Başvurucu şirket, iştirak ettiği ihaleye ilişkin olarak yaptığı itirazen şikâyet başvurusunun reddedilmesine ilişkin Kamu İhale Kurulu (KİK) kararının iptali istemiyle açtığı davada adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu şirket, iştirak ettiği ihaleye ilişkin olarak yaptığı itirazen şikâyet başvurusunun reddedilmesine ilişkin Kamu İhale Kurulu (KİK) kararının iptali istemiyle açtığı davada adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 16/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/9/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 19/3/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 21/5/2014 tarihli görüş yazısı, 5/6/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 13/6/2014 tarihli dilekçesi ile görüşe cevap vermiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Adalet Bakanlığının görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Devlet Su İşleri (DSİ) Bölge Müdürlüğü tarafından 15/4/2010 tarihinde açık ihale usulü ile yapılan "Manisa Kula ÇelengözGöleti Proje Yapımı İşi" ihalesinde başvurucudan daha az teklif vermiş olan bir firmaya ihalenin verilmesi kararı alınmış ve bu karar 29/4/2010 tarihinde onaylanmıştır. İhale kararı başvurucuya 4/5/2010 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, idarece aşırı düşük teklif tespiti ve sorgulaması yapılmaksızın, aşırı düşük ihale teklifi veren şirket ihale dışı bırakılmayarak ihalenin en düşük teklif veren şirket üzerinde bırakılması kararı verilmesi nedeniyle en avantajlı ikinci teklifi veren şirket olarak 12/5/2010 tarihinde idareye şikayet başvurusunda bulunmuş ise de başvuru idarece 14/5/2010 tarihinde reddedilmiştir. İdarenin cevabı başvurucuya 24/5/2010 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, DSİ Bölge Müdürlüğüne yapmış olduğu başvurunun kanun ve ihale şartnamesine aykırı olarak reddedildiği gerekçesiyle 2/6/2010 tarihinde KİK'e itirazenşikayet başvurusunda bulunmuş ve ihale kararının iptali ile ihalenin başvurucu şirket üzerinde bırakılması kararı verilmesini talep etmiştir. KİK tarafından "başvuru sahibinin başvuruda bulunmaya yetkili olduğuna dair belgelerin ve imza sirkülerinin aslı veya yetkili mercilerce onaylı örneği ile 4734 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (j) fıkrasının 2 numaralı bendi gereğince hesaplanan başvuru bedelinin ödendiğine dair belgenin bulunmadığı" tespit edilerek, bu eksikliklerin son başvuru tarihine kadar tamamlanması ve başvurunun Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilmesi gerektiği, www.ihale.gov.tr internet sayfasından 2/6/2010 tarihinden itibaren ilan edilmiştir. KİK, 21/6/2010 tarih ve 2010/UH.II-1777 sayılı kararı ile tespit edilen eksikliklerin süresi içinde tamamlanmadığı gerekçesiyle itirazen şikayet başvurusunun reddine karar vermiş, bu karar başvurucu temsilcisinin ikametinde olmaması nedeniyle 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun maddesi uyarınca 9/7/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, KİK'in ret kararına karşı 13/9/2010 tarihli dilekçe ile Ankara İdare Mahkemesinde yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açmıştır. Başvurucunun yürürlüğün durdurulması talebi, Ankara İdare Mahkemesinin 15/10/2010 tarih ve E.2010/1826 sayılı kararıyla; bu karara karşı yapmış olduğu itiraz, Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 24/11/2010 tarih ve 2010/5199 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Ankara İdare Mahkemesinin 29/12/2010 tarihli ve E.2010/1826, K.2010/2061 sayılı kararı ile başvurucunun iptal davasının süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:“… 2577 sayılı Yasanın yukarıda belirtilen 7 nci maddesi, ilgililerin menfaatini ihlâl eden bir idari işlemin kurulması durumunda bu işlemin iptali talebiyle açılan davalarda dikkate alınacak genel dava açma süresini düzenlemekte; 11 inci maddesi, hakkında idari işlem tesis edilen ilgililerin idari dava açmadan önce işlemin "kaldırılması, geri alınması, değişi irilmesi veya yeni bir işlem yapılması" talebiyle yapabilecekleri başvuruların süresine ve başvuru halinde dava açma suresinin nasıl hesaplanacağına yönelik kurallar getirmektedir.Dosyanın incelenmesinden. Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü Bölge Müdürlüğü tarafından 2010 tarihinde açık ihale usulü ile yapılan" Manisa - Kuta Çelengöz Göleti Proje Yapım İşi” ihalesine ilişkin olarak davacı şirket tarafından 2010 tarihli dilekçe ile itirazen şikayet başvurusunda bulunulduğu, 2010 tarih ve 2010/UH.11-1777 sayılı Kamu İhale Kurulu kararı ile davacı şirketin itirazen şikayet başvurusunun reddine karar verildiği, söz konusu kararın 2010 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği , davacı tarafından 2010 tarihinde kayda giren dilekçe ile görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Olayda, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava dilekçesinin, dava konusu Kamu İhale Kurulu kararının tebliğ tarihi olan 2010 tarihinden itibaren işlemeye başlayan 60 günlük dava açma süresinin son günü olan 2010 tarihinde mesai saatinin bitimine kadar verilmediği görülmekte olup tebliğ tarihinden itibaren dava açma tarihi olan 60 gün içinde dava açılması gerekirken 2010 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın süreaşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır.” Başvurucunun, bu karara karşı temyiz başvurusu Danıştay Onüçüncü Dairesinin 2/11/2011 tarihli ve E.2011/1800, K.2011/4846 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin fıkrasından sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, temyiz istemi yerinde görülmeyerek anılan Mahkeme kararının onanmasına, ..." Başvurucu Danıştay kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurmuş olup, aynı Dairenin 18/2/2013 tarih ve E.2012/140, K.2011/361 sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiş, anılan karar başvurucuya 19/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir Başvurucu, 16/5/2013 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır. A. İlgili Hukuk 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesi şöyledir:“ Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. Bu süreler;a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,… Tarihi izleyen günden başlar. “ Aynı Kanun’un maddesi şöyledir:“ İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.” 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhalelere yönelik başvurular” kenar başlıklı maddesinin yedinci ve devam eden fıkraları şöyledir:“İtirazen şikayet dilekçelerine, başvuruda bulunmaya yetkili olunduğuna dair belgeler ile imza sirkülerinin aslı veya yetkili mercilerce onaylı örneklerinin, varsa şikayete idarece verilen cevabın bir örneği ile başvuru bedeli ve teminatının Kurum hesaplarına yatırıldığına dair belgenin eklenmesi zorunludur.Aynı kişi tarafından birden fazla ihaleye, birden fazla kişi tarafından ise aynı ihaleye tek dilekçe ile başvuruda bulunulamaz.Belirtilen hususlara aykırılık içeren ve henüz başvuru süresi dolmamış olan başvurulardaki eksiklikler, idare veya Kurumun bildirim yapma zorunluluğu bulunmaksızın, başvuru süresinin sonuna kadar başvuru sahibi tarafından giderilebilir.Başvuruların ihaleyi yapan idare veya Kurum dışındaki idari mercilere ya da yargı mercilerine yapılması ve başvuru dilekçelerinin bu merciler tarafından ilgisine göre idareye veya Kuruma gönderilmesi hâlinde, dilekçelerin idare veya Kurum kayıtlarına girdiği tarih, başvuru tarihi olarak kabul edilir.Başvurular üzerine ihaleyi yapan idare veya Kurum tarafından gerekçeli olarak;a) İhale sürecinin devam etmesine engel oluşturacak ve düzeltici işlemle giderilemeyecek hukuka aykırılığın tespit edilmesi halinde ihalenin iptaline,b) İdare tarafından düzeltme yapılması yoluyla giderilebilecek ve ihale sürecinin kesintiye uğratılmasına gerek bulunmayan durumlarda, düzeltici işlem belirlenmesine,c) Başvurunun süre, usul ve şekil kurallarına uygun olmaması, usulüne uygun olarak sözleşme imzalanmış olması veya şikayete konu işlemlerde hukuka aykırılığın tespit edilememesi veya itirazen şikayet başvurusuna konu hususun Kurumun görev alanında bulunmaması hallerinde başvurunun reddine,karar verilir.” 7201 sayılı Kanun’un “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.”