T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/692 - 2025/1068 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/692 KARAR NO : 2025/1068 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2024 NUMARASI : 2017/266 Esas 2024/218 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18/09/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 18/09/2025 Mahalli mahkemesince verilen k…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/692 - 2025/1068 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/692 KARAR NO : 2025/1068 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2024 NUMARASI : 2017/266 Esas 2024/218 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18/09/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 18/09/2025 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen dosyada davacı vekili ve asıl davada davalı ... vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; 29/06/2015 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki aracın davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığını, davalı sigorta şirketinin aracın sigortacısı olarak maddi taleplerden sorumlu olduğunu, davacının kaza nedeniyle hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanarak bedensel bütünlüğünün bozulması sebebiyle aylarca yatakta kalarak hiçbir iş yapamadığını, lise eğitiminin bir yıl uzadığını, yüzünde sabit izler ve ensesinde kalıcı hasar kaldığını, kazadan sonra davacının hayata küstüğünü, psikolojik destek almaya başladığını, hayatının artık eskisi gibi olamayacağını, asosyal bir kişiliğe büründüğünü, kaza sonucu yüzünün tüm estetiğinin bozulduğunu belirterek, şimdilik 100-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının yaşadığı elem ve ızdırap nedeniyle 100.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte, davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; aynı kazaya ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.00-TL ameliyat ve ameliyattan kaynaklanacak tedavi giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı ... Sigorta Şirket vekili cevap dilekçesinde; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, mahkemenin 2017/266 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat yönünden davanın reddine, manevi tazminat yönünden, davanın kısmen kabulü ile 30.000-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29/06/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, birleşen 2021/907 Esas sayılı dosyası yönünden davanın reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen dosyada davacı vekili ile asıl davada davalı ... vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; maluliyet yönünden usuli kazanılmış hakları olduğunu, davalı tarafça rapora süresinde itiraz edilmediğini, yargılamanın 01.10.2020 tarihli celsesinde taraflarınca ATK raporuna yapılan itirazlar doğrultusunda, yüzdeki sabit izin ekonomik geleceğe dair etkilerinin olduğu hususunda rapor aldırılmasının talep edildiğini, aynı celsede ATK raporuna yapılan itirazların reddine karar verilerek dosyanın ESOGÜ Adli Tıp Kurumuna tevdi ile, davacının görünen yerlerinde kaza ile ilgili sabit bir izin olup olmadığı, varsa bu izin ameliyatla ortadan kaldırılıp kaldırılmayacağı, kaldırılacaksa buna dair ameliyat masraflarının ne kadar olacağı, eğer sabit iz ortadan kaldırılamayacaksa ekonomik geleceğinin sarsılması yönünden davacının emsallerine göre bu sabit izden olumsuz etkilenip etkilenmeyeceği, etkilenecekse bu olumsuz durumun oran olarak belirlenmesi konusunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verildiğini, ESOGÜ Adli Tıp Anabilim Dalının 12.11.2020 tarih 3425 karar sayılı raporunda,yara izlerinin ameliyat dahi olunsa tamamen ortadan kalkmasının tıbben mümkün olmadığı, ancak greft ameliyatı ile görünümde bir miktar düzelme olabileceği ancak düzelme olsa dahi %5'in değişmeyeceği,bu sabit izin şahsın ekonomik geleceğini ve iş yaşantısına emsallerine göre kötü olarak etkileneceği,Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği ve Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Yönetmeliğine göre "deri tümörleri" => "hipertrofik skar ve keloid" => "hafif (vücut yüzeyinin %1 ile 9'unu kaplayan)" şahsın özür oranın %5 olduğu şahıs ameliyat edilse dahi bu oranın değişmeyeceği" belirtilerek davacının maluliyet oranının mevzuata uygun şekilde %5 olarak tespit edildiğini, ESOGÜ Adli Tıp Anabilim Dalının 12.11.2020 tarih ve 3425 sayılı raporunun davalı ... vekiline e-tebliğ ile 23.11.2020 tarihinde tebliğ edildiğini ve ilgili tarafça yasal itiraz süresinden sonra 23.12.2020'de rapora karşı itiraz edildiğini,itiraz yasal süre içerisinde olmadığından davacı açısından usuli kazanılmış hak doğduğunu,davalının yasal süresi içerisinde itiraz etmediğinin, 24.12.2020 tarihli 13.celsede "Davalı ... vekilinin süresinde olmayan itiraz dilekçesini sunduğu görüldü" şeklinde ifadelerle mahkemece de zapta geçtiğini, nitekim;13. celsenin (1) nolu ara kararında davalı sigorta şirketinin, ESOGÜ 12.11.2020 tarih ve 3425 sayılı raporuna karşı itirazları reddedilerek raporun yeterli olduğu kanaati ile dosyanın aktüer bilirkişisine gönderilmesine karar verildiğini,11.03.2024 tarihinde ATK tarafından bakıma muhtaçlık değerlendirmesi yapılmadığı gerekçesiyle davacının yalnızca bakıma muhtaç olup olmadığına ilişkin rapor düzenlenmesinin istendiğini, mahkemece, ATK’ya davacının maluliyeti ile ilgili tekrar değerlendirme yapma yetkisi verilmediğini, buna rağmen ATK tarafından davacının maluliyetinin %0 olduğuna dair yeniden rapor düzenlendiğini, düzenlenen raporla birlikte yapılan yargılama kapsamında karar verildiğini, ESOGÜ tarafından düzenlenen 12.11.2020 tarih ve 3425 karar sayılı raporda bildirilen iyileşme süresi ve daimi maluliyet oranının davacı lehine usuli kazanılmış hak niteliğinde olduğunu,yüzdeki sabit iz nedeniyle davacının ekonomik geleceğinin sarsıldığını, ESOGÜ tarafından hazırlanan 24.03.2016 tarihli raporda davacının maluliyetinin %11 olarak belirlendiğini, yine ESOGÜ tarafından hazırlanan 28.05.2018 tarihli raporda davacının maluliyetinin 10,3 olarak belirlendiğini, sürekli maluliyet oranının %0 olduğunun kabul edilebilir olmadığını, yüzde sabit izin mevcut olduğu anlaşılmasına karşın daimi maluliyet oranının %0 olarak tespit edilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davada poliçenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan genel şartların ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin dikkate alınması gerektiğini, bir an için aksi düşünülse dahi, Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği'nin IV. deri tümörleri, a. benign neoplazm ve hiperplaziler başlığı altında düzenlenen hipertrofik skar (travma görmüş deride iyileşme sonrasında ortaya çıkan derinin deforme olma durumu) ve keloid kısmında vücut yüzeyinin %1-9’unu kaplayan hipertrofik skarlarda maluliyet oranının %5 olduğunun belirtildiğini,işbu husus ESOGÜ tarafından hazırlanan rapor ile de doğrulanmış olmasına rağmen, davacının maluliyetinin olmadığının belirtilmesinin yerinde olmadığını,mahkemece verilen hükümde davacının geçici iş göremezlik zararının reddedilmesinin hatalı olduğunu,davacının iyileşme süresinin 9 ay olduğu tespit edilmesine rağmen, mahkemece, "ödenen bedelin zararı karşıladığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, ancak sigorta şirketi tarafından geçici iş göremezlik süresine ilişkin davacıya ödeme yapıldığına dair bir iddia ve ispat bulunmadığını,ameliyat masrafı ve tedavi giderine ilişkin olarak hazırlanan rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, 05.08.2022 tarihli dilekçe ile davacının estetik ameliyat masraflarına ilişkin piyasa araştırması yapılması talep edildiği halde mahkemece bu hususta yalnızca ESOGÜ'ye müzekkere yazıldığını, herhangi bir piyasa araştırması yapılmadığını, ESOGÜ yazı cevabında ise, ameliyat masrafının 3000 - 4000 TL arasında olduğunun belirtildiğini, ileride yapılacak estetik ameliyatın, SGK teminatı kapsamında değerlendirilemeyeceğini, bir an için aksi düşünülse dahi, davacının yüzündeki sabit iz için olacağı ameliyatı, devlet tarafından karşılanan bir hastanede yaptırmak zorunda da olmadığını, mahkeme tarafından tedavi giderlerine ilişkin aldırılan 09.01.2024 tarihli bilirkişi raporu da hatalı olmasına rağmen, bu rapora karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, aktüer raporuna karşı yapılan itirazlarının değerlendirilmediğini, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu,aleyhe hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile harçların da hatalı hesaplandığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Asıl davada davalı ... katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; davacının kaza tarihinde sürücü belgesi bulunmadığını ve kazaya tam kusuru ile sebep olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının motosiklet sürücüsü olup kaza sırasında kask ve koruyucu kıyafet giymediği için müterafik kusurlu olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan taraf vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, HMK’nın 355. maddesi kapsamında, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Asıl dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara bağlı maddi ve manevi tazminat,birleşen dava trafik kazasından kaynaklanan tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, kaza tespit tutanağı uyarınca, 29.06.2015 tarihinde sürücü ...’in sevk ve idaresindeki kamyoneti ile seyir halinde olduğu sırada kaza mahalli olan kontrolsüz kavşağa geldiği esnada sol tarafında kalan sokağa dönmek için doğrultu değiştirdiğinde aracının sağ yan kısmına; seyir istikametine göre yolun karşı yön bölümünde kendi seyir şeridi üzerinde düz istikamette seyir halinde olan sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki motosikletin ön kısmı çarpması neticesi meydana gelen kazada sürücü ...'in ve sürücü ...'ın kural ihlali olduğunun belirtildiği,mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesi’nden alınan 20/12/2018 tarihli rapor uyarınca,kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in %80 oranında,davacı sürücü ...'ın %20 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği,Eskişehir 7.ASCM’nin 2016/154 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada sanığın ..., suçun taksirle yaralama olduğu, 28/03/2017 tarihli karar ile sanığın adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, dosyada ATK Trafik İhsas Dairesi Başkanlığı'ndan alınan 12/01/2017 tarihli rapor uyarınca kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın tali, sanık sürücü ...'in asli kusurlu olduğunun belirlendiği,kararın 28/03/2017 tarihinde kesinleştiği, mahkemece ATK’dan alınan 30/10/2019 tarihli rapor uyarınca davacının kaza sonucu kafada kırık, köprücük kemiği kırığı ve kaburga kırıkları niteliğindeki yaralanmasına bağlı olarak tüm vücut engellilik oranının %0 oranında olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, Adli Tıp İkinci Üst Kurulu’ndan alınan 09/07/2020 tarihli rapor uyarınca, davacının, geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğine göre; tüm vücut engellilik oranının %0 oranında olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, ESOGÜ’den alınan 12/11/2020 tarihli rapor uyarınca, davacının trafik kazasındaki yaralanması ile ilgili olarak; yaralanmasının yüzde sabit iz niteliğinde olduğu, bu yaralanmaların ameliyatla tamamen ortadan kaldırılmasının tıbben mümkün olmadığı, ancak greft ameliyatı ile görünümde bir miktar düzelme sağlanabileceği, bu ameliyatın masrafı ile ilgili ameliyat yapması planlanan hastanenin plastik cerrahi hekimi tarafından muayene edilmesi ve bu hastaneden görüş alınmasının daha uygun olacağı, sabit izin şahsın ekonomik geleceğini ve iş yaşantısını emsallerine göre kötü olarak etkileyeceğinin değerlendirildiği,yüz bölgesindeki sabit izler arızası ile ilgili olarak Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik'e göre değerlendirildiğinde; davacının sürekli özür oranının %5 olduğu, ameliyat edilse dahi bu oranın değişmeyeceğinin bildirildiği, mahkemece Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu’ndan alınan 03/06/2021 tarihli rapor uyarınca, davacının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğine göre; tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, bir başkasının sürekli veya geçici bakmına muhtaç olmadığının belirlendiği, Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu’ndan alınan 23/06/2022 tarihli rapor uyarınca, davacının muayenesinde yüz sınırları içerisinde tespit edilen yara izinin belirli bir mesafeden, belirgin bir dikkat sarf etmeden, ilk bakışta fark edildiğine göre, yüzde sabit iz niteliğinde olduğu, yüzünde sabit iz niteliğinde olan lezyonların yapılacak cerrahi girişimlere rağmen sekel lezyon olarak kalabileceği, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında yapılan değerlendirmede, yüz bölgesindeki lezyonların yüzde sabit iz niteliğinde olduğu ancak maluliyet oluşturacak düzeyde bulunmadığından, maluliyetinin %0 olduğu; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğine göre; yüz bölgesindeki lezyonların yüzde sabit iz niteliğinde olduğu ancak engellilik oluşturacak düzeyde bulunmadığından,tüm vücut engellilik oranının %0 oranında olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, ESOGÜ’den alınan 03/01/2023 tarihli raporda; "hastanın fizik muayenesi sonucu alnın orta hattından başlayarak, sağ tarafı kaplayan geçirilmiş kazaya bağlı deride düzensizlik ve skar hatları mevcuttur. Sağ kaş üst kontüründe 3 mm genişliğinde ve yaklaşık 1 cm uzunluğunda kılsız ve kontür hattında kesilme yaratan skar mevcut, hastanın her iki kaşı aktif olarak harekete katılıyor, sol zigomatikofrontal bileşke üzerinde deride 2 cm uzunluğunda 2 ile 3 mm eninde yer yer tatuaj olan kesi hattı mevcuttur, hastanen ameliyat olması halinde yara izleri içinde elde edeceği kozmetik sonuç sınırlı olup yara izlerinde kısmen düzeltme yapılabilir. Söz konusu girişimler bugünkü sut fiyatlarına göre yaklaşık 3000-4000 TL civarında fiyatlandırılmaktadır. Söz konusu operasyonlar SGK tarafından karşılanmakla birlikte olayın trafik kazası neticesinde meydana gelmiş olması nedeniyle trafik sigortası seçeneği de geçeli olabilir" ifadelerine yer verildiği,mahkemece aktüer bilirkişiden alınan rapor uyarınca davacının kaza tarihinde reşit olmaması ve gelir elde etmemesi sebebiyle geçici işgöremezlik zararının bulunmadığı,maluliyetinin %0 olduğunun kabulü halinde işgöremezlik zararının bulunmadığı, maluliyetinin %5 olduğunun kabulü halinde işgöremezlik zararının 41.522,43 TL olduğu, 4 ay süre ile bakıcıya ihtiyaç duyacağının kabulü halinde zararının 4073,28 TL olduğu, 9 ay süre ile bakıcıya ihtiyaç duyacağının kabulü halinde zararının12.622,05 TL olduğu,bakım ihtiyacı süresinin Adli Tıp Kurumundan sorulması halinde daha gerçekçi bir hesaplama yapılabileceği,dosyaya ibraz edilen belgelere göre tedavi masrafının 240,00 TL olduğu, dosyaya ibraz edilen belgelere göre ulaşım masrafının 356,00 TL olduğu, dosyaya ibraz edilen belgelere göre yiyecek masrafının 58,48 TL olduğu, dosyaya ibraz edilen belgelere göre tamir masrafının 21,60 TL olduğunun belirlendiği, 09/09/2021 tarihli ek rapor uyarınca, ATK 2.Üst Kurulunun 03/06/2021 tarihli raporuna göre, davacının sürekli iş göremezlik zararının olmadığı tespit edildiğinden bu konuda hesaplama yapılmadığı, davacının geçici işgöremezlik zararının 11.240,57-TL olduğu, davacıya 22/04/2016 tarihli ibranameye göre 23.111,92-TL ödendiği, ATK 2. Üst Kurulunun 03/06/2021 tarihli raporuna göre davacının sürekli veya geçici olarak bakıcıya ihtiyacının olmadığı bildirildiğinden bu konuda hesaplama yapılamadığının belirlendiği, 21/02/2022 tarihli ek rapor uyarınca davacının %5 maluliyet oranına göre işgöremezlik zararının 98.449,46-TL olduğunun belirlendiği, Adli Tıp Uzmanı Bilirkişiden ve Aktüer Bilirkişiden oluşan heyetten alınan 09/01/2024 tarihli rapor uyarınca, davacının kaza tarihinde 16 yaşında oluşu, meslek lisesi öğrencisi oluşu dikkate alındığında gelir elde edebileceği ve kaza sebebiyle gelirden yoksun kaldığı kanaatinde olması halinde davalının sorumlu olduğu geçici iş göremezlik zararının 7940,88-TL olduğu, sayın mahkemenin davacının 18 yaşından küçük olması, gelir elde edemeyeceği kanaatinde olması halinde geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı, kusur oranına göre tedavi gideri zararının 1.390,20 TL olduğu, estetik ameliyat olması halinde ESOGÜ 2023 yılı verilerine göre ameliyat masrafının 3000-4000 TL olacağına, faturaların SGK tarafından karşılanacağına, özel hastanede ameliyat olması halinde masrafının değişkenlik arz edeceği, emsal ameliyat fiyatlarının belirlenmesi halinde hesaplama yapılabileceği, 22/04/2016 tarihli ibranameye göre davacının babası ...'a 23.111,92 TL ödendiğinin belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle davacının kaza tarihinde 16 yaşında olduğu ve çalışmadığı dikkate alındığında geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı, ayrıca bulunduğu kabul edilse dahi, davacının sürekli iş göremezlik zararının bulunmaması ve geçici, tedavi giderleri yönünden de davacının zararının daha fazlasının sigorta şirketince ödendiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada maddi tazminat taleplerinin reddine,asıl davada manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29/06/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 1-Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun ceza yargılamasında maddi vaka olarak belirlenen kusur durumu, olayın oluşu ve kaza tespit tutanağındaki belirlemeler ile uyumlu bulunmasına, buna göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in %80 oranında, davacı sürücü ...'ın %20 oranında kusurlu olduğunun belirlenmesine, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun hüküm kurmaya, denetime ve kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine uygun bulunmasına, buna göre davacının yüz bölgesindeki lezyonların yüzde sabit iz niteliğinde olduğu ancak engellilik oluşturacak düzeyde bulunmadığından,tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu,iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin belirlenmesine, her ne kadar davacı vekili tarafından dosya kapsamında alınan ESOGÜ Adli Tıp Anabilim Dalının 12.11.2020 tarih ve 3425 sayılı raporuna davalı ... vekili tarafından süresi içinde itiraz edilmediğinden bahisle lehlerine usuli kazanılmış hak doğduğu iddiasında bulunulmuş ise de haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunlu olup,söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerektiği,bu kapsamda davaya konu kazanın gerçekleştiği 29.06.2015 tarihi itibariyle Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında Yönetmelik yürürlükte olup davacının maluliyetinin bu yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi hususunda mahkemece yeniden rapor alınmasıyla davacının usuli müktesep haklarının ihlal edilmiş olmasından söz edilemeyeceği, davacının kaza tarihinde reşit olmaması ve gelir elde etmemesi sebebiyle geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı,davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 23.111,92 TL ödeme yapıldığı nazara alındığında(davacının kalıcı iş göremezliği bulunmadığı,geçici iş göremezlik de talep edemeyeceği gözetilerek)tedavi gideri talebine ilişkin birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla istinaf eden taraf vekillerinin asıl ve birleşen davada maddi tazminata yönelik bu istinaf taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte, asıl ve birleşen dosyada davacının kaza sırasında motosiklette kasksız olarak seyahat ettiği ve zararın meydana gelmesinde/artmasında müterafık kusuru bulunduğu anlaşılmakla birlikte mahkemece bu hususun gerekçeli kararda irdelenmemiş olması yerinde görülmemiştir. 6098 TBK'nın TBK'nın 56/1 maddesinde; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir" hükmü ile aynı Yasanın 51. maddesinde yer alan “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne göre,yapılan değerlendirmede asıl ve birleşen dosya davacısının, kaza sonucu yüzünden, köprücük kemiği ve kaburgalarından yaralandığı, kaza neticesi yüzünde sabit eser mahiyetinde iz oluştuğunun anlaşılması, davacının kazanın meydana gelmesinde % 20 kusurlu olması, (davacının, zararın meydana gelmesinde/artmasında müterafık kusurunun da bulunması gözetilerek) tarafların sosyal ekonomik durumu, kaza neticesi davacının çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu ve nazara alındığında,hakkaniyet ilkesi uyarınca mahkemece davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının, bir miktar artırılması gerektiği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; asıl davada davalı ... vekilinin ve asıl davada davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile istinaf konusu yapılmayan kısımlar baki kalmak üzere yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davada manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı lehine 80.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek kararın düzeltilmesiyle, HMK.nın 353/1.b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Asıl davada davacı vekilinin ve asıl davada davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE; Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 14.03.2024 tarihli, 2017/266 Esas - 2024/218 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre; Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, Mahkemenin 2017/266 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat yönünden; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan davanın açılışı sırasında maddi tazminata yönelik peşin olarak alınan 0,34-TL'nin mahsubu ile bakiye 427,26-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Maddi tazminat yönünden, davalılar kendilerini duruşmalarda vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, Manevi Tazminat yönünden; Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile 80.000-TL Manevi tazminatın kaza tarihi olan 29/06/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, -Alınması gereken 5.464,80-TL harçtan, davanın açılışı sırasında manevi tazminat yönünden peşin alınan 341,56-TL harcın mahsubu ile, bakiye 5.123,24-TL harcın davalı ...'den alınıp hazineye irat kaydına, -Davanın açılışı sırasında manevi tazminata yönelik davacıdan peşin alınan 341,56-TL ile 31,40 TL başvuru harcı ve 4,60 TL vekalet harcı toplamı 377,56-TL’nin davalı ...'den alınarak, davacıya ödenmesine, -Kabul edilen manevi tazminat talebi için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince,30.000 -TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, -Reddedilen manevi tazminat talebi için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' gereğince,20.000 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e ödenmesine, -Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan 78 tebligat gideri 637-TL, müzekkere masrafları toplamı 48-TL, ATK dosya gidiş-dönüş masrafları toplamı 473,80-TL, ESOGÜ dosya gidiş-dönüş masrafı 150,50-TL, bilirkişi ücretleri toplamı 3.450-TL, ATK fatura bedelleri toplamı 5.576,50-TL olmak üzere toplam 10.335,80-TL yargılama giderinin,davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 8.268,64-TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, -Gider avansından bakiye kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Birleşen dosya yönünden; Mahkemenin birleşen 2021/907 Esas sayılı dosyası yönünden; Davanın REDDİNE, -Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile, bakiye 368,30-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, -Arabuluculuk faaliyetinin sona erdiği tarihte geçerli olan arabuluculuk asgari ücret tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden sarf kararı ile ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince, 10-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, -Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, -Gider avansından bakiye kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN; 1-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 535,00 TL yargılama giderinin davalı ...’den alınarak davacıya verilmesine, İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3- Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 18/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.