Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/11434 E. , 2024/18288 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/11434 Karar No : 2024/18288 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir İli, Foça Deniz Üs Komutanlığında as
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/11434 E. , 2024/18288 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/11434 Karar No : 2024/18288 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir İli, Foça Deniz Üs Komutanlığında astsubay olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının kamu görevinden çıkarılmasına sebep olarak, davacının adına kayıtlı GSM numarasının 30/08/2013 tarihinde saat 05.27 ve 05.28 sıralarında 0 saniye arandığı, yine kardeşinin Asya Katılım Bankası A.Ş'de 01/01/2014 tarihinden sonra aktif/açılan hesabının bulunduğu tespitlerine yer verildiği, konuya ilişkin Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasında, davacının kardeşinin 2006 yılında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandığı, 4 yıl boyunca aynı yapılanmanın farklı evlerinde kaldığı, 2010 yılında yüksek lisans eğitimine başladığı için Sivas ilinde bulunan Sultan Murat Kolejinde 2011 yılı şubat ayından itibaren 3 ay çalıştığı, 2011 yılı Ağustos ayında evlendiği için Erzurum'a gittiği, Erzurum'da FETÖ/PDY yapılanmasına ait Aziziye Kolejinde 2011 yılının Ağustos ayından 2012 Şubat ayına kadar çalıştığı, bu dönemde örgüte ait bankadaki hesabına maaşının yatırıldığı ancak kendisinin para yatırmadığı, örgüt ile bağlantısının okullarda çalışmak şeklinde olduğu ve bağlantısını 2012 yılında kopardığı tespitleri çerçevesinde 23/11/2018 tarihinde davacının kardeşinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna ilişkin hakkında kamu davasını açmaya yeterli delil elde edilemediği gerekçesi ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verdiği, diğer taraftan, davacı hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... sayılı soruşturma kapsamında kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verildiği, kız kardeşinin anılan yapının okulunda çalıştığı ve yukarıda anılan bankada hesabı bulunması nedeniyle açılan ceza soruşturmasında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasından verilen kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına kararı ve kendisinin kullandığı GSM numarasının 30/08/2013 tarihinde saat 05.27 ve 05.28 sıralarında 0 saniye aranması dışında devletin güvenliğini tehlikeye düşürebilecek yasa dışı ideolojik bir görüşü benimsediği, terör örgütleriyle iltisaklı olduğu veya kurumun güvenliğini ihlal edebilecek tutum ve davranışlar içerisinde bulunduğunu, ya da sicil amirleri tarafından desteklendiğini ortaya koyan hukuken kabul edilebilir somut bir tespite yer verilmediği, öte yandan, UYAP sisteminde yapılan sorgulama sonucunda davacı hakkında devam eden herhangi bir soruşturma, kovuşturma kaydı ya da mahkumiyet kararının bulunmadığı dikkate alındığında davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, davacının yürüteceği kamu hizmetinin doğrudan ülke güvenliğinde ve asayişin sağlanmasında önemli bir yere sahip olması ve görevin hassasiyeti de birlikte dikkate alındığında, davacının terör örgütüyle irtibatının bulunduğu sonucuna varılarak tesis edilen dava konusu işlemin her yönüyle hukuka uygun olduğu, harçtan muaf olmaları nedeniyle İdare Mahkemesinin harca ilişkin kararının emsal kararlara aykırı olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, kendisine ilişkin herhangi bir iddiaya yer verilmeden, soyut ve genel ifadelerle temyiz talebinde bulunulduğu, kararın bozulmasını gerektiren temyiz nedenlerinin bulunmadığı, hangi eylemi nedeniyle kamu görevine son verildiğinin ortaya konulmadığı, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması neticesinde takipsizlik kararı verildiği, somut delillere dayanarak savunmasını yaptığı halde savunmaları görmezden gelinerek kamu görevinden çıkarıldığı, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, İzmir İli, Foça Deniz Üs Komutanlığında astsubay olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, yüzlerce asker, polis ve sivil vatandaşın şehit, binlercesinin de yaralanarak gazi olmasına neden olan bu hain darbe teşebbüsü Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(a) maddesinde; 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personelden terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu açıklamalar çerçevesinde, iltisak ve irtibatın varlığının tespitinde; ceza mahkemesi kararlarında, Cumhuriyet Savcılıklarınca düzenlenen iddianamelerde ya da kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlarda, tanık ve gizli tanık ifadelerinde yahut idari soruşturma dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerin dikkate alınması ve incelenmesi gerektiği açıktır. Zira suç isnadına yönelik incelemede maddi gerçekliği (subutiyeti) ortaya konulmuş olmasına karşın suçun işlenmiş sayılması için yeterli görülmeyen kimi maddi olay, olgu ve tespitlerin, iltisak ve irtibat değerlendirmesi yönünden yeterli görülmesi mümkündür. Bununla birlikte, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hâkimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında Sözleşme'nin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007). Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması neticesinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih, Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla "...Soruşturma süreci sonunda toplanan başta ülke geneli ankesörlü/ kontörlü sabit veri havuzu sorgulama sonucu görülen irtibat şekli/ irtibatın bulunmadığı yönündeki tespit ile diğer deliller bir arada değerlendirildiğinde şüphelinin terör örgütü iltisakının bulunabileceği değerlendirilse de Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin sabit hat irtibatları ve genelde terör örgütü mensubiyetine dair istikrar kazanmış kararlarına göre terör örgütüyle adli yönden ispat edilebilecek şekilde ve süreklilik, devamlılık arz edecek nitelikte bağ kurmak suretiyle atılı suçu işlediğine dair kamu davası açılabilmesi için yeterli delilin elde edilemediği..." gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Bununla birlikte, UYAP kayıtları üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davacı ile birlikte sabit/ankesörlü hatlardan aranan M.Ş.'nin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı dava sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E. ..., K. ... sayılı kararında, "..Sanığın 30/08/2013 tarihinde ... ile, 2510/2013 tarihinde E. K. ve O. C. ile, 03/12/2013 tarihinde T. O. ve M. B. Ö. ile, 10/12/2013 tarihinde T. O. ile, 04/11/2013 tarihinde M. P. ile, 07/11/2013 tarihinde Y. T. ve O. C. ile, 28/11/2013 tarihinde E. K. , O. C ve M. B. Ö. ile, 20/11/2013 tarihinde O. C. isimli şahıslar ile ardışık duruma düştüğü tespit edilmiştir. Sanıkla ardışık aranan O. C., M. B. Ö., M. P. ve Y. T.'nın etkin pişmanlık kapsamında verdikleri ifadelerinde "kendilerini sabit hatlardan arayan kişinin örgüt mensubu olup kendileriyle ilgilenen şahıs olduğu"na dair anlatımda bulundukları ..." tespitlerine yer verildiği ve bu kararın temyiz incelemesinde olduğu görülmüştür. Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında yürütülen ceza soruşturmasındaki sabit hattan ardışık aranma tespiti ile davacının ardışık arandığı M.Ş. hakkında verilen mahkumiyet kararındaki tespitlerin davacının terör örgütüyle irtibat ve iltisakı noktasında değerlendirilmesi suretiyle yeniden karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 14/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.