Başvuru, yargılama sürecinde taleplerinin dikkate alınmaması, kanuni tutukluluk süresinin aşılması ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; yargılama sürecinde taleplerinin dikkate alınmaması, kanuni tutukluluk süresinin aşılması ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle Anayasa’nın maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, Silivri (7) No.lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan gönderilen 10/12/2013 tarihli dilekçe ile yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/3/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 16/9/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Bakanlık tarafından 12/10/2015 tarihinde sunulan görüş yazısı, başvurucuya 3/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 9/11/2015 tarihinde beyanda bulunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Eyüp Sulh Ceza Mahkemesinin 21/2/2008 tarihli ve 2008/63 Sorgu sayılı kararı ile “kasten insan öldürme ve silahla yağma” suçlarından tutuklanmıştır. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir: “... suçun vasıf ve mahiyeti, işleniş şekli, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular ve tutuklama nedeni olarak gösterilen sebeplerin varlığı işin önemi ve ölçülü olması, adli kontrol müessesesinin yetersiz kalacağı nedeniyle eyleminin gerektirdiği ceza miktarı nazara alınarak ...” Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 11/4/2008 tarihli ve E.2008/17450 sayılı iddianamesiyle başvurucunun “kasten insan öldürme, nitelikli yağma ve ruhsatsız silah taşıma” suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 14/9/2010 tarihli ve E.2008/317, K.2010/336 sayılı kararıyla başvurucunun “kasten insan öldürme, hırsızlık ve ruhsatsız silah taşıma” suçlarından mahkûmiyetine karar verilmiştir. Mahkemece, hüküm ile birlikte başvurucunun tutukluluğunun devamına da karar verilmiştir. Anılan mahkûmiyet kararı, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay Ceza Dairesinin 13/12/2011 tarihli E.2011/3948, K.2011/7805 sayılı ilamıyla bozulmuştur. Bozma sonrasında başvurucunun yargılanmasına Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/51 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Mahkemenin 8/10/2013 tarihli ve E.2012/51, K.2013/340 sayılı kararıyla başvurucunun “kasten insan öldürme” suçundan müebbet hapis, “hırsızlık” suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve “ruhsatsız silah taşıma” suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 000 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece, hüküm ile birlikte başvurucunun “aldığı ceza miktarına göre” tutukluluğunun devamına da karar verilmiştir. Anılan karar başvurucuya duruşmada tefhim edilmiştir. Başvurucu 10/12/2013 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 8/10/2013 tarihli mahkûmiyet kararının temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 22/9/2014 tarihli ve E.2014/2348, K.2014/4045 sayılı ilamıyla başvurucu hakkında “kasten insan öldürme ve ruhsatsız silah taşıma” suçlarından kurulan hükümlerin onanmasına, “hırsızlık” suçundan kurulan hükmün ise bozulmasına karar verilmiştir. Başvurucu hakkında verilen kararın bozulan kısmına ilişkin yargılamaya Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/338 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiş, 22/10/2014 tarihinde yapılan tensip incelemesinde başvurucunun “yağma” suçundan tahliyesine, Mahkemenin 28/4/2015 tarihli ve E.2014/338, K.2015/124 sayılı kararı ile “yağma” suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dava, inceleme tarihi itibarıyla “yağma” suçu yönünden temyiz aşamasındadır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Nitelikli hâller” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Kasten öldürme suçunun; ... h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla, ... İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Nitelikli yağma” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Yağma suçunun; a) Silahla, ... e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, ... h) Gece vaktinde, İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama nedenleri” kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),... (Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149), ...” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararı” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”