T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1377 KARAR NO : 2026/341 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/04/2023 NUMARASI : 2019/1284 E. 2023/316 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 27.12.2019 KARAR TARİHİ : 27.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27.02.2026 İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.04.2023 tarih 2019/1284 E.…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1377 KARAR NO : 2026/341 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/04/2023 NUMARASI : 2019/1284 E. 2023/316 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 27.12.2019 KARAR TARİHİ : 27.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27.02.2026 İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.04.2023 tarih 2019/1284 E. 2023/316 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalının İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2019/13660 Esas sayılı dosyasında 2 adet bonoya dayanarak icra takibi başlattığını, bu bonolarda davalı ...'ın ciranta olduğunu, müvekkilinin bonoda cirosu olan davalı ...'a 18.000,00 TL ödediğini, davalı ...'ın bu senedi daha sonra diğer davalıya vererek tekrar tahsil etmek istediğini, davalılara yemin teklif edilerek yapılan ödemelerin sorulması gerektiğini iddia ederek, icra takibinin 18.000,00 TL'lik kısmının ödenmesi nedeniyle, 18.000,00 TL'lik kısmı için borçlu olunmadığının tespitine, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ilk derece mahkemesince alınan beyanında 20.000,00 TL'lik senedin tamamını ödediği halde davalı ...'ın talep ettiği faiz tutarını ödemeyi kabul etmediğinden senedin tamamının icraya konulduğunu, ödeme yaptığı tarihten 1,5-2 yıl sonra takip başlatıldığını ve gereksiz faiz çıkartıldığını beyan etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili, davacının dava dilekçesinde taraflar arasındaki alacak borç ilşkisini ikrar ettiğini, borcun 18.000,00 TL'lik kısmının ödediğini ileri sürdüğünü ancak müvekkiline ödeme yaptığına dair yazılı belge sunamadığını, davalı ...'a yapıldığı iddia edilen ödemelerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, davaya konu 30.07.2018 ödeme tarihli 45.000,00 TL senedin borçlusunun davacı ..., alacaklısının müvekkili ... olduğunu, davacının bu senede karşı ödemeye dair hiç bir yazılı belge sunamadığını, senede karşı ödemelerin ancak yazılı delille ispat edilebileceğini, bir diğer davaya konu senedin ise 05.09.2018 ödeme tarihli 20.000,00 TL bedelli borçlusu davacı ..., alacaklısı ve cirantası müvekkili ... ve en son cıratanın davalı ... olduğunu, ancak işbu senet bedeli, her ne kadar son ciranta ... ise de müvekkili tarafından işbu 20.000,00 TL'lik bedelin ...'a ödendiğini ve senedin geri alındığını, asıl borçlu bu senedi ödemediğinden dolayı müvekkili ... tarafından davacıya karşı icra takibi başlatıldığını savunarak davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. İsticvap davetiyesi tebliği üzerine ilk derece mahkemesince alınan beyanında, davacı ile geçmişte ticari ilişkilerinin olduğunu, halen davacının kendisine borçlu olduğunu, davacının dilekçesindeki bahse konu kısmi ödemelerin ve buna dair imzalı ve paraflı not kağıtlarının bilgisi dahilinde olduğunu, kısmi ödeme meblağlarını bizzat kendisine elden teslim ettiğini, bu meblağları dava konusu senede istinaden değil genel olarak borçlarına mahsuben aldığını beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir 16. İcra Dairesinin 2019/13660 E. sayılı dosyasında davalı ... tarafından davacı aleyhine 09.06.2018 keşide 30.07.2019 ödeme tarihli 45.000,00 TL tutarında bono ile 06.08.2018 keşide 05.09.2018 ödeme tarihli 20.000,00 TL bonoya dayalı olarak toplam 65.000,000 TL asıl alacak, 15.139,66 TL işlemiş faiz, 123,90 TL ihtiyati haciz gideri, 606,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 80.869,56 TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı; bahsi geçen bonolarda davalı ...'ın ciranta olduğu, davacı tarafından icra takibine konu bono bedellerine istinaden davalı ...'a 18.000,00 TL ödeme yapıldığı ve davaya konu icra takibinin 18.000,00 TL'lik kısmı için borçlu olunmadığının iddia edildiği; davacı ve davalı ... arasında sözleşme bulunmayan akdi ilişkilere müstenid senet verildiği, elden kısmi ödemeler yapıldığı, ancak senedin ciro edilerek davalı ... tarafından takibe konulduğu, davanın özü itibariyle davalı ...'ın bilerek ve kötü niyetli olarak senedin kısmi bedelsizliğine rağmen ciro etmesi, davalı ... açısından şahsi def'inin iç ilişkiye müteallik olması, kısmi ifa ve bedelsizliğin iyi niyetkli 3. şahsı bağlamaması, iyi niyeti bertaraf eden bir hâlin maddi ve hukuki deliller ile veya yazılı deliller ile ispatlanmaması sebebiyle reddi gerektiği, buna karşılık kısmi ifaya rağmen bunu bilerek senedi 3. şahsa ciro eden ve davacıyı tam olarak bütün senet borcu açısından takip ve tahsil külfetine sokan davalı ... açısından davalının da isticvab ve yemin beyanları sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği yönündeki gerekçeyle, davalı ...'a karşı açılan davanın kabulü ile davaya konu icra takip dosyasında 2 adet bonoya müstenid icra takibinde ödeme sebebiyle 18.000,00 TL asıl alacak ile sınırlı olmak üzere davacının bu davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı ...'e karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili, müvekkilinin yemin altında verdiği ifadesinde kısmi bedelsizlik iddiasını kabul etmediğini, yapılan ödemenin daha önceki ticari ilişkilerine dayanan ödemeler olduğunu beyan ettiğini, ancak gerekçeli kararda aksi yönde gerekçe ile hüküm kurulduğunu, kısmı ödeme iddiasını davacının ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafça ileri sürülen ve nedeni belirtilmeyen müvekkilinin birtakım meblağları davacıya ödediğine ilişkin paraflı kağıtların, müvekkilinin icra takibine konu bonolara ilişkin olduğu sonucuna varılamayacağını, davacının iddiasını başkaca bir delille destekleyemediğinden bu hususta yemin teklifi sunduğunu, müvekkilinin söz konusu ödemelerin davacının başkaca borçlarına ilişkin olduğunu, icra takibine konu senetlere yönelik olmadığını belirttiğini, bu beyanı gerekçeli inkar/vasıflı ikrar olduğundan ispat yükünün yine davacı üzerinde olduğunu, müvekkilin gerekçeli kararda belirtildiği gibi bir kabulünün söz konusu olmadığını, vasıflı ikrarın bölünemeyeceğini, davacının yemin deliline dayandığını, müvekkilinin yemini eda edip iddia olunan vakıaları yemin altındayken de reddettiğini, başkaca araştırılacak bir husus kalmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, bonoya dayalı icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İkrar, görülmekte olan bir davada taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar. İçeriği itibariyle ikrar, basit (adi), vasıflı (mevsuf) ve bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkar da denilmektedir. Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz. Vasıflı ikrarda, (ki buna gerekçeli inkar da denilmektedir) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Örneğin; davalı, davacıdan para aldığını ikrar eder, fakat bu parayı ödünç olarak değil, hibe olarak aldığını bildirmesi halinde olduğu gibi, vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden, davacı iddiasını, yani parayı ödünç verdiğini kanıtlamalıdır. Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Öğreti ve uygulamada, ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.4.2010 tarih ve 2010/14-222 E. - 2010/234 K., 10.10.2012 ve 2012/13-264 E. - 2012/700 K., 05.06.2015 tarih ve 2013/13-2338 E. - 2015/1499 K. sayılı ilamları) Somut olayda davacı, keşidecisi olduğu iki adet bonoya dayalı olarak davalı hamil ... tarafından başlatılan icra takibine, bono bedelinin 18.000,00 TL'lik kısmını davalı (lehtar) ...'a ödediğini iddia ederek, bu tutar kadar borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ise 18.000,00 TL'yi takip konusu bonolara istinaden almadığını, davacı ile aralarında önceye ait ticari ilişkiden kaynaklanan alacağına ilişkin aldığını savunmuştur. Davacının bonolara ilişkin ödeme iddiası davalı tarafından kabul edilmemiş, davacı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında borç ödemesi olduğu savunulmuştur. Böylece davalı ... davaya konu çekin kendisine davacı tarafından verildiğini, ayrıca kısmi ödeme yapıldığını (maddi vakıayı) ikrar etmiş, ancak, ödemenin davacı tarafından ileri sürülen nedenle değil, başka bir nedenle verildiğini savunmak suretiyle, vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirmiştir. Davalının ikrar ettiği maddi vakıanın hukuki vasfının ileri sürülenden farklı bulunduğunu bildirmesi karşısında, somut olayda, basit (adi) veya bileşik ikrarın söz konusu olamayacağı çok açıktır. Zira, her ikisinin de temel koşulu, ileri sürülen maddi vakıanın ve onun hukuki vasfının birlikte kabul edilmiş olmasıdır. Vakıa kabul edilmekle birlikte, onun farklı bir hukuki vasıfta olduğunun ileri sürülmesi durumunda, vasıflı ikrardan söz edilmesi gerektiği ve vasıflı ikrarın bölünemeyeceği yukarıda açıklanmıştır. O halde, davalının savunması, vasıflı ikrar (gerekçeli inkar) niteliğindedir ve bu ikrar bölünemez. Buna göre, vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden davalıya değil, vakıayı ileri süren davacı tarafa aittir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince davacının senede karşı ileri sürdüğü bedelsizlik iddiasının yazılı delil ile kanıtlanamamış olduğu gözetilerek, davalı ... yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır. Davalı ... vekilinin istinaf sebepleri yerindedir. Bu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca açıklanan nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.04.2023 tarih 2019/1284 Esas 2023/316 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; Davanın REDDİNE, Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 307,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 424,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 md gereğince 18.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak ile davalılara ödenmesine, HMK 333 maddesi uyarınca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 3-Davalı ... tarafından ödenen istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... tarafından yapılan 738,00-TL istinaf yoluna başvuru harcı olan istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.27.02.2026