T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/1494 Esas KARAR NO: 2025/1699 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 04/06/2025 NUMARASI : 2025/88 Esas, 2025/152 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olm…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/1494 Esas KARAR NO: 2025/1699 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 04/06/2025 NUMARASI : 2025/88 Esas, 2025/152 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... başvuru numaralı Latince iyi servis anlamına gelen ... marka adını haksız şekilde tescil ettirdiğini,i söz konusu marka adının müvekkili şirketin marka haklarını ihlal ettiğini, müvekkili şirketin marka ismi ile aynılık taşıyan markanın tescil edilmesinin usul ve yasaya aykırı olacağını, söz konusu markaların görsel, işitsel ve logo bağlamında birbirlerinin aynı olduğunu, aynı zamanda davalı şirket ile müvekkili şirketin marka nace kodu 35 olup iki marka da gıda dağıtımı üzerine hizmet verdiğini ileri sürerek, davalı ...’in ... başvuru numaralı, 28/12/2023 başvuru tarihli ... marka tescil kararının tümden iptaline, söz konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu iddiaların gerçeklikten uzak, soyut ve ispata muhtaç olmakla, dava konusu ... no'lu “...” ibareli markasının TPMK nezdindeki başvuru sürecinin devam ettiğini, davacının hükümsüzlük talebi de dava konusu marka henüz tescilli olmadığından incelemeye dahi alınmaması gerektiğini savunarak, davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dava konusu somut olayda TPMK kayıtları incelendiğinde, 2023 181829 tescil başvuru numaralı markanın tescil başvurusunun yapıldığı, ancak henüz markanın tescil işlemlerinin sona ererek tescilinin sağlanmadığı, bu hali ile markanın hükümsüzlüğü davasının ikame edilemeyeceği, davanın erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek; huzurda görülmekte olan dava marka ile ilgili verilen kararın iptali için açıldığını, yerel mahkeme tarafından yapılan değerlendirmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, red kararında söz konusu karara karşı 2 ay içerisinde itiraz edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, söz konusu davanın süresinde ikame edildiğini, davalı adına tecillenmiş marka ile müvekkili şirket adına kayıtlı marka arasında görsel, işitsel ya da kavramsal olarak aynılık/ benzerlik bulunduğunu, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, yerel mahkeme tarafından söz konusu marka başvurusuna itiraz ettikleri ve itirazının reddi ile kararın iptaline ilişkin iki ay içinde dava açma hakkları bulunduğuna ilişkin karar verildiği dikkate alınmadan verilen kararın, usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek, yerel mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, davacının kurum kararının iptali ve hükümsüzlük talepli davasının her iki talebi bakımından ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiğini, TPMK kararı nihai karar niteliği taşımadığından davanın usulden reddine, en nihayetinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava yazılı yargılama usulüne tabi olup, yazılı yargılama usulünün nasıl yapılacağı 6100 sayılı HMK'nun 118 vd. maddelerinde, yazılı yargılama usulüne tabi bir davada ön incelemenin nasıl yapılacağı ise aynı Kanunun 137 ila 142. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Anılan maddeler uyarınca, yazılı yargılamada; dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra ön inceleme duruşması yapılması (m.137), ön inceleme duruşmasına tarafların meşruhatlı davetiye ile davet edilmesi (m.139), ön inceleme duruşmasının tamamlanmasından sonra tahkikat duruşması için yeni bir duruşma günü verilmesi (m.137/2) gerekmektedir. Taraflar duruşmaya çağrılmadan, eş anlatımla; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Buna göre mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Taraflara hukukî dinlenilme hakkı verilmesi anayasal bir haktır. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde ise adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesi hükmüne göre: "(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.(2) Bu hak;a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir" Hukukî dinlenilme hakkı olarak maddede ifade edilen ve uluslararası metinlerde de yer bulan bu hak, çoğunlukla "iddia ve savunma hakkı" olarak bilinmektedir. Ancak hukukî dinlenilme hakkı, iddia ve savunma hakkı kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır.Bu hak, yargılamanın tarafları dışında, müdahiller ve yargılama konusu ile ilgili olanları da kapsamına almaktadır. Ancak, her yargılama süjesi kendi hakkıyla bağlantılı ve orantılı olarak bu hakka sahiptir. Hakkın temel unsurları maddede tek tek belirtilmiş, böylece uygulamada bu temel yargısal hak konusundaki tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Bu hakkın ikinci unsuru, açıklama ve ispat hakkıdır. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Bu durum "silahların eşitliği ilkesi" olarak da ifade edilmektedir.Bu hakkın üçüncü unsuru, tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesidir. Bu değerlendirmenin de, kararların gerekçesinde yapılması gerekir. ( 6100 sayılı HMK'nın Hükümet Gerekçesi madde 32) Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değildir. Tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır. Hukukî dinlenilme hakkına aykırılık -bir istinaf gerekçesi ve- temyizde de bozma sebebidir. Diğer yandan, dava şartlarından birinin bulunmadığını ve bunun yargılama aşamasında giderilmesinin mümkün olmadığını tespit eden hakim; dilekçelerin tamamlanması aşamasından sonra, fakat ön inceleme duruşmasından önce dosya üzerinden dava şartı eksikliği nedeniyle davayı karara bağlayabilir (HMK. m. 138). (Yargıtay HGK'nın 2015/18-2560 E., 2016/96K.sayılı kararı) Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ve konuya ilişkin ilkeler gözetilerek, somut olay değerlendirildiğinde: davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi davacı vekiline 02/06/2025 tarihinde tebliğe çıkarılmış, cevap dilekçesi henüz davacı vekiline tebliğ edilmeden ilk derece mahkemesince 04/06/2025 tarihinde dosya üzerinden karar verildiği görülmüştür. Davacı vekilince dava dilekçesinin netice-i talep bölümünün 1.bendinde; "Davalı ...’in ... Başvuru numaralı - 28.12.2023 Başvuru Tarihli ... marka Tescil kararının tümden iptaline," 2.bendinde; "Davalı adına ...’in ... Başvuru numaralı - 28.12.2023 Başvuru Tarihli ... markasının hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine" karar verilmesi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince, dava dilekçesinin netice-i talep bölümünün 1.bendindeki muğlak nitelikteki talep açıklattırılıp, davada birden çok talep mi bulunduğu, ya da söz konusu talebin hükümsüzlük talebi içinde mi nitelendirileceği hususunda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadan, dilekçeler teatisi tamamlanmaksızın yukarıda bahsi geçen temel usul hükümlerine aykırı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, 2-İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/06/2025 gün ve 2025/88 Esas, 2025/152 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf peşin harçlarının talepleri halinde taraflara iadesine, 6-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 115,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.798,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7- İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.25/12/2025