Başvuru, ölüm olayına ilişkin olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ölüm olayına ilişkin olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 11/3/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu soruşturma dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun 24/1/1966 doğumlu ağabeyi S. 30/7/2014 günü saat 30 sıralarında Edirne-Hasanağa köyü yolunda yaralı vaziyette bulunmuştur. Olay yerinde S.nin yanında bir motosiklet olduğu da görülmüştür. S., bilinci kapalı bir şekilde Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine götürülmüştür. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hastayı muayene eden Dr. E.A. çeşitli tetkikler yaptıktan sonra aşağıdaki raporu tanzim etmiştir:"...Subdural kanama [beynin yüzeyinde kan toplanması] saptanan hastanın durumunun basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyeceği anlaşılmış olup, hayati tehlikesinin olduğunu, şahsın koklamakla aşırı derecede alkollü olduğunu bildirir (...) kanaat raporudur." Dr. E.A. ayrıca hastanın harici muayenesinde darp izine rastlanmadığını belirten bir rapor düzenlemiştir. Olay Ölümlü/Yaralamalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda aşağıdaki şekilde özetlenmiştir:" 2012 günü 30 sıralarında Edirne-Hasanağa (eski Hamzabeyli yolu) yolunda tek taraflı yaralamalı trafik kazası ihbarı üzerine olay yerine gidilerek yapılan incelemede; Sürücü [S.S.] yönetimindeki [...] plakalı motosiklet ile Hasanağa Köyünden Edirne istikametine eski (D-535) Hamzabeyli yolu istikametinden gelirken Edirne-Lalapaşa yolu ayrımına 20 metre kala direksiyon hakimiyetini kaybederek devrilmesi sonucu tek taraflı yaralamalı trafik kazası meydana gelmiş olup sürücü [S.S.nin] hayati tehlikesi mevcut olduğundan alkol ölçümü yapılamamıştır." 31/7/2014 günü saat 01'de kolluk görevlileri tarafından başvurucunun ifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle olayı jandarmadan öğrenmesi üzerine hemen hastaneye gittiğini, hastaneye geldiğinde ağabeyinin bilinci kapalı bir şekilde beyin ameliyatına alındığını öğrendiğini ifade etmiştir. Başvurucu, ağabeyinin Edirne Devlet Hastanesinde çalışmakta olup Hasanağa köyünde ikamet ettiğini, ağabeyinin ikameti olan Hasanağa köyüne ... plakalı motosiklet ile gidip geldiğini, kazanın muhtemelen işten dönerken meydana geldiğini belirtmiştir. Başvurucu, kazanın meydana geldiği yolu ağabeyinin hiçbir zaman kullanmadığını, genellikle eski yol diye tabir edilen Karabayır mevkiinden köye gidip geldiğini ifade etmiştir. Başvurucu son olarak ağabeyinin olay günü saat 30 sıralarında sigara almak için kendisinden 20 TL aldığını, bu sırada ağabeyinin yanında uzun zamandır arkadaşı olan T. isminde soyadını bilmediği bir kişinin olduğunu belirtmiştir. Olay günü ifadesi alınan A. (ölen kişinin diğer kardeşi) başvurucunun ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi gören S.nin ise sağlık durumunun kötü olması nedeniyle ifadesi alınamamıştır. S., Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 2/8/2014 tarihinde yaşamını yitirmiştir. S.nin 2/8/2014 tarihinde yaşamını yitirmesi üzerine Cumhuriyet savcısı ile Edirne Adli Tıp şube müdürü olarak görev yapan Dr. Y.S.nin de katılımıyla ölü muayene işlemi gerçekleştirilmiştir. Ölü muayene işlemine kimlik tanığı sıfatıyla katılan, ölen kişinin kardeşi A. olayın meydana gelmesinde başka bir kişinin dahlinin bulunmadığını, kardeşinin kaza neticesinde yaşamını yitirdiğini belirtmiştir. Dr. Y.S., ölü muayene işlemindeki bulguları ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi kayıtlarını dikkate alarak kişinin kesin ölüm sebebinin trafik kazası ile oluşması mümkün, ağır künt kafa travmasına bağlı olarak gelişen beyin kanaması olduğu kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Cumhuriyet savcısı, kişinin kesin ölüm sebebinin tespit edilmesi nedeniyle başkaca yapılması gereken bir işlem kalmadığı sonucuna ulaşarak ölü muayene işlemini sonlandırmıştır. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, S.nin olay tarihinde alkollü olması nedeniyle Hasanağa köyü yol ayrımında motosikletiyle tek taraflı trafik kazası yaptığı, şahsın tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdiği, gerçekleştirilen ölü muayene işlemi sonucunda "ölümün trafik kazası ile oluşması mümkün ağır künt kafa travmasına bağlı gelişen beyin kanamasından" meydana geldiğinin anlaşıldığı, olayda herhangi bir kimsenin kastı, kusuru veya tedbirsizliği olmadığı gerekçesiyle olay hakkında 4/8/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu, tüm deliller toplanmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği iddiasıyla anılan karara itiraz etmiştir. Başvurucu; itiraz dilekçesinde özetle kaza yapan motosikletin arka tarafından darbe almış olduğunu, olay gecesi ağabeyi ile beraber olan T. adlı kişinin ifadesinin alınmadığını, 112 Acil Servis ve 156 Jandarma hattını arayan şahısların ses kayıtlarının alınmadığını belirterek olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda ağabeyinin Hasanağa köyünden Edirne istikametine giderken kaza yaptığı belirtilmiş ise de yaptığı araştırmalar neticesinde söz konusu olayın Edirne'den Hasanağa Köyüne doğru giderken meydana geldiğini öğrendiğini, ağabeyinin kaza yerinde nasıl bulunduğuna ilişkin herhangi bir tutanağın dahi olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu dilekçesinde son olarak bir aracın ağabeyinin kullandığı motosiklete çarparak kazaya sebebiyet verdiğini düşündüğünü belirtmiştir. Edirne Sulh Ceza Hâkimliği 8/8/2014 tarihinde başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Başvurucu 19/8/2014 tarihinde Bakanlığa bir dilekçe yazarak anılan kararın kanun yararına bozulması talebinde bulunmuş ise de bu yoldan olumlu bir netice alamamıştır. Başvurucu 11/9/2014 tarihli bir dilekçe ile tekrar Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuştur. Başvurucu dilekçesinde özetle ağabeyinin kaza yapmadığını, abisinin ölümü ile neticelenen olaya kaza süsü verildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; bu dilekçesinde kendisinin içkili bir lokanta işletmekte olduğunu, 10/9/2014 tarihinde işyerine gelen O.T. adlı kişinin bir miktar alkol aldıktan sonra kendisine ağabeyinin kaza yapmadığını söylediğini, olaya kaza süsü verildiğini ifade ettiğini, ayrıca A.T. isimli şahsın olay yerinde olduğunu söylediğini, kendisinin A.T. adlı kişinin orada ne aradığını sorması üzerine O.T.nin "Karıştırma oraları." diye karşılık verdiğini belirtmiştir. Başvurucu; ağabeyi ile A.T. adlı kişi arasında köyde yaşanan olumsuzluklardan dolayı bir husumetin olduğunun köy halkınca bilindiğini, A.T. adlı kişinin olay saatlerinde Hasanağa köyüne gittiğini, bu durumun O.B. adlı kişinin bilgisine başvurulması hâlinde de anlaşılacağını ifade etmiştir. Başvurucu dilekçesinde ayrıca olay yerine giden 112 Acil Servis ambulansında görevli kadın personelin olay yerine vardıklarında bir kişinin orada olduğunu söylediğini, bu personelin ayrıca kafadaki künt travmanın düşmeden değil de sert bir cisimle de yapılmış olabileceğini söylediğini belirtmiştir. Başvurucu dilekçesinde son olarak olay gecesi ağabeyinin gizli numaralı bir telefonla yedi görüşmesinin olduğunu ancak bu konuda bir araştırma yapılmadığını, bunun yanı sıra 112 Acil Servis, 156 Jandarma ve 155 Polis İmdat hatlarını arayan kişilerin kim olduklarının araştırılması hâlinde yeni bilgiler elde edilebileceğini ifade etmiştir. Başvurucunun bu dilekçesi üzerine olay hakkında Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/10196 sayılı yeni bir soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu, olay hakkında yeniden soruşturma başlatılması üzerine Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına muhtelif tarihlerde birçok dilekçe sunarak olayın aydınlatılması talebinde bulunmuştur. Başvurucu bu dilekçelerinde genel olarak 11/9/2014 tarihli dilekçesindeki iddialarını yinelemiş ve olay hakkında bilgisi olabilecek kişilerin isimlerini Savcılığa bildirerek bu kişilerin ifadelerinin alınması talebinde bulunmuştur. Başvurucu bu dilekçelerinde ayrıca ağabeyi ile A.T. arasındaki husumetin A.T.nin kız kardeşi Ç.T. ile ağabeyinin gönül ilişkisinden kaynaklandığını, bu sebeple Ç.T. adlı kişinin ifadesinin alınması gerektiğini, ağabeyinin Ç.T. adlı kişiyle olay günü Edirne Devlet Hastanesi bahçesinde bir görüşme yaptığını, Edirne Devlet Hastanesi kamera kayıtlarından bu hususun tespit edilebileceğini, olayın bu görüşmeden sonra başlamış olduğunu belirtmiştir. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun 11/9/2014 tarihli ifadesinde adı geçen ve olayın kaza olmadığını iddia ettiği belirtilen O.T. adlı kişinin ifadesini 24/9/2014 tarihinde almıştır. O.T.nin ifadesi şöyledir:"Maktul [S.] benim baba tarafından uzak şekilde akrabam-dayım olur. 10 Eylül 2014 tarihinde Nevzat Dereli'nin işletmiş olduğu meyhaneye giderek bir miktar alkol aldım. Yanımda arkadaşım sanayide ustalık yapan N. isimli şahıs vardı. Nevzat Dereli isimli şahıs aynı zamanda benim dayım olur. Kendisi bizim masaya gelerek bizim masaya oturdu. Kendisi bana [S.nin] kafatası arkasında 2 tane derin darbe izi olduğunu, ağabeyinin düştüğü yerde vücudunun komple su dökülmüş gibi ıslak olduğunu, yüzünün sağ ve sol tarafında herhangi bir yaralanma izinin bulunmadığını, motosikletin ayakları arasında olduğunu, motosikletin maktülün ayaklarının arasında kayıp gitmediğini söyledi. Ben de bunun üzerine şahsa olay şüpheli gibi duruyor, haklılık payın olabilir ancak bu işi Savcılık Makamı çözer diye karşılık verdim. Sonrasında [A.] isimli diğer dayım gelerek masaya oturdu, ancak kendisiyle bu konu hakkında konuşmadık. Nevzat Dereli isimli şahsın dilekçesinde belirttiği gibi ben [S.nin] kaza yapmadığını, ölümüne kaza süsü verildiğini, [A.T.] isimli amcamın oğlu olan şahsın olay yerinde olduğu gibi herhangi bir söylemde bulunmadım. Şahsın dilekçesinde belirttiği bu hususlar gerçek dışıdır. Yine olay gecesi ve saatinde [A.T.] isimli şahsın Hasanağa köyüne gitmiş olduğunu Nevzat Dayım beyan etmiş ise de; olay günü ve gecesinde [A.T.] benimle beraber K. birahanesinde saat 22:30'a kadar alkol aldık. Sonrasında [A.T.] Hasanağa köyünde bulunan evini kontrol etmeye gitmek için yanımdan ayrıldı. Söz konusu köy Edirne Merkeze yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Olay sabahı ben olaydan haberdar olduğumda ilk önce Nevzat dayımı aradım. Telefona cevap vermeyince bu sefer [A.] Dayımı aradım. Kendisine olayın doğru olup olmadığını sordum. Kendisi bana doğru olduğunu söyledi. Ben de bunun üzerine elimizden gelen bir şey varsa yapabileceğimi söyledim. Sonrasında ben kuzenim [A.T.yi] aradım. Akşam köyde kaza olduğunu, söz konusu kazayla ilgili bir duyumu olup olmadığını sordum. Kendisi de bana "[S.] Dayım mı" dedi. Ben de kendisine bu durumu nereden duyduğunu sordum. Kendisi de bana "akşam yanımdan köye gitmek için ayrılıp köye doğru seyir halinde olduğu sırada polis ekiplerini ve polis ekiplerininyanında dayım [S.nin] kullanmış olduğu motosiklete benzer bir motosiklet olduğunu gördüğünü söyledi. Sonrasında tam olarak emin olmadığı için yoluna devam ettiğini söyledi. Dayım Nevzat'ın dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere diğer dayım [S.] ile kuzenim [A.T.] arasında benim bildiğim ve duyduğum kadarıyla herhangi bir husumet bulunmamaktadır. Niye ifadesinde böyle bir söylemde bulunduğunu tahmin edemiyorum. Olaydan sonra Nevzat Dayım'dabir takım değişiklikler oldu. Herhalde kendisi söz konusu ağabeyinin vefat etmesi olayını hazmedemediği için etrafında bulunan kişilere başvurarakbir takım çıkarımlarda bulunmak istiyor. Şahsın benimle yapmış olduğu konuşmaların dilekçesinde belirttiği hususlar ile herhangi bir bağlantısı bulunmamaktadır (...)" Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda kolluk görevlileri tarafından A.T. adlı kişinin şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. A.T.nin 23/10/2014 tarihli ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:"Benden şikayetçi olan Nevzat DERELİ isimli şahsı aynı köyden olmamız ve akrabamız olması sebebiyle tanırım ve bilirim. Nevzat DERELİ'nin kardeşi [S.nin] trafik kazası geçirdiği akşam ben Edirne Kıyık Semtinde bulunan K. birahanesinde akrabam olan [O.T.] ve [O.T.nin] ustası olan N. isimli şahıs ile birlikte oturup alkol aldık. Daha sonra ben saat 30 - 00 arası yanlarından kalktım ve Hasan Köyündeki evimizde bulunan köpeğime ekmek vermek için [...] plakalı aracım ile Edirne'den Hasanağa Köyüne giderken, Hasanağa köyüne giden eski yolun ve yeni yolun birleştiği yerde trafik polislerini ve bir motosikleti yolun kenarında bulunan şarampol içinde yatık vaziyette gördüm. Ancak polislerin yanında ya da motosikletin yanında herhangi bir kimse yoktu. Ben burada durmadım ve yoluma devam ederek, Hasanağa köyüne gittim. Köpeğime ekmek verdikten sonra 30 dakika ya da 45 dakika kadar sonra geriye döndüğümde, bahse konu yerde motosiklet ya da trafik polisleri yoktu. Ben bahse konu yerde [S.nin] kaza yaptığını görmedim, kaza yerinde durmadım ve 112 Acil Servisini aramadım. Olay yerinde ambu1ans görmedim, Benim[S.] ile aramda husumet yoktur. Olayın ertesi günü [O.T.] beni telefon ile aradı ve bana [S.nin] kaza yaptığını söyledi, ben de kendisine akşam köye giderken yolda polisleri gördüğümü söyledim.[O.T.] bu konuşmayı ambulans gördüğümü anlamış ve Nevzat DERELİ'ye benim köye olay akşamı gittiğimi ve ambulans gördüğümü söylemiş,[O.T.] daha sonra bu yanlış anlaşılmayı Savcılığında ifade vererek düzeltmiş. Nevzat DERELİ isimli şahıs bu konular ile ilgili bana iftira atmaktadır. Ben bu konu ile ilgili suçlamayı kabul etmiyorum (...)" Kolluk görevlileri Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda 27/11/2014 tarihinde A.T.nin kız kardeşi Ç.T.nin ifadesini almıştır. Ç.T. ifadesinde özetle S.yi aynı köyde yaşamaları nedeniyle uzun zamandır tanıdığını, iddia edildiği gibi S. ile herhangi bir gönül ilişkisinin olmadığını, sadece 15-16 yıl önce S.nin kendisini istediğini ancak kendisinin karşılık vermemesi ve olayı duyan babasının böyle bir şeyin olmayacağını söylemesi üzerine konunun kapandığını, bu olay nedeniyle aileler arasında herhangi bir husumetin oluşmadığını belirtmiştir. Ç.T. ayrıca 30/7/2014 tarihinde Edirne Devlet Hastanesine gitmediğini, son iki yıldır S.yi hiç görmediğini ifade etmiştir. Başvurucu, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu dilekçelerde ağabeyini kaldırıldığı hastanede ilk muayene eden doktorun olayın trafik kazası sonucu meydana gelmediğini beyan ettiğini iddia etmiştir. Bunun üzerine Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları doğrultusunda 3/11/2014 tarihinde Dr. E.A.nın ifadesi alınmıştır. Dr. E.A. ifadesinde özetle ölü durumda hastaneye getirilen şahsın tomografisinin çekildiğini ve yaşama döndürülmeye çalışıldığını, şahısta darp ve vurma izi olmadığını, şahsın vücudunda kaza yapmış gibi bulguların da olmadığını, şahsın beyin kanaması nedeniyle motosikletten düşüp düştüğü yerde öldüğünü düşündüğünü belirtmiştir. Dr. E.A. ayrıca şahsın darbedildiğini düşünmediğini ifade etmiştir. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda başvurucunun ilk ifadesinde adı geçen (bkz. § 11) ve olay günü S. ile birlikte belli bir süre vakit geçiren T.E.nin ifadesi kolluk görevlileri tarafından alınmıştır. T.E. ifadesinde özetle ölen S.yi 2000 yılından beri tanıdığını, olay günü saat 00'ten saat 30-00 sıralarına kadar iki farklı lokantada alkol aldıklarını, S.nin "Yarın işe gideceğim,erkenden eve gideyim." diyerek saat 30-00 sıralarında yanından ayrıldığını belirtmiştir. T.E., S.nin her zaman kullandığı motosikletini Edirne Devlet Hastanesinin bahçesinden alarak Hasanağa köyüne gitmek üzere yanından ayrıldığını ifade etmiştir. Soruşturma kapsamında olay günü 112 Acil Servis ambulansında görev yapan kişilerin de ifadesi alınmıştır. Acil tıp teknisyeni olarak görev yapan H.İ.A. adlı kişi ifadesinde özetle olay yerine vardıklarında hastanın bilincinin kapalı olduğunu, bu sırada olay yerinde kendilerinden başka hiç kimsenin olmadığını, mazot akıttığı için motosikleti geri aldığını, şahısta herhangi bir darp izi olmadığını, şahsın kanamasının da bulunmadığını hatta kendisinde sıyrık bile olmadığını, şahsın gözle görülecek hiçbir şeyinin olmadığını ifade etmiştir. H.İ.A., şahsın hayati tehlikesinin olduğunu, bu sebeple emniyet görevlilerini beklemeden şahsı hastaneye götürdüklerini belirtmiştir. Olay günü 112 Acil Servis ambulansında görev yapan diğer kişiler de H.İ.A.nın ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuşlardır. Olay hakkındaki soruşturma kapsamında ayrıca Edirne 112 Acil İl Ambulans Servisine olayın kim tarafından bildirildiği hususu araştırılmıştır. Bu araştırma kapsamındaEdirne 112 Acil İl Ambulans Servisini arayan kişinin E. olduğu tespit edilmiş ve bu kişinin ifadesi alınmıştır. E. ifadesinde özetle olay günü saat 00 sıralarında Hasanağa köyünden Edirne merkezine giderken Hasanağa köyü çıkışında yolun kenarında bir ışık fark ettiğini, dikkatle baktığında bunun bir motosiklet ışığı olduğunu anladığını, daha sonra duraklamadan yoluna devam ettiğini ve bu sırada ambulansın numarası aklına gelmediği için ilk önce 155 Polis İmdat hattını aradığını, 155 Polis İmdat hattının telefonu çalarken ambulansın numarası aklına geldiği için polisle hiç konuşmadan 112 Acil Servis hattını arayarak Hasanağa köyü girişinde bir trafik kazası olduğunu bildirdiğini, daha sonra hiç duraklamadan yoluna devam ettiğini belirtmiştir. Başvurucu, ilerleyen vakitlerde kendisini hemşire olarak tanıtan bir kişinin telefon açarak olay yerini bulamadıklarını söylediğini, bunun üzerine olay yerini tekrar anlattığını, yine bulamazlar diye olay yerine kendisinin de döndüğünü, olay yerine geldiğinde ambulansı orada gördüğünü, kaza yapan şahıs ambulansa kaldırılmış olduğundan onu göremediğini, olaydan iki gün sonra kazaya karışan şahsın kendi köylerinde ikamet eden S. adlı kişi olduğunu öğrendiğini ifade etmiştir. E. son olarak ölen kişiyle aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını belirtmiştir. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, S.nin olay günü Ç.T. adlı kişiyle Edirne Devlet Hastanesi bahçesinde bir görüşme yapıp yapmadığını tespit edebilmek için Edirne Devlet Hastanesinin kamera kayıtlarının bulunup bulunmadığını araştırmıştır. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 30/10/2014 tarihli müzekkeresi doğrultusunda kolluk görevlilerince bu husus araştırılmış ancak olay gününe ait kamera kaydının bulunmadığı, kayıtların otomatik olarak silindiği bilgisi edinilmiştir. Bununla birlikte Edirne Devlet Hastanesi Güvenlik Şefi H. ile yapılan görüşmede, S.nin olay günü saat 57'de kendisine ait motosikletle arkasında oturan kimliği tespit edilemeyen bir şahısla Edirne Devlet Hastanesinden çıktığı tespit edilmiştir. Başvurucu, ağabeyinin motosikletinin arkasında bulunan şahsın E.S.S. adlı kişi olduğunu iddia etmiştir. Bunun üzerine ifadesi alınan E.S.S. özetle olay günü S. ile hiçbir şekilde görüşmediğini ve S.nin motosikletinin arkasına yolcu olarak kesinlikle binmediği belirtmiştir. Soruşturma kapsamında S.nin kullandığı telefonun 30/7/2014-31/7/2014 tarihleri arasına ilişkin HTS kayıtları da incelenmiştir. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından (TİB) getirtilen görüşme dökümlerini incelemiş ve S.nin saat 00'dan itibaren herhangi bir kimseyle görüşme yapmadığını tespit etmiştir. Başvurucu; Edirne Cumhuriyet Başsavcılığından şüpheli A.T. ve A.T. ile birlikte hareket ettiklerini değerlendirdiği A.R.E., İ.E., O.T. ve E. adlı kişilerin cep telefonu sinyal bilgilerinin tespit edilmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucu ayrıca ağabeyi S.nin cep telefonu sinyal bilgilerinin de tespit edilerek bu kişilerin cep telefonu sinyal bilgileriyle kesişip kesişmediğinin tespit edilmesini Edirne Cumhuriyet Başsavcılığından talep etmiştir. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında elde ettiği verileri değerlendirerek 17/12/2014 tarihli karar ile olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, S.nin yaşamını yitirmesi ile neticelenen olayda kasten öldürme iddialarını destekleyecek herhangi bir somut delilin bulunmadığını, kasten öldürme iddialarının soyut nitelikte kaldığını, şüphelinin ölen kişiye yönelik herhangi bir eylemde bulunduğunu gösteren somut bir delile ulaşılamadığını, ölen kişinin yakınlarının iddialarının soyut suç isnadından öteye gitmediğini belirtmiştir. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, somut olayda cep telefonu sinyal bilgilerinin araştırılmasını gerektirecek somut delillerin bulunmadığını göz önünde bulundurarak bu konuda herhangi bir araştırma yapılmasını gerekli görmemiştir. Başvurucu; toplanmasını istediği bazı delillerin toplandığını ancak delillerin önemli bir kısmının toplanmadığını, somut olayda tüm delillerin toplanması gerektiğini belirterek anılan karara itiraz etmiştir. Edirne Sulh Ceza Hâkimliği 13/1/2015 tarihinde başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Başvurucu, anılan karardan 3/3/2015 tarihinde haberdar olmuş ve 11/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.