T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/2281 KARAR NO: 2025/1403 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 08/03/2022 NUMARASI: 2020/293 Esas - 2022/203 Karar DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) KARAR TARİHİ: 18/09/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/2281 KARAR NO: 2025/1403 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 08/03/2022 NUMARASI: 2020/293 Esas - 2022/203 Karar DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) KARAR TARİHİ: 18/09/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 18/02/2017 tarihinde oğlu ...'un yönetimindeki ... plakalı kamyonetle seyir halinde iken, olay tarihinden ZMMS sigorta poliçesi bulunmayan ... yönetimindeki ... plakalı otomobil ile yaşanan çift taraflı trafik kazasında ağır yaralandığını ve malul kaldığını, dava öncesi davalı Güvence Hesabına başvuruda bulunulduğunu ancak herhangi bir tazminat ödemesi yapılamadığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sorumluluklarının sigortası bulunmayan ... plakalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami 330.000,00 TL sınırlı olduğunu, davacının araç içinde yolcu konumunda olduğu ve emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşıldığını, müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, kaza tarihindeki belgelenebilir kazancı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, maluliyet durumunun ATK tarafından tespitinin gerektiğini, 6111 sayılı yasa gereği geçici iş göremezlik, bakıcı giderleri vb. Tedavi giderleri yönünden sorumluluklarının bulunmadığını, temerrütten söz edilemeyeceğini, ve yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın kabulü ile; 48.208,73 TL sürekli iş görememezlik tazminatının 15/02/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine (poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere) " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Başvuru şartı gerçekleşmediğini, davacının ... Hastanesi'ne başvurmadığını, başvuru kapsamında yer alan mevzuata uygun sağlık raporunun karşı tarafça sunulmadığını, değerlendirme yapılmadığını, davacının maluliyeti ile ilgili olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için başvuranın öncelikle maluliyet oranını ve malul kaldığını hastane raporu ile belgelendirmesi gerektiğini, itiraza konu raporda belirtilen maluliyet oranı ile davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu raporda belirtilen maluliyet oranları arasında ciddi çelişki bulunduğunu, maluliyet oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi için maluliyet raporunun tanzim edileceği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 20.02.2019 tarih 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esasları çerçevesinde resmi ve yetkili bir hastaneden alınması ve hükmün bu doğrultuda kurulması gerektiğini, başvurucunun trafik kazası esnasında araçta emniyet kemersiz seyahat etmiş olması nedeniyle müterafik kusur indiriminin dikkate alınması gerektiğini, kusur oranının bilirkişilerce belirlenmesi gerektiğini, zararın tespit edilmesi gerektiğini, Güvence Hesabı'nın sorumluluğunun, teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, Güvence Hesabı'nın temerrütü bulunmadığını, tazminat miktarının hesaplanmasında TRH Yaşam tablosunun ve yasal faizin uygulanması gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 18/02/2017 tarihinde dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyoneti ile sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması meydana gelen trafik kazasında ZMMS sigorta poliçesi bulunmayan ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni davalı Güvence Hesabı'ndan maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur raporuna göre sürücü ...'un %25, sürücü ...'nın %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilerek bildirilmiş, bu rapor hükme esas alınarak kara verilmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesi kusur raporunun kazanın oluş şekline uygun düştüğü, yolcu olan davacının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. sayılı kararları).Mahkemece maluliyet raporu kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş ve davacının maluliyet oranının %7 olduğu belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına ve kaza tarihi itibariyle Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri (20/02/2019 tarihinden sonra gerçekleşen kazalarda) uygulanamayacağından bu yöne değinen istinaf itirazları yerinde değildir. Davacının 02.08.2019 tarihinde yazılı olarak davalı Güvence Hesabı'na başvuru yapıldığı anlaşıldığından, eksik olduğu belirtilen yönetmelikteki kriterleri sağlayan maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında KTK'nın 97. maddesinde öngörülen 15 günlük cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü gerektiğinden başvuru koşulunun yerine getirilmediğine; Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekeceğinden hesaplamanın genel şartlara göre yapılması gerektiğine; davacının savcılık soruşturma aşamasında şikayetçi olunmaması tazminata davasına engel olmayacağından dava açılmayacağına; kaza iş kazası mahiyetinde olmadığından rücuya tabi ödemenin mahsubu gerektiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir. Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılmadığı yönündeki istinaf talebinin incelenmesinde davacının ön koltukta oturduğu yüzünden yaralanmadığı enseden yaralanma şikayetinin olduğu, sağ omuzundan şikayeti bulunduğu ATK 2. İhtisas Dairesinin raporuyla belirlendiği, ilk derece mahkemesinin müterafik kusuru tartıştığı kaza tespit tutanağına göre davacının emniyet kemeri takıp takmadığı belirlenemediği, davacının bedensel zararını artıcı bir durum oluşmadığı, müterafık kusur indirimini gerektirecek bir durum bulunmadığı ve aksinin de davalı tarafça ispat edilemediği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi de yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 3.293,13 TL harçtan peşin alınan 823,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.469,85 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.18/09/2025