T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/761 KARAR NO: 2026/702 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 26/01/2023 NUMARASI : 2022/741 Esas - 2023/87 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/03/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/761 KARAR NO: 2026/702 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 26/01/2023 NUMARASI : 2022/741 Esas - 2023/87 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/03/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesi özetle; müvekkiline ait... Plakalı araç ile davalı sigortalı tarafından sigortalı olan ... plakalı aracın sebep olduğu 30.06.2020 tarihli kaza nedeniyle hasarlandığını, SBM kayıtlarına, ... plakalı aracın kusurlu olduğunun bildirildiğini, müvekkil-inin 02.07.2020 tarihinde davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketi kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, müvekkilinin haklarını (tazminatını) sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürümceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiğini, tahsil etmeleri gereken tazminat alacağının yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve faizini aşan zararın ortaya çıktığını belirterek müvekkilinin alacağının zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; Davacı tarafın, daha önce aynı olay ve aynı talebe ilişkin sigorta tahkim komisyonu nezdinde "faiz" talebini de içeren dava ikame ettiğini, bu talebin kabul edilerek hüküm kurulduğunu, dolayısıyla, hali hazırda temerrütten kaynaklı faize de hükmedilen kesin hüküm nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, zamanaşımına uğradığını, 2918 Sayılı KTK. ve mevzuat gereği teminat dışında kalan dolaylı zarar talebinin reddine, mahrum kalındığı iddia olunan somut munzam zarara ilişkin delil sunulmadığı için ispat edilemeyen taleplerin reddine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olmasına rağmen, Mahkeme tarafından görevli olup olmadığının herhangi bir değerlendirmesi yapılmak -sızın görevli olmadığı halde esasa girerek inceleme yapıldığını, mahkeme tarafından davalı yanın kusurlu olup olmadığı hususu incelemeksizin karar verilmesi adil yargılama hakkına aykırı olduğunu, munzam zarara faizi aşan bir taleptir ve enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği hususu yerel mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, mahkeme kararına dayanak teşkil eden yargıtay kararı sonrası Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş olan karar ile adeta ortadan kalmış ve kişilerin ekonomik değişkenlik karşısındaki maddiyatı korunmak amacı ile soyut ispat hususu kabul edildiğini, paranın alım gücünün zaten somut ibare olduğu, müvekkilin kredi çekmesi durumunda somut zararın olacağı lakin kredi yerine cebinde ki aktif varlığını kullandığında ise somut munzam zararın olmayacağı düşüncesi dürüstlük, açıklık ve eşitlik ilkesiyle hukuka aykırı olacağı ortada olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı munzam zarar tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsam -ından davacıya ait... Plakalı araç ile davalı sigortalı tarafından sigortalanan... plakalı aracın karıştığı 30.06.2020 tarihli kaza neden -iyle hasarlandığını, SBM kayıtlarına, ... plakalı aracın kusurlu olduğunun bildirildiğini, 02/07/2020 tarihinde davalıya başvuru yapıldığı, KTK'nın 99.maddesi gereğince 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarların zamanında ödenmemesi nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanmayan zarar oluştuğu iddiası ile munzam zarar talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı ZMMS sigorta şirketi olup, dava Asliye Ticaret Mahkemesi görevinde olduğundan göreve ilişkin istinaf itirazı da yerinde değildir.Emsal, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08/05/2023 tarih ve 2023/188 8Esas- 2023/6062 Kararında "... Davacı vekili, müvekkilinin yara -lanmasından kaynaklanan zararının karşılanması için davalıya başvurulduğu, ancak davalı tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığı, bu nedenle müvekkilinin munzam zararının olduğunu belirterek munzam zarar nedeniyle tazminat talep etmiş; İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu ile belirlenen munzam zarar miktarı hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121. maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir. Munzam zarar, alaca -ğını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacı -nın munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. Somut olayda; Davacı taraf, enflasyonun olumsuz etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki düşüş nedeniyle munzam zararı oluştuğunu, tahsil edilen yasal faizin alacaklının zararını karşılar nitelikte olmadığını belirterek zararın hesaplanmasını ileri sürmüş ise de, munzam zarar iddiası na konu alacak iddiasının trafik kazası sonucu davacı aracında meydana gelen değer kaybı zarar iddiası olduğu, kazadan kusurlu olduğu iddia edilen karşı aracın trafik sigortacısı olması hasebiyle davalının sorumlu tutulduğu, değer kaybı zarar tutarının ne kadar olduğu hususunun doğal olarak taraflar arasında ihtilaflı olduğu nitekim davacı STK nezdinde talepte bulunurken bile gerçek zarar tutarını öngöremediğinden belirsiz alacak davası olarak talepte bulunduğu, zarar tutarının bilirkişi tarafından rapor tarihindeki güncel kriterlere göre belirlendiği, kaza, başvuru, rapor, karar, icra ve tahsil tarihleri dikkate alındığında makul yargılama sürelerinin aşıldığından bahsedilemeyeceği gibi hukuk mahkemeleri için ön görülen ortalama yargılama sürelerinden daha kısa sürede yargılamanın STK' nda sonuçlandırıldığı, iddia edilen munzam zararın doğrudan zarar değil de yansıma zarar niteliğinde olduğu, 14.05.2015 tarihili 29355 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Trafik Sigortası Genel Şartları A.6/k bendi gereği yansıma zararların trafik poliçesi kapsamında olmadığı, davacının salt olumsuz ekonomik verilere dayanarak munzam zarar talebinde bulunduğu, somut olarak zarara uğradığına dair vakıa ve delil ibraz etmediği, Yargıtay'ın son dönemdeki kararlarına göre, munzam zararın somut olarak ispatının gerektiği, olumsuz ekonomik verilere üzerinden varsayıma dayalı hesap yapılamayacağı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/03/2026