12. Ceza Dairesi 2020/10217 E. , 2024/4920 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/283 E., 2015/336 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel M…
**12. Ceza Dairesi 2020/10217 E. , 2024/4920 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/283 E., 2015/336 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 53/6 ve 63/1. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanığa daha fazla ceza verilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; olay yerindeki tespitlerin mahkemenin kabulü ile uyuşmadığına ve sanığın savunmasını doğruladığına, bu nedenle sanığın tam kusurlu olmadığına, eksik inceleme yapıldığına, savunma hakkının kısıtlandığına ve re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; meskun mahal dışında, gündüz vakti, açık havada, sanık sürücünün sevk ve idaresindeki kamyonet ile bölünmüş üç şeritli otoyolda seyir halindeyken aracın direksiyon hakimiyetini kaybedip yolun sağından çıkarak emniyet şeridi yanındaki su kanalına girdiği, takibinde sola doğru savrularak emniyet şeridinde park halinde bulunan sürücü ... yönetimindeki otomobilin arka kesimine idaresindeki vasıtanın sağ yan kesimi ile çarptıktan ve aracın üzerinden geçtikten sonra yolun sağındaki kanala düşmesi neticesinde, otomobil sürücüsü ... ve aynı otomobilde yolcu olarak bulunan ... ve ...'ın öldükleri, kaza tutanağında çarpma noktasının emniyet şeridi ortalarında tespit edildiği, olay yerinde otomobile ait çarpma noktasından başlayıp otomobilin emniyet şeridinde son konumunu aldığı yere kadar devam eden 18,70 uzunluğunda lastik izlerinin olduğu, otomobilin trafiğin akış yönüne ters yönde emniyet şeridinde konumlandığı, bahse konu aracın tavanının ve sağ yanının kopmuş olduğu, kamyonetin ise otomobilin 19 m kadar ilerisinde yolun sağındaki su kanalına ters dönmüş vaziyette son konumunu aldığı, kaza tespit tutanağında ve İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporlarında olay yerinde bulunan iz ve emareler, araçlardaki hasar durumu, çarpılan otomobile ait lastik izleri ile bahse konu otomobilin çarpışma noktası ile son konumlandığı yer arasındaki mesafe dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında, otomobilin çarpışma anında harekete halinde olmadığı, emniyet şeridinde park halinde olduğu kanaatine varılarak sanık ...'in idaresindeki araç ile seyrini sürdürürken yola gereken dikkatini vermemesi, direksiyon hakimiyetine gerekli özen ve önemi göstermemesi, sevk ve idare hatasıyla vasıtanın hakimiyetini kaybedip zorunlu haller dışında (arıza v.b.) kullanılması yasaklanmış emniyet şeridine giriş yapıp park halindeki araca tedbirsizce arkadan çarparak kazanın meydana gelmesine sebebiyet vermesi nedeniyle tamamen kusurlu olduğu kabul ederek sanığın TCK'nın 85/2. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2024 tarihinde karar verildi.