bağlı olduğu hukuki rejime tabi tutulamaz. Meraların ve ormanların hata ile özel mülk olarak tapuya tescil edilmiş olmaları bu tür taşınmazların özde kamu malı olma özelliğini değiştirmez. Bu nedenlerle; davalılar...... ve Manisa İl Tüzel Kişiliği (İl Özel İdare Müdürlüğü) adına oluşturulan tapu kayıtları yolsuz tescil niteliğindedir ve davalılara hiç bir zaman mülkiyet ... kazandırmayacağı gibi, yolsuz biçimde oluşturulan ve oluşturulduğu günden itibaren geçersiz olan tapu kaydı Hazine tarafından açılacak dava ile iptal -5- 2009/5685-9151 edilebilir. Bu ilkeler, H.G.K. 23.11.1988 gün 1988/1-125-964, 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 ve 06.05.1992 gün 1992/1-187-295 ve 05.05.1999 gün 1999/1-302-258 ve aynı gün 1989/1-304-206 ve 30.06.1999 gün 1999/1-554-561 ve 30.05.2001 gün 2001/1-464-470 ve 27.02.2002 gün 2002/1-19-97 ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 ve 11.06.2003 gün 2003/13-414-410 ve 09.06.2004 gün 2004/1-335-554 ve 03.12.2008 gün 2008/7-717-722 sayılı kararlarında da açıklanmış ve kabul edilmiştir. Başlangıçtan beri geçersiz olan kaydın iptaline ilişkin hüküm yenilik doğuran (inşai) bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayarak hukuksallaştırılan, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olacaktır. Yukarıda açıklanan nedenlerle Hazine, çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yerlerden olması nedeni ile davaya katıldığından , katılan davacı olarak karar başlığında gösterilmesi, daha önce Orman Yönetimi ile...... arasında Danıştay’da görülen dava sonucu verilen kararın tarafı olmadığından Hazine yönünden kesin hükmün söz konusu olmayacağı , Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26.maddesinin 1.fıkrasının j bendi ile 2. fıkrası , 3402 Sayılı Yasanın 16/C, 18. ve M.Y. 715 maddeleri gereğince çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yerlerden olmaları nedeniyle, özel mülkiyete konu olamayacakları gözetilerek Hazinenin davasının kabulüne, dava konusu taşınmazların orman sınırlama haritası içine alınmasına karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve kabule göre de orman kadastrosuna itiraz davaları sonucu verilecek karar dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun saptanması halinde davaya konu yerin orman sınırları içine alınmasına, orman sayılmayan yerlerden olması halinde "davaya konu yerin orman sınırı dışına çıkartılmasına" şeklinde olması gerekirken, davalı kurumlar adına kayıtlı olan parsellerin yeniden bu kurumlar adına tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... Yönetimi ve katılan Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 02.06.2009 günü oybirliği ile karar verildi.