Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/8112 E. , 2024/11419 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/8112 Karar No : 2024/11419 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :...Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmak
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/8112 E. , 2024/11419 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/8112 Karar No : 2024/11419 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :...Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair...tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile 1.000.000-TL maddi ve 1.000.000-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; eksik harç ve posta ücreti ile açılan davada iki defa usulüne uygun şekilde tebliğ edilen eksik harç ve posta ücretini tamamlama yazısına rağmen eksikliğin süresi içinde tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; iptal davaları ile tam yargı davalarının hak arama hürriyeti kapsamında bölünerek incelenebileceği, iptal davasına ilişkin kısım yönünden esasına girilerek karar verilmesi, tam yargı davasına ilişkin kısım yönünden ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, somut gerekçe gösterilmeden ve savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, hakkındaki ceza yargılamasında beraat kararı verildiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma alınmamıştır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın açılmamış sayılması yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru, anılan Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile 1.000.000-TL maddi ve 1.000.000-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İdare Mahkemesinde dava açılırken maktu başvuru ve karar harcı tutarlarının yatırıldığı, İdare Mahkemesi Başkanlığının... tarih ve E:...sayılı yazısıyla maddi tazminat istemi için 17.033-TL ve manevi tazminat istemi için ise 17.078-TL nispi harç tutarının yatırılmasının istenildiği, bu yazının 14/08/2019 tarihinde tebliğ edildiği, yatırılmaması üzerine ...tarih ve E:...sayılı yazısıyla tekrar istenildiği, bu yazının ise 25/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği, verilen süre içerisinde bildirilen nispi harç tutarının yatırılmadığı, bunun üzerine İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:...8, K:... sayılı kararıyla davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçe üzerine uygulanacak işlem" başlıklı 6. maddesinin 4. fıkrasında, "Herhangi bir sebeple harcı veya posta ücreti verilmeden veya eksik harç veya posta ücreti ile dava açılmış olması halinde, otuz gün içinde harcın ve posta ücretinin verilmesi ve tamamlanması hususu daire başkanı veya görevlendirileceği tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya hakim tarafından ilgiliye tebliğ olunur. Tebligata rağmen gereği yerine getirilmediği takdirde bildirim aynı şekilde bir daha tekrarlanır. Harç veya posta ücreti süresi içinde verilmez veya tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve davacıya tebliğ olunur." kuralı bulunmaktadır. Anılan Kanun'un "İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralı yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen madde hükümleri ışığında, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen mahkemeye erişim hakkının, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı bağlamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin 19/09/1991 tarih ve E:1991/2, K:1991/30 sayılı kararında; "Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde herkesin geçerli araç ve yollardan faydalanarak yargı yerlerinde davacı ya da davalı kimliğiyle sav ve savunma hakkına sahip olduğu öngörülmüştür. “Sav ve savunma hakkı” birbirini tümleyen ve birbirinden ayrılması olanaksız bir kurum niteliğiyle hak arama özgürlüğünün temelidir. ... bu hakka işlerlik ve anlam kazandıran önemiyle insanlık yaşamında yadsınmaz bir yeri olan hak arama özgürlüğü, toplumsal barışı güçlendiren dayanaklardan biri olmakla birlikte bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme ve haksızlığı giderme uğraşının uygar yöntemidir. Uluslararası hukuk kaynaklarında özgün yeri bulunan, hak arama özgürlüğü, değişik alanlardaki özellikleriyle İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 6.-12. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu özgürlük de, öbür hak ve özgürlükler gibi, ancak demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun biçimde yasa ile ve geçici olarak sınırlanabilir. Anayasa’ya aykırı olarak, açık ya da üstü kapalı sınırlamalar, hangi yolla yapılırsa yapılsın uygun karşılanamaz, insan varlığını soyut ve somut değerleriyle koruyup geliştirmek amacıyla hukuksal olanakları kapsamlı biçimde sağlama, bu konuda tüm yollardan yararlanma hakkını içeren hak arama özgürlüğü, hukuk devletinin başlıca ölçütlerinden, demokrasinin en çağdaş gereklerinden, vazgeçilmez koşullarından biridir. Kullanılmasını yöntem, süre ve gerekler yönünden koşullara bağlayarak düzenleme dışında kısıtlama, engelleme ve olumsuz yönde etkileme hoşgörüyle karşılanamaz ve bu doğrultudaki düzenlemeler Anayasa’yla bağdaşamaz.” şeklinde hüküm kurmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına göre mahkemeye erişim hakkı mutlak bir hak olmayıp zımnen kabul edilmiş bazı sınırlamalara tabi tutulabilecektir. Mahkemeye erişim hakkına getirilen kısıtlamalar, meşru bir amaç taşıdığı ve kullanılan araçlarla amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi mevcut olduğu sürece, AİHS’in 6/1 maddesine uygun düşecektir (Bellet / Fransa, 04/12/1995, § 31, Seri A no 333-B). AİHM'e göre adaletin iyi bir şekilde tecelli etmesi için, bir kişinin mahkemeye erişim hakkına mali kısıtlamalar getirilebilmesi mümkün olduğundan açılan davalar için mahkeme harcı ödenmesinin istenmesi, AİHS’in 6/1 maddesine aykırı olarak mahkemeye erişim hakkının sınırlaması olarak kabul edilmeyecektir (Kreuz / Polonya, B. No 28249/95, § 54, CEDH 2001-VI, Tolstoy-Miloslavsky / Birleşik Krallık, 13/04/1995, § 61, Seri A no 316-B). Bununla birlikte, AİHM, bir kimsenin erişim hakkından yararlanıp yararlanmadığını belirlemek için, yargılama giderlerinin makullüğünün, başvuranın bu meblağı ödeme kapasitesi, davanın özel ayrıntıları ve bu sorumluluğun yüklendiği dava safhası ışığında değerlendirilmesi gerektiğini, davaya konu olayda ise başvuranın, kendisine ödenecek meblağı alabilmek için harcı ödemeye istekli olduğunu ancak, imkanının bulunmadığını, yargılama giderlerinin karşılanmasında tüm sorumluluğu başvurana yükleyerek, devletin, kararların uygulanması için hem hukuken hem de uygulamada etkin bir yöntem belirleme yönünde genel ya da özel her türlü uygun tedbiri alma yükümlülüğünden (pozitif yükümlülük) kaçındığı kanısındadır (Fuklev / Ukrayna, B. No:71186/01). Bu itibarla, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmasının davacının dava açtığı konumdan daha da geriye götürülmesi durumlarında mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulacak şekilde sınırlanacağının kabulü gerekmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu işlemin iptali ile 1.000.000-TL maddi ve 1.000.000-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden nispi harçların yatırılmadığının anlaşılması üzerine, İdare Mahkemesi Başkanlığınca nispi harç tutarının yatırılmasının istenildiği, eksikliklerin tamamlanmaması nedeniyle anılan davanın tamamı hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davanın, eksik harç ile açıldığı anlaşılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin kısım yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmesi hukuka uygundur. Öte yandan, davacının iptal talebine ilişkin kısım yönünden ise maktu harçların yatırıldığı anlaşıldığından davanın esasının incelenmesi gerekmektedir. Davacının mahkemeye erişim hakkını özüne dokunacak şekilde sınırlandırmak suretiyle davanın tamamı hakkında davanın açılmamış sayılması yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın açılmamış sayılmasına ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 04/07/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.