Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkile ait ------ plakalı araca, 13/11/2021 tarihinde dava dışı -----plakalı aracın çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın sonucu düzenlenen kaza tespit tutanağından, ----- raporundan ve-----kayıtlarından da anlaşılacağı üzere ------ plakalı araç sürücüsü asli ve tam kusurlu olduğunu belirterek, şimdilik 100,00 TL hasar bedeli, 472,00 TL ------- hizmet bedeli olmak üzere toplam 572,00 TL’nin davalıdan temerrüt ta
davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Sudi Arabistan'dan ithal ettiği, 18 palet toplam 24.750 kilogram ham maddenin antrepoda müvekkil şirkete nakledilmek üzere davalı şirkete ait ... plakalı aracın 23/08/2012 tarihinde teslim edildiğini, aracın sürücüsünün diğer davalı olduğunu, ham maddenin teslimi sırasında 2400 kilogram ham maddenin eksik olduğuna ilişkin tutanak düzenlendiğini, müvekkilinin navlun bedelini itirazı kayıtla ödeyerek mal bedeli ve yoksun kalma karı ödenmesi amacı ile davalılara 31/08/2012 tarihinde ihtarname keşide edildiğini, bu nedenle zayi olunan malın bedelinin ödenmesi gerektiği, bunun yanı sıra müvekkilinin ham maddeyi işledikten sonra yatış yaptığını ham maddenin yurt dışında ithal edildiğini, davalıların kusuru nedeni ile müvekkiline teslim edilmeyen mallar için yeniden ithalat masrafı yapılması gerektiğini, ithal ve taşıma giderlerinin faiz ve karşılanmayan zarar olduğunu, ileri sürerek ham madde bedeli için 7.857,46TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte 2.200,00-TL'nin ise dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Ltd.Şti. vekili savunmasında özetle; davanın haksız olduğunu, harcın eksik ödendiğini, müvekkilinin dava konusu emtianın taşımasının alt taşıyıcı olarak yüklendiği, taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, buna rağmen asıl taşıyıcının taşıyıcıya karşı dava açılmadığını, müvekkilinin teslim aldığı yükü davacı şirkete ait fabrika binasının bulunduğu adrese getirdiğini, müvekkilini karşılayan güvenlik görevlilerin gece saatinde boşaltma işlemi yapılamayacağı için aracı boşaltmanın yapılacağı rampaya yanaştırarak sabaha kadar beklemesini istediklerini, davalı sürücününde tarif edilen şekli ile aracı boşaltma rampasına yaklaştırarak araç içersin de istirihata çekildiği sırada fabrika sahası içerisinde güvenlikli ortamda araçtaki bir kısım emtianın çalındığı, müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiş, bu davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyanlarını içeren 26/04/2016 tarihli dilekçesinde; müvekkiline kusurun atfedilemeyeceğini hırsızlık olayının meydana gelen yerin fabrika sahası olduğunu savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararın tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki delillerden davalı ile davacı şirket arasında taşıma ilişkisinin bulunduğu, davalı şirketin davacıya ait hammadde emtiasını taşıdığı, diğer davalının ise araç sürücüsü olduğu sabittir. Uyuşmazlık meydana gelen zararda davalıların sorumluluğu bulunup/ bulunmadığı noktasındadır. TTK.'nın 875. Maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın taşımak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın kaybından, hasarından veya teslimdeki gecikmeden doğan zarardan sorumludur. Taşıyıcının sorumluluktan kurtulma halleri anılan kanunun 876. Ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra TTK.879. Maddesi gereğince taşıyıcı kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmesi sırasındaki fiil ve ihmallerden de kendi fiil ve ihmali gibi sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Belirtilen maddeler ışığında somut olaya bakıldığında sürücünün teslim aldığı yükü, teslim etmeden taşıyıcıdan beklenen sorumluluğa aykırı davranarak aracı park ederek çalınmasına sebep olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı çalışanlarının talimatı ile araca park edildiği savunulmuş ise de dosya kapsamındaki belgelerden güvenlik görevlilerin davacı çalışanları olmadığı, sitenin güvenliğini sağlayan kişiler olduğu, boşaltma rampasına tam olarak yaklaşılmaksızın aracın park edilerek yükü korunmasız bırakılması nedeni ile hırsızlık olayın meydana gelmesi anlaşılmakla taşıyıcının sorumlu olduğu , davacı yönünden müterafik kusur nedeniyle tazminat miktarından indirim yapılamayacağı anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra ağır kusur olarak değerlendirilen sürücü eylemi sonucu hırsızlık olayının meydana gelmiş olması nedeni ile, ifa yardımcısı olan sürücünün de haksız fiil hükümleri gereğince sorumlu olacağı kabul edilerek zayi olan emtia bedelinin sözleşme ve haksız fiil sorumluluğu hükümlerine göre davalılardan tahsiline, diğer istek kalemi yönünden davacının davasını kanıtlayamadığı..." gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 7.857,46TL'nin, davalı şirket yönünden 15/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi, davalı ... yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ve davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı şirkete gönderilen ihtarnamenin tebliğinin 14.11.2012 olduğu açıkça görüldüğünü, kararda faizin işlenme tarihinin yazılmasında maddi hata meydana geldiğini, davalı şirket yönünden işleyecek olan faizin 15.11.2012 olarak düzeltilmesi gerektiğini, Anılan kararda ağır kusur olarak değerlendirilen sürücü eylemi sonucu hırsızlık olayının meydana gelmiş olması sebebiyle ifa yardımcısı olan davalı ... yönünden haksız fiil hükümleri gereğince bedelin dava tarihinden yani 26.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkili şirkete verilmesine karar verildiğini, TBK md.117/2'de gereğince ... yönünden faizin başlangıç tarihi olarak dava tarihinin belirlenmiş olması hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, faizin başlangıç tarihinin haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 24.08.2012 olarak belirlenmesi gerektiğini, Müvekkili şirket anılan hammaddeyi ithal edip işledikten sonra satışını yaptığını, davalıların kusurları nedeniyle müvekkili şirkete teslim edilemeyen emtianın ithali için yapılmış olan masrafların karşılanamadığını, Ayrıca üretimde kullanılmak üzere yine aynı emtiadan aynı miktarda satın alınması, ithali ve müvekkili şirkete yeniden nakliyesi gerekmiş olup bütün bu işlemleri gerçekleştirmek için yeniden ödenen bedel emtianın değerinde meydana gelen artış da göz önünde bulundurulduğunda müvekkili şirketin uğradığı zararlar verilen karar neticesinde karşılanamadığını, ilk derece mahkemesinin, bilirkişi raporlarına karşı bu yöndeki itirazları değerlendirmediğini, Kararda, diğer istek kalemi yönünden davacının davasını kanıtlayamadığı şeklinde gerekçe belirtildiğini, ancak, bu talebin bilirkişi raporlarında değerlendirilmediğini, müvekkili şirket defterleri üzerinde bu yönde bir inceleme yapılmadığını, ilk derece mahkemesinin, bu konudaki itirazlarla ilgili bir karar da vermediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, istinaf başvurusunda özetle; Müvekkilinin, davalı ... firmasına hizmet akdi ile bağlı olup olay günü ... plaka sayılı aracın şoförlüğünü yaptığını, müvekkilinin davacıya ait yükü kendisine bildirilen adrese getirdiğini ve burada kendisini karşılayan güvenlik görevlisinin talimatı ile aracını boşaltma yapılacak rampaya yanaştırdığını, yükün boşaltılacağı saati beklerken yol yorgunu olması sebebiyle aracın içinde istirahate çekildiğini, hırsızlık olayının yaşandığı yer davacıya ait fabrikaya ait olup dosyadaki görüntülerden de anlaşıldığı üzere güvenlik görevlisi ve güvenlik kameralarının olduğu bir alan olduğunu, beklenilen yer güvenlikli bir bölge olduğundan ve davacıya ait bir alan olduğundan dolayı müvekkilin hırsızlık olayını öngörmesi mümkün olmadığını, ayrıca, müvekkilinin sürücüsü olduğu araçta yedek şoför bulunmadığından müvekkilinin hem aracı kullanıp hem de araca ve yüke nezaret etmesi kendisinden beklenemeyeceğini, ikinci bir şoförün araçta bulundurulması yükümlülüğü davalı firmaya ait olup bu nedenle müvekkiline kusur atfı mümkün olmadığını, izah edilen maddi gerçek dava dosyasında da ispat edildiğini, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun olmadığı ilk bilirkişi raporuyla da tespit edildiğini, buna rağmen mahkemece müvekkilinin ağır kusurlu olduğunun değerlendirilerek zarardan sorumlu tutulmasının hukuka uygun düşmediğini, Davacının, eldeki davada ileri sürdüğü alacağını sözleşmeye dayandırdığını, kabul anlamına gelmemek üzere, davacının sözleşmeden kaynaklanan alacağını talep ettiği davayı müvekkiline yöneltmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmadığından davanın müvekkili açısından usulden reddi gerektiğini, haksız fiil iddiasını davacı değil davalı şirket müvekkili şirkete karşı ileri sürebileceğini, eldeki davada müvekkilinin ancak ihbar olunan sıfatıyla dahil olmasının mümkün olduğunu, davacının doğrudan müvekkiline rücu hakkı bulunmadığını, bu hususun ilk derece mahkemesince hiç değerlendirmediğini, davacının davasını dayandırdığı hukuki ilişkinin dışına çıkarak hüküm kurulduğunu, kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın müvekkili yönünden tümden reddine karar verilmesini istemiştir.