Başvuru, işverenle güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, işverenle güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuruya konu olayların meydana geldiği süreçteki olağanüstü hâl (OHAL) koşullarına, OHAL ilanına ve uygulanan tedbirlere ilişkin genel bilgiler için bkz. A. (3) [GK], B. No: 2018/10286, 2/7/2020, §§ 10-18; Ayla Demir İşat [GK], B. No: 2018/24245, 8/10/2020, §§ 10- 1977 doğumlu olan başvurucu, 3/12/2012 tarihinden itibaren Merkezî Kayıt Kuruluşu A.Ş. (Kurum) nezdinde uzman olarak çalışmakta iken 19/7/2016 tarihli fesih bildirimi ile başvurucunun iş akdi sonlandırılmıştır. Bildirimde geçen ifadeler şöyledir:"Yönetim Kurulumuzun 2016 tarih ve 7/1 sayılı kararı ile; 'Yürütülmekte olan, tamamlanmış olan ve planlanan projeler değerlendirilmiş olup, işletme maliyetlerinin azaltılarak tasarruf sağlanması, verimliliğin arttırılması ve diğer idari gereklilikler nedeniyle mevcut insan kaynaklarında yeniden düzenlemeye ihtiyaç duyulduğundan', İş Kanununun 17 nci ve 18 inci maddeleri çerçevesinde, ihbar ve kıdem tazminatlarınız ile birikmiş izin ücretlerinizin ödenmesi suretiyle iş aktiniz 2016 tarihi itibarıyla sonlandırılmıştır." Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine karar verilmesi talebiyle Kurum aleyhine 21/7/2016 tarihinde dava açmıştır. İstanbul İş Mahkemesine (Mahkeme) sunduğu dava dilekçesinde başvurucu, savunması alınmadan ve somut bir sebep gösterilmeden yapılan feshin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı Kurum ise cevap dilekçesinde 15 Temmuz tarihli darbe teşebbüsünden sonraki olağanüstü durumlar gözönünde bulundurularak ilgili mevzuatın değerlendirildiğini ve yeni insan kaynakları politikaları oluşturulduğunu, bu kapsamda başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım personelin hizmetine ihtiyaç duyulmaması yönündeki işletmesel karara göre işçilik alacakları da ödenmek suretiyle iş akdinin sonlandırıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İşe iade davası devam ederken Borsa İstanbul A.Ş. tarafından işveren Kurum çalışanlarını da kapsar şekilde yapılan inceleme neticesinde Fetullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisaklı olduğu kanaatine varılan personel hakkında 10/2/2017 tarihinde suç duyurusunda bulunulmuş; bu kapsamda başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır. Mahkeme, çeşitli tarihlerde açtığı duruşmalarda tarafların iddia ve itirazlarını dinlemiş; işçilik alacakları yönünden dosyayı bilirkişi incelemesine göndermiş; başvurucu hakkında başlatılan soruşturmanın akıbetini araştırmak amacıyla müzekkere yazılmasına karar vermiştir. Başsavcılık, verdiği cevabi yazıda 8/10/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği bilgisini iletmiştir. Mahkeme 25/10/2019 tarihli kararı ile davanın kabulüne ve başvurucunun işe iadesine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde davalı işverence başvurucunun iş akdinin haklı-geçerli nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği, bu kapsamda yapılan feshin geçerliolmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı Kurum istinaf kanun yoluna başvurmuş, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 11/6/2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun kabulüne, gerekçeli kararın kaldırılmasına ve davanın reddine hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Somut olayda, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün kayıtlarına göre davalı şirketin anonim şirket olmakla birlikte bu şirketin kamu hissesi bulunan şirketlerden olduğu, davacı işçinin iş akdi yazılı fesih bildiriminde dayanılmamakla beraber davalı işverenin 2016 tarihli davaya cevap dilekçesinde ve 2016 tarihli davaya beyan dilekçesinde savunulduğu üzere işveren tarafından davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilmek suretiyle kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak sona erdirildiği, yine davalı işverenlikçe İstanbul B.Savcılığına gönderilen 06/12/2017 tarihli bilgi notu konulu yazıda davacının kurum içi iltisakının bulunduğu, müzahir gazete/dergi aboneliğinin bulunduğu, kardeşinin örgütünün şifreli yazışma programı olan bylock yazılımı kullanıcısı olduğu, kardeşinin kanun hükmünde kararname ile ihraç edildiğinin belirtildiği, İstanbul B.Savcılığının 08/10/2018 tarihli ve 2018/163618 soruşturma no ve 2018/72647 karar no sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kovuşmaya yer olmadığı kararı verildiği, kararda 2017/78259 soruşturma nolu dosya şüphelilerinin kendisiniiş sebebiyle tanıdıklarını beyan ettikleri, kızının 2015/2016 eğitim öğretim yılı sonuna kadar müzahir Özel Ataşehir Anafen Anaokulunda eğitim gördüğü, ikametinde ve üzerinde yapılan aramalarda ele geçen dijital materyaller üçerinde yapılan teknik inceleme sonucunda, silinmiş alandan resim içeriğinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin sohbet adı altında gerçekleştirdikleri toplantılarda hazırladıkları ve servis ettikleri 'Maklube' isimli yemeğe dair görüntü tespit edildiği, görüntüde yemek sofrasına katılanların yüzleri görünmediğinden şahıs tespitin mümkün olmadığı, cihazında terör örgütünün yayın organı olan www.herkul.org isimli internet sitesinin mobil uygulamasına rastlandığı, silinmiş alandan gelen fotoğraflar arasında terör örgütü ile üyeliği bilinin ve bağlılığını beyan eden eski futbolcu [H. Ş.]'e ait fotoğrafların yer aldığı, bu delil ve verilerin örgütle devamlılık arzedecek şekilde organik bağının bulunduğuna, özetle örgütle üyelik olarak nitelendirilebilecek seviyede ilişki içinde olduğuna dair kamu davasına dayanak teşkil edecek yeterli delil bulunmadığından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.Her ne kadar davacı hakkında ceza soruşturması neticesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçlaması ile ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de tüm dosya kapsamı ve soruşturma dosyasındaki bir kısım deliller (çocuğunun okul kaydı, bilgisayarında rastlanılan fotoğraflar ve cihazında rastlanılan program) değerlendiğinde davalı işverenin davacı işçisine karşı şüphe duymasına sebep olduğu, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açacak nitelikte olması değerlendirildiğinde işverenden katlanması beklenilmeyecek bu tür bir şüpheden dolayı iş ilişkisinin devamı için gerekli güven ilişkisinin sarsılmasına yol açacak ve güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğu da ortadan kalkacaktır. Davalı işverenlik nezdinde hakkında şüphe bulunan bir işçiyi çalıştırmaya devam etmenin davalı işverenden açısından beklenemeyeceği, davalı işveren açısından şüphe feshini gerektirir yeterli delil olduğu ve feshin geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin bu yönü ile istinaf sebepleri yerinde görüldüğünden davacının iş akdinin geçerli nedenle feshedildiği kabul edilerek davanın reddi gerekmekte olup ilk derece mahkemesi kararının dosya kapsamına uymadığı anlaşıldığından, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı tarafından açılan davada işverence yapılan feshin geçerli nedenle yapıldığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Başvurucu, nihai kararı 23/6/2020 tarihinde öğrendikten sonra 16/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.