6. Hukuk Dairesi 2023/2762 E. , 2024/2119 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/530 E., 2023/93 K. DAVA TARİHİ : 13.01.2015 HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muvazaa nedeniyle sıra cetveline itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk De
**6. Hukuk Dairesi 2023/2762 E. , 2024/2119 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/530 E., 2023/93 K. DAVA TARİHİ : 13.01.2015 HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muvazaa nedeniyle sıra cetveline itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçluya ait taşınmazın satıldığını, düzenlenen sıra cetvelinde ihale bedelinin tamamının davalı alacağına ödendiğini, davalı alacağının muvazaalı olduğunu, davalının takibine dayanak senedin önce ciro sonrada temlik yolu ile davalının eline geçtiğini, senedin kambiyo vasfı taşımadığını bu nedenle ciro yolu ile devrinin mümkün olmadığını, davalı takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmiş ise de bu ilamın müvekkili bakımından maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğini davalının alacağının gerçek bir alacak olduğunu ispat etmesi, gerektiğini ileri sürerek, sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın müvekkili alacağına ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı borçlunun ciro silsilesinin kopukluğunu ileri sürmediğini, takibe yapılan itirazın iptaline karar verildiğini, müvekkili alacağının davacı alacağından çok önce doğduğunu, müvekkilinin usul ve yasaya uygun temlik ile alacağı temlik aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.01.2016 tarihli 2015/16 E., 2016/20 K. Sayılı kararı ile; muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki bir tarihi taşıması gerektiği, daha önce doğan alacağın, daha sonra doğan alacak için muvazaa oluşturmayacağı, davalı alacağının, davacı alacağından önce doğduğu, dolayısıyla, davacının davalıya karşı muvazaa iddiasında bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 23. (Kapatılan) Hukuk Dairesi'nin15.11.2018 tarihli 2016/3939 E., 2018/5326 K.sayılı ilamı ile; bedeli paylaşıma konu taşınmaza, davacı ile senedin keşidecisi eski eşi arasındaki süregelen uyuşmazlıklar nedeniyle, 18.10.2007 tarihinde aile konutu şerhi konulduğu, davalının alacağının dayanağı olan bonoya dayalı olarak girişilen icra takibinin tarihinin ise 12.03.2008 tarihi olduğu, bu itibarla, davacının davalıya karşı muvazaa iddiasında bulunabileceği, bu durumda, muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü davalı alacaklıda olduğundan, davalı temlik alacaklısı ...'e, temlikinin gerçek bir borç ilişkisine dayalı olduğunu ispat etmesi için imkan tanınması, bu husustaki savunma ve delilleri araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.09.2020 tarihli 2019/20 E., 2020/279 K sayılı kararı ile tanık beyanlarına göre, davalının borç ilişkisinin gerçek bir alacağa ilişkin olduğunun ispat edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 1. Dairemizin 21.04.2022 tarihli 2021/2387 E.,2022/2354 K sayılı ilamı ile; kambiyo senetlerindeki müteselsil borçluluk esası gereği, senette imzası bulunan lehdar ... ..., alacağı temlik alan davalı ...’e karşı borçtan sorumlu olup, bu tanığın beyanıyla sonuca gidilmesinin doğru olmadığı, Sinop Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/387 E. sayılı dosyasında görülen itirazın iptali davasında davacı davanın tarafı olmadığından, anılan davada verilen hüküm, eldeki dava yönünden, davacı aleyhine kesin hüküm ya da kesin delil teşkil etmeyeceği İspat yükü üzerinde olan davalının bu hususlar dışında, alacağının varlığına, gerçek bir borç ilişkisine dayandığına dair delil sunmadığı, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği hüküm davacı yararına bozulmuştur. D. Mahkemece ikinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, ispat yükü üzerinde olan davalının alacağının varlığının gerçek bir borç ilişkisine dayandığına dair delil sunmadığından davanın kabulüne sıra cetvelinde 1. sırada yer alan davalı alacaklının alacağının sıra cetvelinden çıkarılarak , davalı alacaklının sıra cetvelinden çıkarılan alacağına isabet edecek paranın 2. ve 3. sırada yer alan davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, müvekkil ...'e yapılan temlikin muvazaalı olduğunu ya da gerçek olmadığına ilişkin bir iddia ileri sürmediğini, yine keşidecinin bile ciro silsilesinde kopukluk olduğunu ileri sürmediği, borçlunun itirazının iptaline karar verildiği, maddi anlamda kesin hüküm bulunduğu, ilk bozmada müvekkilime temlikin gerçek olduğunu ispat hakkı tanınması gerektiğinin belirtildiği, bu hak tanınmadan karar verildiğini temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muvazaa nedeniyle sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 nci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 ncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 235 ve devamı maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428 nci maddesi ile 439 ncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 3. Dava, muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir. Haciz yolu ile takiplerde düzenlenen sıra cetveline itiraz davalarında kıyasen uygulanması gereken İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca sıra cetvelinin iptaline değil, davalıya ayrılan payın, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacıya ödenmesine, artan kısım bulunması halinde, davalıya bırakılmasına karar verilmesi gerekir. Sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen hüküm, sadece davanın tarafları bakımından sonuç doğurur ve verilen kabul kararı ile durumun tespiti ile yetinilmeyip, eda hükmü kurulmalıdır. Mahkemece bu ilkeye aykırı biçimde, davalı alacaklının alacağının sıra cetvelinden çıkarılarak, davalı alacaklının sıra cetvelinden çıkarılan alacağına isabet edecek paranın 2. ve 3. sırada yer alan davacıya ödenmesine karar verilmesi doğru olmamış ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nın 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca mahkeme hükmünün aşağıda yazılı olduğu şekilde resen düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2. Mahkeme kararının “HÜKÜM” bölümünün 1. bendinin karardan çıkartılarak yerine “Davanın kabulü ile, Sinop İcra Müdürlüğü’nün 2008/752 E. sayılı takip dosyasında düzenlenen sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın yargılama giderleri ile vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacının alacaklı olduğu iki dosyaya ödenmesine artan para bulunması halinde davalıya ödenmesine” kelime dizininin yazılması suretiyle hükmün re'sen DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.