Başvurucular 1974 yılında açılan hukuk davasının henüz karara bağlanmamış olması ve yargılama sürecinde taşınmazlarından yararlanamamaları nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Başvurucular 1974 yılında açılan hukuk davasının henüz karara bağlanmamış olması ve yargılama sürecinde taşınmazlarından yararlanamamaları nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir. Başvuru, 28/6/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 10/10/2013 tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 11/11/2013 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Mardin ili Derik ilçesi Ballı köyü 88, 90, 99 ve 104 parsel sayılı taşınmazların toprak tevzi komisyonunca yapılan çalışmalar neticesinde hazine adına tescil edilmesi üzerine, yapılan tescilin iptali hususunda başvuruculardan bir kısmı ve diğer başvurucuların murisleri tarafından, 12/3/1974 tarihinde Derik Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal davası açılmıştır. Derik Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/9/1975 tarih ve E.1974/13, K.1975/57 sayılı görevsizlik kararı ile taşınmazlara ilişkin kadastro tespit çalışmaları yapıldığından bahisle, dosyanın Derik Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Başvurucular ve murisleri tarafından, ayrıca 88, 90, 99 ve 104 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali hususunda 6/11/1975 tarihinde Derik Kadastro Mahkemesinin E.1975/420-421-422-423 sayılı dosyaları ile tespite itiraz davaları açılmıştır. Mahkemece, görevsizlik kararı ile devredilen dosya, belirtilen tespite itiraz davaları ile birleştirilerek askı ilanları yapılmıştır. Derik Kadastro Mahkemesinin, belirtilen tespite itiraz davalarının kabulüne dair 19/11/1976 tarihli dört kararı da Yargıtay Hukuk Dairesinin 10/10/1977 tarihli kararlarıyla bozulmuş, bozma sonrası dosyaların Derik Kadastro Mahkemesinin E.1977/622-623-624-625 sıralarına kaydı yapılmış, akabinde ilk derece mahkemesince E.1977/623-624-625 sayılı dosyaların E.1977/622 sayılı dosya üzerinde birleştirilmesine karar verilmiştir. Derik Kadastro Mahkemesinin davanın kabulüne dair 15/10/1982 tarih ve E.1977/622, K.1982/323 sayılı kararı Yargıtay Hukuk Dairesinin 7/3/1985 tarihli kararlarıyla bozulmuş, bozma sonrası dosyanın Derik Kadastro Mahkemesinin E.1983/70 sırasına kaydı yapılmıştır. Derik Kadastro Mahkemesinin davanın kabulüne dair 6/11/1985 tarih ve E.1983/70, K.1985/2 sayılı kararı Yargıtay Hukuk Dairesinin 10/4/1986 tarihli kararlarıyla bozulmuş, bozma sonrası dosyanın Derik Kadastro Mahkemesinin E.1986/1 sırasına kaydı yapılmıştır. Derik Kadastro Mahkemesinin davanın kabulüne dair 25/7/1986 tarih ve E.1986/1, K.1986/19 sayılı kararının Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/6/1988 tarihli kararlarıyla bozulması üzerine, dosyanın Derik Kadastro Mahkemesinin E.1988/23 sırasına kaydı yapılmıştır. Derik Kadastro Mahkemesinin davanın kabulüne dair 5/1/1991 tarih ve E.1988/23, K.1991/1 sayılı kararı Yargıtay Hukuk Dairesinin 29/11/1993 tarihli kararlarıyla bozulmuş, bozma sonrası dosyanın son olarak Derik Kadastro Mahkemesinin E.1994/2 sırasına kaydı yapılmış olup, dava hâlihazırda ilk derece mahkemesi önünde derdesttir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir.” 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.” 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir: “Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.…Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan hallerde basit yargılama usulü uygulanır.Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.” 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri” kenar başlıklı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir. Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı verilir.” 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.” 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir: “Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”