T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/335 Esas KARAR NO : 2025/1311 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 21/09/2023 NUMARASI : 2022/320 Esas, 2023/207 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/335 Esas KARAR NO : 2025/1311 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 21/09/2023 NUMARASI : 2022/320 Esas, 2023/207 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin TPMK nezdinde tescilli ... tescil nolu "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, müvekkili şirketin "..." ibareli markalarının tek ve münhasır sahibi olduğunu, ayrıca bu ibarenin müvekkilinin ticaret unvanının çekirdeğini oluşturduğunu, davalı tarafın iş yeri merkezinde "... Tekstil" ibaresinin yer aldığı tabelayı kullandığını, bu hususa ilişkin davalı tarafa ihtarname çıkarıldığını, davalı ünvanının da müvekkilinin ticaret unvanına iltibas yarattığını, davalı tarafın müvekkiline ait tescilli ve "..." esas unsurlu markasını ticaret ünvanında ve tabelasında kullanarak müvekkilinin markasına tecavüz eylemini gerçekleştirdiğini ileri sürerek davalının müvekkilinin markasından ve ticaret unvanından doğan haklarına tecavüzünün tespiti, men'i ve ref'ini, davalının "..." ibaresini taşıyan ürünleri piyasaya sürmesi ve ticari amaçla stoklanması veya herhangi bir şekilde ticarete konu etmesinin ve bu ibareyi taşıyan ithal ya da ihracının, iş evrakı veya reklamlarda kullanmasının men'ini, bu ibareyi veya benzerini internet ortamında ticari etki yaratacak şekilde kullanmasının men'ini, davalı şirket ticaret unvanından "..." ibaresinin çıkarılmasını ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının marka muhtevasında tescil edilen logo ile müvekkili firmanın münhasıran sembolik manada salt tabela üzerinde kullandığı logunun gözle görülür mahiyette birbirlerinden farklı olup iltibas unsuru bulundurmadığını, punto itibariyle logoların göze çarptığı tabela ve kullanım esası doğrultusunda bu iki ibare ve logonun, iltibas unsurunu taşımadığını, tüketicilerce de rahatlıkla ve kolaylıkla ayırt edilebilir nitelikte olduğunu, müvekkili tarafından davacının markasına herhangi bir tecavüz eylemi gerçekleşmediğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi"..Dosya kapsamı deliller, Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları, Ticaret Sicil kayıtları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; 2013/89154 tescil nolu "..." ibareli markanın davacı adına tescilli olduğu, davalı tarafın herhangi bir tescili olmadan "..." , " ..." ibarelerini davacının tescili kapsamındaki sınıflarda markasal olarak kullandığı, davalının, tescilli ünvanını, tescil edilmiş bir bütün olarak unvan gibi kullanmayıp, davacı markasının ve ticaret ünvanının ana unsuru olan “...” sözcüğünü öne çıkarıp bunu çağrıştıracak şekilde vurgulayarak “... TEKSTİL”, “... GROUP” şeklinde marka gibi kullanması durumunun tespit edildiği, dolayısıyla, dosya kapsamı uyarınca davalı kullanımının ünvansal kullanımdan ziyade markasal nitelik arz ettiği, ticaret ünvanının kullanımını aşarak, markasal kullanıma dönüştüğü, kelime unsurunun davalı markasında da aynı ya da benzer şekilde yer almakta olduğu ve bu haliyle davalı kullanımının davacı markasına yanaşma iradesi gösterdiği, davalı kullanımının davacının tescil kapsamına giren mal/hizmet sınıfında olduğu, kesim formlarında yer alan gömlek, çizgili gömlek, tulum, sifon şeklindeki açıklamaların, bu durumu destekler nitelikte olduğu, davalı kullanımının, davacı markasıyla görsel, işitsel ve anlamsal açıdan ve bir bütün olarak değerlendirildiğinde yüksek düzeyde benzerlik teşkil eder şekilde olduğu ve davacı markasından ayrışmadığı, bu nedenle tüketici zihninde yarattığı imaj nedeniyle taraf markaları arasında kavramsal bağlantı kurulabileceği, tarafların faaliyet gösterdikleri alan dikkate alındığında, her iki firmanın da aynı/benzer müşteri kitlesini hedef aldıkları, müşteri kitlesinin dikkat seviyesinin ortalama düzeyde olacağı ve işletmeler arasında bir bağlantı olduğunu düşünebileceği, davalı kullanımında yer alan “tekstil” ibaresinin bu durumu artırdığı, markalar arasındaki farklılığın, malın/hizmetin yöneldiği tüketici kesimince hemen fark edilip algılanabilecek nitelikte olmadığı, bu açılardan markaların karıştırılabileceği, davalının, markanın kapsadığı mala/hizmete yönelik kullanımının halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğuracağı, karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek tecavüzün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle SMK anlamında tecavüz şartlarının mevcut olduğu, davalının ünvanındaki ek’in gerek davacı taraf markası gerekse de ünvanları arasında benzerlik ve iltibas riski doğuracağı, davacı ticaret ünvanına tecavüzün söz konusu olacağı, davalı kullanımının davacı marka sahibinin herhangi bir iznine dayanmadığı, Mevcut duruma göre, davalı kullanımının markaya ve ticaret ünvanına tecavüz ve bağlantılı olarak haksız rekabet teşkil edeceği, dolayısıyla işbu tespitler doğrultusunda davalı kullanımının SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına ve ticaret ünvanına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla bu talepler yönünden davanın kabulü gerekmiştir. Ticaret sicil kayıtlarına göre davacı ünvanının tescil tarihinin (31.08.2004); davalı ünvanının tescil tarihinden (25.02.2021) daha önce olduğu ve ünvan tescilinde öncelik hakkının davacıda olduğu, tarafların iş konusu ve faaliyet alanlarının aynı ya da benzer olduğu taraf şirketlerin ticaret unvanlarının, ayırt edici kısımlarının "..." kelimesinden oluştuğu, davalının ünvanındaki ek’in davacının ticaret ünvanı ile benzerlik ve iltibas riski doğuracağı, davacı şirket ile davalı şirket arasında herhangi bir bağ olmadığı halde üçüncü kişiler nezdinde ekonomik ve idari bağ olduğu izleniminin oluşma ihtimalinin bu sebeplerle ihtimal dahilinde olduğu anlaşılmakla davalıya ait ticaret ünvanının TTK.m.50; m.52/1; m.54 uyarınca terkin şartlarının gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılarak unvan terkinine yönelik talep yönünden de dava kabul edilmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli "..." esas unsurlu marka ve ticaret unvanından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile men'ine, davalının "..." ibaresini taşıyan ürünleri piyasaya sürmesi ve ticari amaçla stoklanması veya herhangi bir şekilde ticarete konu etmesinin men'ine, yine bu ibareyi taşıyan ithal ya da ihracının men'ine, bu ibareyi iş evrakı veya reklamlarda kullanmasının men'ine, yine bu ibareyi veya benzerini internet ortamında ticari etki yaratacak şekilde kullanmasının men'ine, 2-Davalı şirket ticaret unvanından "..." ibaresinin çıkarılmasına, (terkinine)..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf isteminde özetle; İlk derece mahkemesince logoya müstenit iltibasın çok geniş yorumlandığını, davacı firmanın logosunun şekil içermeyen sadce düz yazı ile '' ... '' biçiminde olduğunu, davalı firmanın tabelasında kullandığı logo ise '' üçgen '' şeklini ihtiva ettiğini, punto itibariyle logoların göze çarptığı tabela ve kullanım esası doğrultusunda bu iki ibare ve logonun, iltibas unsurunu taşımadığı, tüketicilerce de rahatlıkla ve kolaylıkla ayırt edilebilir nitelikte olduğunu, iki logonun ses, şekil, anlam, genel görünüm, çağrışım mefhumları itibariyle birbirlerinden gözle görülür mahiyette farklı olduklarını, üçgen şekilden müteşekkil logonun; davalı tarafından salt olarak tabela içeriği olarak kullanıldığını, akabinde keşide edilen ihtarname ile söz konusu tabela da dava öncesinde iyi niyete kaldırıldığını, '' ... '' ibaresi ile herhangi bir baskı, ürün, satış, pazarlama vb. de hususları da hiç mevcut olmadığını, davacı tarafın sonuç ve istem merhalesinde, zikretmiş olduğu talep ve hususlar müvekkili firma tarafından ihlal ve ihmal edilmediğini, bilirkişi raporunda ihlal mahiyetindeki kullanımlarla müvekkilinin ticari girişimde bulunmadığının belirtildiğini, zira; davalının '' ... '' ibaresini muhteva eden bir web sitesi dâhi bulunmadığını, bu şekilde müşteri portföyünce ve ticari çevresinde de tanınırlığı ya da ürün bilgi ve paylaşımı da bulunmadığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, markaya tecavüzün tespiti, men'i ile ticaret ünvanı terkini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacının 2013 89154 sayılı "..." markasının 25. Ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde 25/08/2014 tarihinde tescil edildiği, davacı şirketin 31/08/2004 tarihinde ticaret siciline kayıt edildiği, davalı şirket kuruluşunun ise 25/02/2021 tarihinde yapıldığı görülmüştür.SMK'nın 29/1-a madde atfı ile aynı yasanın 7/3-e maddesinde "İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması" halinde yasaklanmasına dair düzenleme işaretin ancak markasal kullanılması durumunda uygulanabilecek olup, dosya kapsamından davalı tarafından "..." ve "..." ibarelerinin davacı markasının tescil kapsamındaki sınıflarda markasal olarak kullanıldığı, davalı kullanımın markasal kullanım arzettiği ve ticaret ünvanı kullanımı aşarak davacı markasına yanaştığı, davalı tarafından ticaret ünvanının bir bütün olarak değil "..." ibaresini öne çıkararak kullanıldığı, sunulu bilirkişi raporunda davacı markası ile davalı kullanımlarının şeklen karşılaştırılmak suretiyle inceleme yapıldığı, davalı ticaret ünvanının davacı markasına tecavüz niteliğinde olduğuna ve davalı ticaret ünvan tescilinin sonraki tarihli olduğu dikkate alındığında ünvan terkin şartlarının da gerçekleştiğine dair gerekçesi yerinde olduğundan davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/10/2025