(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2012/9568 E. , 2012/10483 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, müşterek çocukların isminin değiştirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacılar dava dilekçesinde, müşterek çocuklarının çevresinde "..." adıyla t…
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2012/9568 E. , 2012/10483 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, müşterek çocukların isminin değiştirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacılar dava dilekçesinde, müşterek çocuklarının çevresinde "..." adıyla tanınmasına karşın nüfus kütüğüne "..." olarak kaydedildiğini ileri sürerek, tanınıp bilindiği adının, nüfus kayıtlarında yer almasını temin için Jansere olan adının iptali ile ... olarak nüfusa kayıt ve tescilini istemiş, mahkemece Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğü ile Türk Dil Kurumu Kişi Adları Sözlüğünde yapılan incelemede Türkçe'de ... ve ... şeklinde ad kullanımı olmadığının bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar müşterek çocuklarının Jansere olan adının Janserey olarak düzeltilmesi için haklı nedeni bulunduğunu ileri sürmüştür. 5490 sayılı Nüfus Kanunu'nda ve gerekse yürürlükteki diğer yasalarda kişinin, almak istediği adın herhangi bir anlamının olması gerekmemektedir. Kişiyi mutlu edecek ve onu benimsediği yeni ad, haklı neden bulunduğu takdirde nüfusta kayıtlı bulunan adı ile her zaman değiştirilebilir. Yeni alınacak adın yasalara aykırılık teşkil etmemek, kişiyi ve onun yakınlarını incitecek nitelikte olmamak kaydıyla kullanılmasında mevzuat açısından hiç bir sakınca bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece tüm bu hususlar ile Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesi hükmü ve davacının sunacağı tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.