10. Hukuk Dairesi 2025/9003 E. , 2025/16000 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2017/53 E., 2025/250 K. Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekil…
10. Hukuk Dairesi 2025/9003 E. , 2025/16000 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2017/53 E., 2025/250 K. Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sosyal Güvenlik Merkezinde ... sicil sayılı dosyada işlem gören ... ... Ltd. Şti. işyeri sigortalılarından ... sigorta sicil numaralı ...'nın 16.12.1998 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası neticesindeki vefatı sebebiyle hak sahiplerine toplam 87.152,06 TL tutarında peşin sermaye geliri bağlandığını, kazanın 16.12.1998 tarihinde sigortalının tersanede Mersan -1 adlı tekneye merdivenle çıkarken merdivenlerden düşmesi sonucu meydana geldiğini, kaza nedeniyle yapılan tahkikat sonucunda düzenlenen müfettiş raporunda işçi sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı davranarak gerekli iş güvenliği önlemlerini almayan işvereninin kusurlu olduğunun tespit edildiği, kazalı sigortalıyı çalıştırmaya başladığını yasal süresi içerisinde Kuruma bildirmeyen ve sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce kazanın meydana geldiğini ve bu sebeple oluşan Kurum zararından işveren 506 sayılı Yasa'nın 10. maddesi uyarınca sorumlu olduğunu, Kurum alacağının gelirin onay tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Kurum alacağının zamanaşımına uğradığını, vefat eden sigortalının yakınlarınca açılan tazminat davasının halen derdest olduğunu ve bu dosyanın neticesinin beklenmesi gerektiğini, dava konusu olay hakkında önceki 506 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, meydana gelen olayda davalının kusurunun bulunmadığını, bu nedenle kazadan sorumlu tutulamayacağını, ayrıca yasal faizin dava tarihinden itibaren hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.12.2012 tarihli 2010/9 28... /1094 Karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile; 52.291,24TL'nin 28.12.2009 onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkeme kararına karşı davacı Kurum vekili ve davalı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. Dairemizin 10.09.2013 tarihli ve 2013/1181 Esas ve 2013/15833 Karar sayılı ilamında; inceleme konusu dosyada"... Davalı işverenin 506 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre sorumluluğu; kusursuzluk ilkesine dayanır. İş kazasında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10. maddeye göre sorumlu tutulması gerekir. Ancak işverenin, 506 sayılı Kanun'un 10. maddesine dayalı tazmin sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesi konusuna çözüm getiren, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 15.03.1995 T., 1994/800 E., 1995/166 K. sayılı ilamında “...Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği tazminat (tavan) miktarını önce kusur durumunu hiç gözetmeksizin belirlemek ve belirlenen tazminat miktarını geçmemek üzere davalının olaydaki kusursuzluğu dikkate alınarak Borçlar Kanunu'nun 43... . maddeleri uygulanarak varılacak sonuç uyarınca rücu alacağına hükmetme...” gereği öngörülmüştür. İşverenin, 506 sayılı Kanun'un 26. maddesi yanında 10. maddesi uyarınca da sorumlu tutulması gerektiğinin tespiti halinde ise işverenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek, hesaplanacak maddi tazminat miktarından, Borçlar Kanununun 43... . maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50’sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. 2- 506 sayılı Kanun'un 92. maddesine göre, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazası ve meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazası ve meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasından bağlanan aylığın da yarısı verilir. İnceleme konusu somut olayda; iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığı da bağlandığı iddiaları karşısında, hak sahiplerine ölüm aylığı yanında ayrıca iş kazası nedeniyle gelir bağlandığının anlaşılması karşısında, Mahkemece, gelirlerin ilk peşin değeri anılan Kanun'un 92. maddesi kapsamında belirlenip, davalı işverenin kusurlu/kusursuz sorumlulukları gözetilerek karar verilmelidir. 3- Hak sahipleri arasında gelirden çıkan olup olmadığı araştırılmalı, bu yöndeki iddianın doğruluğu belirlenir ise gelirden çıkana yapılan fiili ödeme miktarı saptanıp, ilk peşin sermaye değeri ile karşılaştırılarak Kurum zararı belirlenmelidir. 4-Kabule göre, ilk peşin sermaye değerli gelirler yerine, onay tarihi itibariyle bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerlerinin dikkate alınmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular incelenmeksizin, eksik inceleme sonucunda yazılı hüküm kurulması isabetsizdir. O hâlde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." gerekçesine dayalı olarak karar bozulmuştur. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 26.673,58 TL ilk peşin sermaye değeri ve 3.698,17 TL fiili ödeme tutarının 28.12.2009 onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın kazalıya atfedilen kusur oranı yönünden kaldırılarak davalının tam kusuru üzerinden sorumluluğuna karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan kusur raporunun eksik ve hatalı hazırlandığını, tarafların kusur aidiyeti yeterince incelenmediğive eksik araştırma sonucu karar verildiğini, davalının tam (%100) kusuru üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunu, ilgili ceza dosyası ile varsa hak sahipleri tarafından açılmış tazminat dosyaları celbedilip incelenip, dosya içeriğindeki tüm deliller birlikte takdir olunarak, ceza ve tazminat dosyalarındaki kusur ile bu davadaki kusur raporları arasındaki çelişkiler de giderilerek belirlenmesi gerektiğini, kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, tarafların kusur oran ve aidiyetleri işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden alınacak oluşa uygun bilirkişi raporu uyarınca saptanması gerektiğinin yargı kararlarında belirtildiğini, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmasının, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; dava tarihine ilişkin yanlışlık yerinde düzeltilebilir nitelikte olmakla davacı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Kurum vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.