21. Hukuk Dairesi 2013/13190 E. , 2013/20645 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşün…
**21. Hukuk Dairesi 2013/13190 E. , 2013/20645 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dava, iş kazası sonucu 14.11.1993 tarihinde sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüyle, 6.270,66 TL maddi ve takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. Söke Asliye Ceza Mahkemesinin 1994/340 Esas - 1997/226 Karar sayılı dosyasında; davacının davalıya ait işyerinde inşaat kalıntılarını temizlemekte olduğu sırada alimünyum çubukların elektrik tellerine dokunması sonucu cereyana kapılması neticesinde yaralanması üzerine açılan ceza davasında iş güvenliği öğretim görevlisince düzenlenen 20.09.1994 tarihli raporda davalı işverenin 2/8, yaralanan sigortalının 6/8 oranında kusurlu olduğunun belirlenmesi üzerine, ceza mahkemesince sanığın(işveren) tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaşamsal tehlike geçirecek biçimde yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, yeni bir kusur raporu alınmadan ve maddi zarara ilişkin hesap için de asgari ücretlerdeki artışlar dikkate alınarak yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadan hüküm kurulmuştur. Olay iş kazası olup, İş Hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğudur. İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre, Yönetmeliğin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işyerinde uygulanması gereken ve işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K.sayılı kararı da aynı yöndedir ) Ceza davasında alınan bilirkişi raporunun yukarıda belirtilen niteliklere sahip olmaması nedeniyle hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı anlaşılmakla, mahkemece, İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşullarını ve Yönetmelik hükümlerini göz önünde tutarak yeni bir kusur raporu almadan, ceza davasınde hükme esas alınan kusur raporunadayanarak karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 2-Dava, iş kazası sonucu beden tamlığı bozulan davacı işçinin maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, maddi ve manevi tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılıklı kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Tazminat miktarının ise, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez. Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tespit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontoluma ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak %10 arttırılıp %10 ıskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı, hesap raporunun Yargıtay denetimine elverişli olması gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, hükümde ve hesap raporunda esas alınan maluliyet oranının, 02.06.1999 tarihli Adnan Menderes Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen raporda tespit edilen % 75 oranı olduğu, ancak yargılamanın ilerleyen safhasında 12.06.2012 tarihli SGK cevabi yazısında SGK'nca belirlenen maluliyet oranının % 8,1 olduğunun belirlendiği, bu iki maluliyet oranı arsında fahiş bir farkın olduğu açıkça görülmektedir. Hal böyle olunca, her iki maluliyet oranı arasındaki büyük çelişki giderilmeden,davacının maluliyet oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak biçimde saptanmadan manevi tazminatın takdiri ile maddi tazminatın hesaplanması yoluna gidilmesi hatalı olmuştur. 3-Öte yandan zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının tazminatının hesabında hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretin esas alınması zorunludur. Asgari ücret kamu düzenine yönelik olduğundan, hakim bu hususu re’sen nazara almakla yükümlüdür. Oysa mahkemece, 13.08.2000 tarihli, hüküm tarihinden yaklaşık 12 yıl önceki asgari ücret esas alınarak düzenlenen hesap raporu hükme esas alınmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Yapılacak iş, hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretteki artış miktarı nazara alınarak yeniden davacının tazminatını belirlemek ve belirlenen bu zarardan peşin sermaye değeri (ve sosyal yardım zammı) indirilmek ve kesinleşen dosyadaki hesap raporunda belirlenen ve ek dava konusu yapılan miktarı geçmemek üzere karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.