Başvurucu, kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı halde tutuklandığı ve tutukluluk halinin devam ettirildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı halde tutuklandığı ve tutukluluk halinin devam ettirildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 15/11/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 8/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüm’e gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 29/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurunun bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 31/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 10/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, diyeceklerini süresi içinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) mülga maddesi ile görevli İzmir Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, bu örgüte üye olmak, fuhuş, insan ticareti, şantaj, tehdit, özel hayatın gizliğini ihlal, kişisel verileri kayıt altına alma” suçlarının işlendiği şüphesiyle yürütülen 2010/640 sayılı soruşturma kapsamında 9/5/2012 tarihinde başvurucu gözaltına alınmıştır. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi (CMK maddesi ile görevli) tarafından 12/5/2012 tarih ve 2012/17 sorgu sayılı kararında başvurucu, B.Ö.’nın sahibi bulunduğu şirketlerin muhasebe müdürlüğü ve mali koordinatörlüğünü yaptığını ve suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Mahkemece, "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme" suçlarından dolayı, “suçların niteliği, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların mevcudiyeti, mevcut delil durumu, delillerin henüz tamamen toplanmamış olması, delilleri yok etme, gizleme ile kaçma hususunda kuvvetli ve ciddi şüphe olması ve atılı suçların kanunda öngörülen ceza miktarları dikkate alınarak” başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş, İzmir Ağır Ceza Mahkemesi 18/6/2012 tarih ve 2012/1869 sayılı karar ile "yapılan incelemede ... atılı suçların niteliği, mevcut delil durumu, yasada belirtilen bir tutuklama nedeninin mevcut olması ve şüpheli haklarında isnat edilen suçların ceza miktarı değerlendirildiğinde kaçma şüphesinin mevcut olduğu ve bu şekilde CMK.nun maddesindeki tutuklama koşulları ortadan kalkmadığından ... itirazının reddine" karar vermiştir. Cumhuriyet Başsavcıvekilliğinin 6/8/2012 tarih ve 2010/640 sayılı talebi üzerine (12/4/1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun maddesi ile görevli) İzmir 1 No.lu Hakimliğinin, 6/8/2012 tarih ve 2012/318 sayılı kararı ile başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki delillerle ilgili ayrıntılı açıklamalar içeren kararın ilgili kısımları şöyledir:"... Şüpheli Mehmet Aksu açısından yapılan değerlendirme;Şüpheli Mehmet Aksu'nun suç örgütü içerisinde şüpheli B.Ö.'nın talimatlarına göre hareket ettiğini gösterir telefon görüşmelerine ilişkin tape kayıtları ile şüpheli B.Ö.'nın usulüne uygun şekilde tespit edilen iletişim tespiti tutanakları, teknik takip izleme tutanakları, N.K. ve diğer şüphelilerin suça konu eylemlerle ilgili olarak kendi aralarında yaptıkları iletişimin tespiti tutanakları, şüpheli B.Ö.'da ele geçirilen ... seri numaralı taşınabilir bellek, şüphelinin çiftlik evinde yapılan aramada ele geçirilen bilgisayar harddiski, şüpheli N.K.'dan elde edilen harddiskler, şüpheli O.S.'den ele geçirilen harddisk, şüpheli S.K. 'den ele geçirilen harddisk, F.A.'dan ele geçirilen harddisklerin içeriklerinde bulunan veriler; şüphelinin Türkiye çapında faaliyet gösteren ve yapılan aramalarda devletin güvenliğine ilişkin bilgi ve belge, kişisel veri, şantaj amaçlı video ve resimler elde edilen suç örgütünün içerisinde yer alarak B.Ö.'nın talimatları doğrultusunda hareket ederek devletin güvenliğine ilişkin bilgi ve belgeleri temin ettiğine ve kişisel verileri kaydettiğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir olgular niteliğinde olduğu, öte yandan atılı suçların niteliği, devletin güvenliğine ilişkin bilgi ve belgeleri temin etme suçunu düzenleyen TCK'nun 327/1 maddesinin alt sınırının 3 yıl üst sınırının 8 yıl, suç örgütü kurmak suçunu düzenleyen TCK'nun 220/1 maddesinin alt sınırının 2 yıl üst sınırının 6 yıl olduğu, yine şüpheli B.Ö.n'ın 15 yıldır yanında bulunan şüphelinin telefon görüşmelerinden anlaşılan konumu ve şüpheli B.Ö. ile ilişkileri düşünüldüğünde bu yapılanmadan haberinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, her ne kadar suç örgütüne üye olmak suçundan tutuklanmış ise de, açıklanan nedenlerle suç örgütünün yöneticisi olma ihtimalinin ve dolayısıyla suç vasfının aleyhine değişme ihtimalinin bulunduğu, iddia edilen suç örgütünün yapısı, gücü, faaliyet alanı, amacı, hedefleri ve işleyiş şekli ile şüphelinin tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alındığından kaçma şüphesinin bulunduğu, bir diğer yandan suç örgütüne yönelik operasyonda ele geçirilen dijital materyallerin gerek sayıca çok olmaları ve gerekse bir kısmının suç örgütü tarafından şifrelenmiş olması nedeni ile henüz şifrelerinin kırılamadığı ve incelemelerinin yapılamadığı, bu anlamda delillerin henüz tam olarak toplanmamış olduğu, şüphelinin delilleri karartma şüphesinin de bulunduğu, bu durumda tutuklamanın ölçülü olduğu ve tutuklamadan beklenen gayenin adli kontrol hükümleri ile sağlanamayacak olması dikkate alınarak şüphelinin CMK.nın maddesi gereğince tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir...." İzmir 1 No.lu Hakimliğinin 16/10/2012 tarih ve 2012/896 sayılı kararı ile atılı suçların işlendiğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların varlığı, atılı suçların niteliği, kanunda belirlenen ceza miktarları, suçların şüpheliler aleyhinde vasıf değiştirme ihtimalinin bulunması, delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması ve şüphelilerin tutuklulukta geçirdikleri süre de dikkate alındığında kaçma ve delil karartma şüphesinin bulunması, tutuklamanın ölçülü olduğu ve tutuklamadan beklenen gayenin adli kontrol hükümleri ile sağlanamayacak olması dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu 23/10/2012 tarihli dilekçesi ile İzmir 1 No.lu Hakimliğinin 2012/896 sayılı kararına karşı tutuklanmayı gerektirir somut delil bulunmadığı gerekçesiyle itiraz ederek tahliye talebinde bulunmuştur. İzmir 2 No.lu Hakimliğinin 2/11/2012 tarih ve 2012/796 sayılı kararı ile itirazın reddine ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"... tutuklama tarihinden bu yana şüpheliler lehine delil durumunda bir değişme ve gelişme bulunmadığı, tutuklama sebep ve koşullarının ortadan kalkmadığı, ele geçirilen dijital veriler içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin gizlilik derecelerine ilişkin Genelkurmay Başkanlığından gelen yazı cevabının soruşturma makamınca eksik ve yetersiz bulunarak aynı konuda tekrar daha detaylı ve ayrıntılı bir bilginin kendilerine verilmesi için Genelkurmay Başkanlığına yeniden 31/10/2012 tarihinde müzekkere yazıldığı ancak henüz cevaplarının dönmediği, bu aşamaya kadar Genelkurmay Başkanlığından gelen yazı cevapları ve bilgilerin şüphelilerin lehine bir delil niteliğinde olmadığı, İzmir 1 No.lu Hakimliğin CMK'nın madde çerçevesinde 16/10/2012 tarihinde verdiği itiraza konu şüphelilerin tutukluluk halinin devamına dair 2012/896 İş sayılı kararında tutukluluğun devamı gerekçelerinin ve şüphelilerle ilgili somut ve maddi delillerin gösterilmiş olduğu, 1 Nolu hakimliğin bu kararından sonra delil durumunda bir değişme ve gelişme olmadığı ve yine itiraza konu İzmir 1 No'lu hakimliğin şüphelilerle ilgili 16/10/2012 tarih ve 2012/896 İş sayılı kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından şüpheliler Mehmet AKSU ve ... müdafilerinin bu kararlara yönelik vaki itirazlarının reddine Hakimliğimizce karar vermek gerekmiştir.” Başvurucunun da dahil olduğu toplam 357 şüpheli hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6/1/2013 tarih, 2010/640 soruşturma no ve 2013/3 esas sayılı iddianame ile kamu davası açılmış, iddianamede başvurucunun suç işlemek için örgüt kurmak, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme ve devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etme suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir. İddianamenin başvurucu ile ilgili kısımları şöyledir; “Yapılan teknik çalışmalarda B.Ö.’nın …da bulunan evinin bahçe kısmına evin içerisinden geçişi olan gizli bir alan yaptırdığı, inşaat çalışmalarını fark eden zabıta ekiplerine görevliler tarafından inşa edilen şeyin su deposu olduğu söylendiği ancak zabıta ekiplerinin teknik nedenlerle yapılan inşaatın su deposu olamayacağını söyleyerek işlem yapacaklarını söyledikleri, B.Ö.’nın konunun kendisine ulaşmasından sonra sorunu çözmesi için Mehmet Aksu’yu görevlendirdiği ve Mehmet Aksu’nun görevli zabıta memurlarına rüşvet vererek inşaatın devamını sağladığı yönünde teknik veriler elde edilmiştir (İddianame sayfa 126). Yapılan teknik çalışmalarda B.Ö.’nın oğlu Ö.nın 2010 yılında … de bir otelin otoparkında çıkan silahlı kavga sırasında işletme sahibi … tarafından vurularak öldürüldüğü, konu ile ilgili davanın … Ceza Mahkemesinde görülmekte olduğu, B.Ö.’nın Avukat … aracılığıyla davanın seyrini lehlerine değiştirebilmek amacıyla faaliyette bulundukları, B.Ö.’nın bu faaliyetleri N.Y. ve Mehmet Aksu aracılığıyla yürüttüğü yönünde teknik veriler elde edilmiştir (İddianame sayfa 128). SUÇ ÖRGÜTÜNÜN MALİ YÖNETİCİSİ MEHMET AKSU: Örgütün pandorada yer almayan tek yöneticisi olduğu, uzun yıllardır örgüt lideri şüpheli B.Ö.’nın müdürlüğünü yaptığı, B.Ö.’nın illegal işlerini de bizzat takip ettiği, bu konuda tespite düşen konuşmalarının iletişimin tespiti tutanaklarında mevcut olduğu, …. örgütün mali işlerini şüpheli Mehmet Aksu’nun idare ettiği, bu nedenle şüphelinin örgütün mali işlerini idare eden yöneticisi olduğu tespit edilmiştir (İddianame sayfa 192).” Davanın görüldüğü İzmir Ağır Ceza Mahkemesi E.2013/9, 16/1/2014 tarihli ara kararında başvurucu ve diğer tutuklu sanıkların tutukluluk durumunu değerlendirmiştir. Mahkeme kararında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular belirtildikten sonra tutuklama nedenleri olarak şu değerlendirmede bulunmuştur; “Sanıkların üzerine atılı birden fazla suçun bulunması, atılı suçların niteliği, keza sanıkların iddianamede anlatılan eylemlerinin, sübut bulması halinde bilgilerin niteliğine göre iddianamede belirtilen suçlamalara ek olarak TCK.'nun 329 ve maddelerinde tanımlanan suçları da oluşturma ihtimalinin bulunduğu, bu ihtimalin gerçekleşmesi durumunda gerçek içtima kuralları uyarınca iddianamede belirtilen suçlamalara ek olarak sanıklar hakkında TCK.'nun 329 ve maddelerinin de uygulanmasının ve dolayısıyla suçların sayı ve nitelik olarak vasfının tüm tutuklu sanıklar aleyhine değişme olasılığının bulunduğu, TCK.’nun 329/1 fıkrasında düzenlenen suçun alt sınırının 5 yıl, üst sınırının 10 yıl hapis cezası, TCK.'nun 329/2 fıkrasındaki suçun alt sınırın 10 yıl, üst sınırının 15 yıl hapis cezası, TCK.’nun 336/1 fıkrasındaki suçun alt sınırının 3 yıl, üst sınırının 5 yıl hapis cezası, TCK.'nun 336/2 fıkrasındaki suçun alt sınırın 10 yıl, üst sınırının 15 yıl hapis cezasını gerektirdiği.Ele geçirilen gizlilik dereceli bilgi/belgeler hakkında Genelkurmay Başkanlığı'ndan ayrıntılı değerlendirme raporunun alınması zaruretinin olduğu ve bu amaçla merciinden düzenlenecek raporların beklenildiği, sanık B.Ö.’nın evinde ele geçirilen harici harddiskte bulunan pandora adlı veri tabanı ile sanıklarda ele geçirilen dijital materyaller üzerinde TÜBİTAK'tan kapsamlı bilirkişi raporunun istenildiği ve rapor dönüşünün beklendiği, hazırlanacak rapor neticelerinin beklenilmesinin yargılamanın gereği olduğu ve bu anlamda delillerin tam olarak toplanmamış olduğu, Öte yandan iddia olunan suç örgütünün yapısı, işleyiş şekli, faaliyetleri ve etki alanı ile sanıkların konumları dikkate alındığında, serbest bırakılmaları durumunda hazırlanacak rapor ve değerlendirmelerin sağlıklı bir şekilde yapılmasını engelleme ihtimalinin bulunduğu, bu şekilde delilleri karartma ihtimalinin olduğu, bu bağlamda CMK 100/(2-b)/1 ve 2’de belirtilen tutuklama nedenlerinin mevcut olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tutukluluk tedbiri konusundaki yerleşik karar ve gerekçelerinde, kişinin adaletin işleyişine müdahale etme riski olan hallerde tutukluluk tedbirinin uygulanabileceğinin belirtilmiş olduğu, dava dosyasında AİHM'in belirttiği bu kriter ve ölçütlerin yukarıda belirtildiği şekilde gerçekleştiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde tutuklamanın bu aşamada ölçülü olduğu ve tutuklamadan beklenen gayenin adli kontrol hükümleri ile sağlanamayacağı" gerekçesiyle başvurucu ve diğer tutukluların tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir. Başvurucunun, 16/1/2014 tarihli tutukluluğun devamı kararına karşı yaptığı itiraz üzerine Bursa Ağır Ceza Mahkemesi 29/1/2014 tarih ve 2014/46 Değişik iş sayılı karar ile başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Karar gerekçesinde, “… sanık Mehmet Aksu’nun örgüt yöneticisi sıfatıyla nitelikli suçlardan cezalandırılması talep edilmiş ise de; mevcut delil durumu itibariyle dosya kapsamından sanığın örgüt yöneticisi olarak kabul edilebileceğine dair şahsa ilişkin herhangi bir kayıt yada veriye ve veri intikaline rastlanılmamış olması değerlendirilerek …. sanıklar Mehmet Aksu ….’nin tutukluluk hallerinin devamı mağduriyetlerine neden olabileceğinden, tutuklamanın tedbir mahiyetine nazaran tutuklama tedbiri ile davaya devam ölçülü olmadığından bu sanıkların bihakkın tahliyelerine karar verilmesi gerekmiş, ancak bu sanıklar hakkında … adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmesi gerekmiştir. … Sanıklar Mehmet Aksu, … nin tutuklu kaldığı süreler gözetildiğinde, tutuklamanın tedbir mahiyetine nazaran eylemlere farklı maddelerin uygulanmasını gerektiren sevk maddelerine dönüşme ihtimali ile tutukluluk hallerinin devamı kararı ölçülü olmadığı gibi, bu aşamada sanıkların mağduriyetlerine yol açabilecektir…. Sanıkların toplanacak delillere müdahale etme risklerinin somut olarak bulunmaması, kaldı ki tutuklu sanıklara göre konumları itibariyle bu delilleri müdahale etme imkanı olabilecek tutuksuz yargılanan sanıkların da bulunması itibariyle, tutuklu yargılanan bu sanıkların ne şekilde delillere müdahale edebileceği de somut olarak belirtilmeden, İzmir Ağır Ceza Mahkemesince (TMK.Maddesi İli Görevli) …. gerekçeleriyle tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi sanıklar Mehmet Aksu, … yönünden yerinde görülmemiştir.” Başvurucu hakkındaki dava, İzmir Ağır ceza Mahkemesinin 2013/19 esas sayılı dosyası üzerinde yürütülmeye başlanmış, ancak 6526 sayılı Kanun’un maddesiyle TMK. Maddesi ile görevli mahkemelerin görevlerinin son bulması üzerine İzmir Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiş olup, halen Mahkemenin 2014/100 esas sırasında derdesttir. Başvurucu 15/11/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” Aynı Kanun’un maddesinin (1) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.…. (5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.….” Aynı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin eden kimseye üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Fiil, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuşsa müebbet hapis cezası verilir.” 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),…(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”