Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/7115 E. , 2024/2247 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/7115 Karar No : 2024/2247 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Jandarma teğmen olarak görev yapan davacı tara
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/7115 E. , 2024/2247 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/7115 Karar No : 2024/2247 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Jandarma teğmen olarak görev yapan davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ...tarih ve... sayılı işleminin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenil mektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; Uyap kayıtları ile dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 2009 yılında askeri okula başladığı, kendisinin FETÖ'ye müzahir örgüt evine davet edilmesi üzerine örgüt evine giderek sohbet toplantılarına katıldığı, 29.09.2011-07.06.2014 tarihleri arasında 94 kez çeşitli ankesörlü telefonlardan arandığı, hakkında ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E... esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan ceza davasında '..her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli vicdani delil elde edilemediği' gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve istinaf edilmeden kesinleştiği, Jandarma Genel Komutanlığı'nın istihbari yazısı içeriğinde davacının FETÖ terör örgütüyle irtibatı veya iltisakı olduğu yönünde tespitlere yer verildiği, bu durumda, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik 15.07.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; başta FETÖ/PDY terör örgütü olmak üzere terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin görevi başında kalmasının kamu düzeni ve güvenliği açısından sakınca oluşturacağı açık olduğundan, davalı idare tarafından yukarıda yer verilen mevzuat kapsamında yapılan değerlendirme sonucu davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı olduğu kanaatine varılarak dava konusu işlemin tesis edildiği, beraat kararının idarenin yaptığı istihbari çalışmalar neticesinde elde ettiği bilgilere dayalı olarak işlem tesis etmesine engel olmayacağı ve davalı idarenin takdir yetkisini keyfi olarak kullandığına dair başkaca bir belge ve bilgiye rastlanmadığından davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Davacı hakkında, FETÖ/PYD silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan kamu davası sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., ... sayılı kararı ile davacının beraatine karar verildiği, söz konusu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Ceza Mahkemesi kararında; sanığın ByLock programını kullandığına dair bir tespitin bulunmadığı, Bank Asya hesabının bulunmadığı, sanık hakkında ardışık/ankesör arama kayıtları bulunmakta ise de, görüşme sürelerinin çoğunlukla 0 saniye olması, kayıtlardaki kişilerin sanığı tanımamaları ve sanığa ait bu aramaların örgütsel olduğunu gösterir delil bulunmadığından, bu aramaların örgütsel amaçla olmadığı kanaatine varıldığının belirtildiği, öte yandan, davacının, 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra örgütle irtibatı ve iltisakı olduğuna ilişkin bir tespit ve delil bulunmadığı anlaşıldığından, 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların en erken dava tarihi (09/06/2020) olmak üzere her bir ödemenin yapılması gereken tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35/B-6. maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yapılacak değerlendirme için herhangi bir delile dayanma zorunluluğunun öngörülmediği, yürüteceği kamu hizmetinin doğrudan ülke güvenliğinde ve asayişin sağlanmasında önemli bir yere sahip olması ve görevin hassasiyeti de dikkate alındığında, davacının terör örgütüyle irtibatının bulunduğu sonucuna varılarak tesis edilen dava konusu işlemin her yönüyle hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; 10/03/1983 tarih ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı, Tunceli 2. Jandarma Komando Özel Harekat Tabur Komutanlığı emrinde teğmen olarak görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanunla 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E..., K... sayılı kararıyla beraatine karar verildiği ve anılan kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin Anayasal sadakat yükümlülüğünü yitirdiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Genel Komutanlığı personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hâkimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında Sözleşme'nin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007). Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E..., K... sayılı beraat kararında, "...SANIK ...SAVUNMASINDA; ''2009 yılında hiç bir destek veya torpil olmadan tamamen kendi çabamla jandarma astsubay Meslek Yüksekokulunu yedek 363'ten kazandım. 2009 yılı Eylül ayında Ankara Beytepe'de bulunan Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okuluna başladım. 2010 yılının ilk aylarında ise okulumdan sömestr tatiline ayrıldığımızda telefonumda kayıtlı olmayan bir numara beni aradı ve bana isminin A. olduğunu bir şeyler konuşmak için buluşmak istediğini söyledi şahıs ile buluştuğumuzda kendisini cemaat abisi olarak tanıttı ve sadece sohbet etmek ve dini konulardan dem vurarak bir kere de olsa beni cemaat evine davet etti hatta o evde bazı okul arkadaşlarımında olacağını söyledi ben numaramı nerden aldınız, astsubay okulunda okuduğumu nerden biliyorsunuz diye sorduğumda bana arkadaşların söyledi dedi daha sonra belirtilen eve gittiğimde evde beni arayan isminin A. olduğunu söyleyen şahıs ile M.Ç. ve Y.S. vardı. M Ç. ve Y.S.'in o zamanlar her ne kadar bire bir tanımasamda simaen okul arkadaşlarım olduğundan çıkardım. Bu evde genellikle namaz kılardık, dini bilgiler içeren sohbetler edilirdi fazla durmazdı her gittiğimizde evde farklı bir şahıs olurdu bizimle çeşitli dini sohbetler ederdi, somest tatili bittiğinde sadece bazı hafta sonları yine bizi çağırırlar bir kaç saat oturup kalkardık zaten çoğu hafta sonu okulumuz çıkışları yasakladığından veya ceza aldığımızdan dolayı çıkamazdık haliyle de cemaat evine gitmezdik bu süreç bu şekilde gidince de belirli bir süre sonra iyice düzensizleşti kimi haftalar mazeret uydurup ben gitmezdim, diğer haftalarda ise M. veya Y. gelmezdi gün geçtikçe bende sıkıldım ve gitmemeye başladım, astsubay okulundan mezun olmamıza yakın yolda A. isimli şahıs ile karşılaştım bana neden gelmediğimi sordu bende arkadaşları bilemem ama ben artık gelmek istemiyorum dedi bana lütfen irbatımızı koparmayalım dedi yinede ben teklifini kabul etmeyip yanından ayrıldım ve bir daha görüşmedim. ... Ben 2011 yılında Sarıkamış'a gittiğimde A. beni bir kaç kez hal hatır sormak için aradı ancak sabit hattan mı GSM'den mi hatırlamıyorum, ayrıca sabit hatlardan aranıp çaldırılıp kapatıldı hususlarınıda hatırlamıyorum ankesör bir görüşme yapmadım buluşma olmadı, Kars'ta bana ulaşmaya çalışan olup olmadığını bilmiyorum ancak benim haberim olmadı A. ile Kars'tayken yapmış olduğumuz görüşmelerde irtibatımızı koparmayalım diyordu bir kaç kelime konuşup kapatırdı uzunca bir sohbetimiz olmazdı, M.Ç. ile Y.S. ile okuldan sonra herhangi bir irtibatım olmadı... Sanığın kullandığı ... nolu gsm hattının16/10/2011- 20/05/2012 tarihleri arasında çok sayıda ankesör/sabit hatlardan arandığı, yine sanığın 21/07/2013- 07/06/2014 tarihleri arasında ankesör/sabit hatlardan arandığı görüşme sürelerinin çoğunlukla 0 saniye olarak gerçekltiği, Sanığın 05/08/2012 tarihinde L.A. isimli kişinin adına kayıtlı hat ile ardışık aranma kaydının bulunduğu, 30/10/2012 tarihinde S.T. isimli kişi ile ardışık aranma kaydının bulunduğu görüşme sürelerinin "94 ve 26" saniye olduğu, 03/11/2012 tarihinde M. G. ile ardışık aranma kaydının bulunduğu, görüşme süresinin 0 sanye olduğu, 29/12/2012 tarihinde V.A.K. ile ardışık aranma kaydının bulunduğu, görüşme süresinin 50 saniye olduğu, 29/07/2013 tarihinde E.P. ile ardışık olarak arandığı görüşme süresinin 0 saniye olduğu, 31/07/2013 tarihinde Ş.İ. ile ardışık olarak arandığı görüşme süresinin 0 saniye olduğu, 16/11/2013 tarihinde R.N. ile ardışık olarak arandığı görüşme süresinin 0 saniye olduğu, 08/01/2014 tarihinde C.G. ile ardışık olarak arandığı görüşme süresinin 0 saniye olduğu görülmüş, Sanığın savunmalarında bu aramaların örgütsel olduğunu kabul etmediği, sanık ile ardışık aranma kaydı olan tanıkların beyanlarında sanık ...'ı tanımadıklarını beyan ettikleri görülmüş, sabit hatlardan aranmalara ilişkin mahkememimizin genel kabulünün aranmaların örgütün haberleşme sistemi olarak kullandığına yönelik ise de, dosyamız özelinde sanığın kayıtlarındaki kişilerin sanığı tanımamaları ve sanığa ait bu aramaların örgütsel olduğunu gösterir dosyamızda mevcut delil bulunmadığından sanık hakkındaki aranmaların örgütsel amaçla olmadığı kanaatine varılmıştır..." tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği görülmüştür. Diğer yandan, UYAP kayıtları üzerinden yapılan inceleme neticesinde, M.Ç.'ye ait Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/09/2017 tarihinde düzenlenen şüpheli sorgulama tutanağında davacı hakkında; "...Daha sonra 2009 yılında astsubay okuluna başladım. Astsubay okuluna girmeden önce A. beni ismini hatırlayamadığım biriyle tanıştırdı. Daha sonra bu şahıs sohbetleri beraber yapacağız şeklinde söyledi, bu şekilde sohbetlere gidip gelirken astsubaylık okulundan devrem olan ... ve Y.S. ile eşleştirdi. Üçümüz beraber bahsettiğim abinin evine gidip sohbete katıldık. Sohbetten kastım tanışma, çay içme şeklindeydi. Bu durum sürekli beraber hareket etme şeklinde değildi, bir dönem Y. gelmemeye başladı, bazı dönemler ben katılmıyordum, bu şekilde kopukluklar oluyordu. Bu buluşmalarda beraber namaz kılıyorduk, abiyle beraber dini kitaplar okuyorduk, aradan uzun zaman geçtiği için Fettullah GÜLEN cd'si izlediğimizi ya da kitaplarını okuğumu hatırlamıyorum. Abinin devre arkadaşlarıyla ilgili bilgi sorduğuna hiç denk gelmedim. Sohbetler Demet'te bir evde yapılıyordu ancak evin şuanda yerini hatırlamıyorum. Bu durum okul boyunca devam etti. Ancak süreklilik arz etmiyordu. Daha sonra mezun olduk, ben kuradan Mersin'i çektim, Mersin'den birisi gelerek Ankara'da benimle tanıştı. Tahminime göre bu kişi ... koddu. Ankara'da görüştüğümüzde bana bir irtibat numarası verdi ve Mersin'e geldiğimde aramamı istedi. Kendisi bana geldiğinde bu numarayı ankesörlü hatta yada büfelerden ara dedi. Ben daha sonra geldim, Bozyazı Tekeli Karakoluna tayin oldum. Ben gelince N.'i ankesörlü hattan aradım, Mersin'e geldiğimi söyledim, oda tamam dedi, daha sonra ben karakola giderek görevime başladım. Tekeli'de iken N. beni aradı, Tekeli meydanındaki bir bank'a çağırdı. Oraya gittiğimde ... kod beni ... kodla tanıştırdı. Artık ...'le görüşeceksin dedi. Bu şekilde ...'le görüşmelerimiz başladı. ... ve Y. hakkında herhangi bir bilgim yoktur. ... Astsubaylık okul sürecinde cemaat abisine gitmişti. Y.S. ilk başta cemaat abisine giderdi. Ancak bir dönem kopukluk yaşadı, Y. hakkında sonradan devam edip etmediği konusunda bilgim yoktur. Y.S. ve ...'ın lise dönemlerinde evlerine gidip geldiklerini kendilerinden duydum. Y. ve Cevat isimli şahıslarla herhangi bir husumetim, düşmanlığım yoktur..." şeklinde beyanlarda bulunduğu; söz konusu şahsın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı dava sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E..., K... sayılı kararında, "...Sanık M.Ç. alınan ifadesinde TCK 221. maddesinde düzenlenen Etkin Pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan ederek FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü yapısı içerisinde bulunduğunu ve 2011 yılı eylül ayında Jandarma Astsubay okulundan mezun olduktan sonra kura ile Mersin İl Jandarma Komutanlığına atanmasının yapılması üzerine Ankara ilinde görüştüğü örgüt abisi tarafından Mersin ilinden gelen ... (K) U. A. isimli örgüt abisine teslim edilmesi üzerine FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü abileri ile Mersin ilinde ilk temasının bu şekilde başladığını, FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü Mahrem Asker abisi ... (K) U. A.’ ı Ankara ilinde kendisini teslim almaya geldiği esnada vermiş olduğu numarayı ankesörlü telefondan aradığını ve Bozyazı ilçesi ... Mahallesinde ... (K) M.G.’ a ilk görüşmede teslim edildiğini, örgüt abisi ile görüşmelerin sık sık olmadığını görüşmelerin Tekeli mahallesinde kiraladığı ikametgahında gerçekleştirdiklerini, ... (K) M.G. tarafından kendisinin 2013 yılında Tunceli İl Jandarma Komutanlığına atanması üzerine Tunceli ilinden gelen örgüt abilerine teslim edildiği yönünde beyanlarda bulunduğu, Sanık adına kayıtlı... numaralı hattın ...numarlı sabit hattan 2 kez başka asker kişiler ile ardışık olarak arandığının tespit edildiği, Tanık E.A. sanık ile ilgili olarak Elazığ İlinde 3 yıl sanığın sorumluluğun kendisinde olduğunu beyan ettiği, Sanık FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü içerisinde faaliyet gösterdiği Ankara ve Tunceli illeri ile de ilgili bilgi verdiği, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri yapısına sızdırdığı şahıslardan; hakkında başka yer Cumhuriyet Başsavcılığınca işlem yapılan, A.H. (TC: ..., FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye olmak suçundan Ankara Sincan Cezaevinde TUTUKLU, 677 sayılı khk ile ihraç,) Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevine faal olarak devam eden; Y.S.; (TC: 11... Elazığ Jandarma Komando Tabur Komutanlığında J.Asb.Üçvş. 2011-M.211 olarak görev yapmakta) ...: (TC: ... Tunceli Jandarma Komando Özel Harekat Tabur Komutanlığında J.Tğm. olarak görev yapmakta) A.E.: (TC: 11... K.K.T.C. 28.Mknz. Piyade Tümen Komutanlığı 28.Mknz.P.Alay Komutanlığı 1 Tank Bölük Komutanlığında Tank Astsubay Üçvş. olarak görev yapmakta) (4) şahsın teşhis ve tespit işlemini yaptığı,..." tespitlerine yer verilmiştir. Bununla birlikte, davacı ile birlikte sabit/ankesörlü telefon hatlarından aranan E.P.'nin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı dava sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E..., K... sayılı kararında, "...Sanık E.P.’nın kullandığı ... numaralı Gsm hattının birden fazla ankesörlü telefonlardan toplamda 62 kez tek ve ardışık olarak arandığı, dosya kapsamında bulunan analiz raporuna göre aramaların 06/07/2012 tarih ile 12/11/2014 tarihi aralığında gerçekleştiği tespit edilmiştir. Yargıtay ilgili ceza dairesinin içtihatlarında da belirtildiği üzere; kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat ve ankesörlü hatlar üzerinden asker şahıslarla gezerek ya da ardışık şeklinde yapılan aramaların; örgütün “gizlilik” ve “deşifre olmama” kuralına uygun olarak Askeri Mahrem Yapılanmasının irtibat kurma yöntemlerinden biri olup FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem imamlar tarafından örgütsel amaçlı, örgütsel haberleşmeyi sağlamak amacıyla gerçekleştirildiği, sanığa ilişkin ankesör arama tespitlerinin 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonrada devam etmiş olması, aramaların periyodik olarak tek ve ardışık şekilde gerçekleştirilmiş olması ve sanığın Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde piyade üstteğmen olarak görevli olması göz önünde bulundurulduğunda ankesörlü telefondan sanığa ait gsm hattına gerçekleştirilen aramanın örgütsel haberleşme amacıyla gerçekleştirildiği ve sanığın örgüt yapılanması içerisinde hiyerarşik konuma sahip şekilde yer aldığı kanaatine varılmıştır..." tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği görülmüştür. Yine, davacı ile birlikte sabit/ankesörlü hatlardan aranan C.G.'nin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı dava sonucunda verilen... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E..., K... sayılı kararında, "...FETÖ/PDY terör örgütünün silahlı kuvvetlerde örgütlenme şekline ilişkin bugüne kadar kesinleşmiş mahkeme kararları ve alınan ifadeler nazara alındığında, bu örgütün hücre tipi örgütlenmeye gittiği, asker şahısların görev yerlerinde sivil bir şahsa zimmetlendiği, bu şahsın kontrolünde düzenli olarak takip edildiği ve faaliyetlerini yürüttüğü, bu şahısların kod adı kullandığı ve askeri personelin tayininin çıkmasından sonra yeni görev yerinde de bu nitelikte bir temas ile örgütsel bağlılığını devam ettirerek faaliyetlerini yürütmeye devam ettiği görülmektedir. Sanık Mahkememizde alınan savunmasında, asker olduktan sonra örgüt içerisinde bulunan kişilerle görüştüğüne, kod adı alıp bu kod adını kullandığına, bunun dışında örgüt içerisindeki faaliyetlerininin neler olduğuna ilişkin soruşturma beyanlarını tekrar etmiştir. Tüm bu anlatımlar ışığında; sanığın aşamalarda istikrar arz eden dosya kapsamında mevcut delillerle de doğrulanan savunmasına göre, (kod adı alınması durumunda terör örgütü üyeliğinin gerçekleştiğine dair Yargıtay ... CD'nin... tarih,...E., K. sayılı emsal içtihadı da nazara alınarak) sanığın FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde "..." kod adı alıp kullanmak ve savunmasında geçen diğer faaliyetleri gerçekleştirmek suretiyle örgüt ile organik bağ kurarak örgüt üyesi vasfını kazandığı..." tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği görülmüştür. Bu kapsamda, davacı ile birlikte sabit/ankesörlü telefon hatlarından aranan S.Y. ve G.G. hakkında yukarıda yer verilen hususlar, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E..., K...sayılı kararında belirtildiği üzere, davacının, sabit/ankesörlü hatlardan kendisi gibi askeri personel olan bazı şahıslar ile arandığı hususu, tanık M.Ç.'nin, astsubay okulunda iken A. isimli şahsın yönlendirmesiyle davacıyla birlikte örgüt tarafından düzenlenen sohbet adı altındaki toplantılara katıldıkları ve bu durumun mezun oluncaya kadar devam ettiği şeklindeki beyanı ile davacının yargılama kapsamındaki savunmasında yer alan, astsubay okulunda iken A. isimli şahsın kendisini arayarak sohbet adı verilen toplantılara çağırdığı, bu toplantılarda tanık M.Ç.'nin de bulunduğu, göreve başladıktan sonra A.'nın kendisini arayarak "irtibatı koparmayalım" dediği şeklindeki kendi beyanı birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu durumda, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle, İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların en erken dava tarihi (09/06/2020) olmak üzere her bir ödemenin yapılması gereken tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulüyle Mahkeme kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların en erken dava tarihi (09/06/2020) olmak üzere her bir ödemenin yapılması gereken tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 05/03/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.