T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/782 Esas KARAR NO : 2025/1735 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/01/2024 NUMARASI : 2022/1138 E. - 2024/32 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/782 Esas KARAR NO : 2025/1735 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/01/2024 NUMARASI : 2022/1138 E. - 2024/32 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin alacağına kavuşması amacıyla Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, bu takipte ödeme emrinin borçluya 03/10/2022 tarihinde tebliğ edildiğini ve borçlu tarafından herhangi bir borcun bulunmadığından bahisle takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, müvekkili şirketin ticari defter kayıtlarında davalı / borçlunun borcunun sabit olmasına rağmen, davalının kötüniyetli itirazlarının müvekkilinin alacağını elde etmesini sürüncemede bırakmaya yönelik olması nedeni ile itirazının iptal edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, müvekkil şirket tarafından davalıya birçok kez mamul altın satışı gerçekleştirilmiş olduğunu, müvekkili ile davalının cari hesap çalışması mevcut olduğunu, taraflar arasında bir çok defa gerçekleşen ticari satım yokmuşçasına davalının borcunun bulunmadığı iddiasının gerçeklerden uzak olduğunu, yapılan itirazın tamamen kötü niyetli olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; takip konusu alacağın tamamına vaki itirazın iptaline, takibin 486.191,78 TL üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz oranında faiz uygulanmasına, davalının %20 den az olmamak koşuluyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça müvekkili hakkında Bakırköy 7.İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile haksız bir takip yapılmış olması nedeniyle itiraz edildiğini, müvekkil ile davacı taraf arasında sözleşme yapılmış olmasına rağmen, davacı tarafın müvekkilinin onayı olmaksızın Aksaray ilinde başka bir kişi ile Aslanlar ... ismi ile yeni bir sözleşme imzalandığını, bu nedenler ile müvekkilinin haklı gerekçelerle davacı taraf ile alışveriş yapmamaya başladığını, davacı tarafın ise 2021-2022 yılları içinde müvekkilinin borcu olmamasına rağmen ve davacı tarafça hiçbir ürün teslim edilmemesine rağmen, anladıkları kadarıyla arkalamaya fatura düzenlemiş olduğunu, müvekkilini zor durumda bırakmayı amaçladıklarını, davacı tarafın tamamen kötü niyetli olduğunu, müvekkilini baskılama amacı güttüklerini, davacı tarafın, dava konusu dayanak belgesi olarak gönderilmiş olan muavin defteri ile yine davacı tarafın müvekkiline 30/12/2021 tarihinde e-posta ile göndermiş olduğu muavin defterlerinin tutarlı olmadığını, karşı tarafça müvekkiline e-posta ile gönderilmiş olan 30/12/2021 tarihli muavin defterinde müvekkilinin 2.142,72 USD borcu ve 8,07 HAS alacağı olmasına rağmen, icra takibine dayanak gösterilmiş olan muavin defterinde 30/12/2021 tarihi itibari ile 428.719,66 TL borç gösterildiğini, icra takibine dayanak gösterilmiş muavin defterini ve faturaları kabul etmediklerini, muavin defterinde oynamalar yapılarak, müvekkilinin bilgisi dışında faturalandırmalar yapılarak müvekkilinin borçlandırılmaya çalışıldığını, davacı tarafın, dava konusu dayanak belgesi olarak gönderilmiş olan muavin defteri ile yine davacı tarafın müvekkiline 30/12/2021 tarihinde e-posta ile göndermiş olduğu muavin defterleri ile tutarlı olmadığını savunarak, müvekkili aleyhine açılmış olan haksız ve kötüniyetli davanın reddine, haksız ve kötü niyetli takip başlatan ve dava açmış olan davacı taraf aleyhine alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminat hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 15/01/2024 tarihli 2022/1138E. - 2024/32K. sayılı kararıyla; "...Yapılan inceleme neticesinde, davacı defterlerine göre davacının davalıdan 484.310,92-TL alacaklı olduğu, davalının ise davacıya 13.817,79 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Kayıtlar her ne kadar birbirini teyit etmese de davalı defterlerindeki kayıtlara mahkememizce iki nedenle itibar edilmemiştir. İlkine göre, davalı defterlerindeki kayıtlar gerçeği yansıtmadığından mahkememizce değerlendirmeye alınmamıştır. Şöyle ki, davalı tarafça tutulan kayıtlarda düzeltmelerin yapılmış olduğu, davalı tarafça yapılan ödemelere ilişkin kayıtların davalı defterlerinde kayıtlı olmamasına rağmen davacı defterlerinde davalı lehine kayıt altına alınmış olduğu, alacağa dair faturaların e fatura şeklinde düzenlendiği, bu faturaların davalı tarafça defterlerine kaydedilmemiş olduğu gibi, iade faturalarının da düzenlenmediği ve haliyle kayıt altına alınacak iade faturalarının bulunmadığı, söz konusu faturalara süresinde itiraz edildiğine dair davalı tarafça somut delil sunulmadığı dikkate alındığında davalı defterlerindeki kayıtlara itibar edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.İkinci olarak taraflar arasında akdedilen 04.01.2021 tarihli sözleşmenin 13. maddesine göre delil sözleşmesinin akdedildiği anlaşılmış, söz konusu delil sözleşmesine göre uyuşmazlık halinde davacı defter ve kayıtlarının kesin delil olarak kabul edileceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda tarafların tacir olduğu dikkate alındığında delil sözleşmesinin geçerli olduğu, davacı kayıtlarının değerlendirmeye esas alınması gerektiği, davacı kayıtlarına göre davacının davalıdan alacaklı olduğu, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, alacağın likit olduğu, lâkin işlemiş faiz talebi yönünden davalının daha evvel temerrüde düşürüldüğünün ispat edilemediği, reddedilen kısma dair davacının takip yapmada kötü niyetinin ispatlanamadığı dikkate alınarak dava ve tarafların tazminat talepleri hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;Davalının aleyhine yapılan Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE,Takibin asıl alacak miktarı olan 484.310,93-TL üzerinden DEVAMINA,Hüküm altına alınan asıl alacağa davacının takip talebindeki miktarı aşılmamak üzere takip tarihinden itibaren reeskont avans faizi İŞLETİLMESİNE,Hüküm altına alınan asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE,Fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin REDDİNE,Reddedilen kısma ilişkin davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE," karar verildiği görülmüştür.İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemenin müvekkilinin defter kayıtlarına itibar edilmemesinin sebeplerinden birincisi olarak müvekkilinin defter kayıtlarında düzelteler olduğu, davacı defterlerinde müvekkili lehine yapılmış olan ödemelerin kayıt altına alınmış olmasına rağmen müvekkili defterlerinde bu ödemelerin kayıt altında olmaması ve faturaların e-fatura şeklinde düzenlenmiş olmasına rağmen iade fatura düzenlenmediği gibi itiraz edildiğine dair somut delil sunulmamış olduğunun gösterildiğini, İkinci olarak ise sözleşmeye istinaden delil sözleşmesi akdedildiği ve delil sözleşmesinin geçerli olduğunun belirtildiği, Bu değerlendirmelerde kendi iddialarının değerlendirilmediğini, zira davacı tarafın dayanak belgesi olarak göstermiş olduğu muavin defterleri ile yine davacı tarafın müvekkiline 30/12/2021 tarihinde e-posta ile göndermiş olduğu muavin defterlerinin tutarlı olmadıklarını, dosyaya görsel ve usb bellek içerisinde sunmuş oldukları e-posta kayıtları incelenmiş olsaydı, 30/12/2021 tarihli davacının muavin defterinde müvekkilinin 2.142,72 USD borcu ve 8,07 HAS alacağı olmasına rağmen, icra takibine dayanak gösterilmiş muavin defterinde 30/12/2021 tarihi itibarı ile 428.719,66 TL borç gösterilmiş olduğunu, bu hususun da davacının defter kayıtlarına itibar edilmemesi gerektiğinin en güçlü dayanağı olduğunun görüleceğini,Mahkemece buna rağmen e-posta kayıtlarına değinilmediğini, e-posta kayıtlarının incelenmediğini ve dikkate alınmadığını, ticarette e-posta kayıtlarının önemli deliller olduğunu, defterlerin gerçek durumu yansıtmadığını, Müvekkiline herhangi bir e-fatura gönderilmediğini, müvekkilinin Aksaray 3. Noterliğinin 06/09/2022 tarih ve 09263 Yevmiye numaralı ihtarname ve cevap ile gerekli itirazları yaptığını, davacının müvekkili lehine ödeme kaydedilmiş olmasının da defter kayıtlarında davacı tarafça kitabına uydurmak için yapılan işlemlerden olduğunu, bu şekilde kurulan hükmün davacı tarafa çek vermekten daha ileriye gittiğini,Tarafların tacir olmasının da delil sözleşmesinin geçerli olması için yeterli olmadığını, delil sözleşmesinin geçerli olabilmesi için eşitler arasında yapılmış olması gerektiğini, kaldı ki davacının defter kayıtlarının, sunmuş oldukları e-posta kayıtları ile bağdaşmadığını, gerçeği yansıtmaması nedeniyle itibar edilmemesi gerektiğinin ispat olunduğunu, yapılan bayilik sözleşmesinin de eşitler arasında yapılmadığını, delil sözleşmesinin yapılmış olmasının tek başına sadece davacının defter kayıtlarına itibar edilmesine gerektirecek bir durum olmadığını, öyle olması halinde tüm bayilik sözleşmelerinde delil sözleşmesi yazılmak suretiyle hiçbir ticari faaliyeti olmayan bayilerin, bayilik veren firmalar tarafından sömürülmesinin önünü açmasına neden olacağını, zira bayilik veren firmalar bayiye fatura kesmek suretiyle bayinin bilgisi olmaksızın defter kayıtlarından borçlandırmasına neden olacağını, Müvekkilin itirazının açık olup, alacak miktarı likit olmamasına rağmen icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının kabul edilemeyeceğini, zira yargılamayı gerektirir bir durum olmasına rağmen ve davayı kabul etmemekle beraber kurulan hüküm bile itirazın kısmen iptaline yönelik olmasının icra inkar tazminatı hükmedilmemesini gerektirdiğini belirterek, istinaf kanun yoluna başvuru dilekçelerinin kabulü ile açıkladıkları iş bu sebeplerden dolayı; hükmün kaldırılarak davanın reddine, haksız ve kötüniyetli takip başlatmış ve dava açmış olan davacı taraf aleyhine alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, diğer dava ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını talep etmiştir. DELİLLER: Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı / alacaklı sigorta şirketinin, davalı / borçlu şahıs aleyhine 484.310,93-TL asıl alacak, 1.880,85 -TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 486.191,78 -TL alacağının tahsilinin talep edildiği, asıl alacağa işleyecek % 15,75 avans faizi ile icra masrafı, vekalet ücreti ile birlikte tahsili için 21/09/2022 tarihinde ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin 03/10/2022 tarihinde tebliği üzerine borçlunun yasal süre içinde 05/10/2022 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, bu nedenle takibin durduğu, itirazın iptali davasının bir yıllık yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında imzalanan Franchise Sözleşmesi incelendiğinde; ... Mücevherat franchise alan, davacının franchise veren olarak sözleşmeyi imzaladıkları, davalı ...'nın sözleşmeyi kefil olarak imzaladığı, sözleşme tarihinin 04/01/2021 olduğu , Sözleşmenin 13.1. maddesi uyarınca, Franchise alanın taraflar arasında doğabilecek ihtilaflarda ve alacak-borç ilişkilerinin belirlenmesinde Franchise verenin defter kayıt ve belgeleri ile mikrofilm ve bilgisayar kayıtlarının kayıtsız şartsız kesin delil niteliğinde olduğunu kabul, beyan ve taahhüt ettiği, işbu maddenin taraflar arasında delil sözleşmesi yerine kaim olmak üzere tanzim edildiğinin yazıldığı tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince bilirkişi mali müşavir ...'tan alınan 14/10/2023 tarihli raporunda özetle; davacı yanın düzenlemiş olduğu ve davalı yan ticari defterlerinde kayıtlı olmayan mal satışı faturalarına ilişkin fatura içeriklerinin davalı yana teslim edildiği yönünde kanaate varılması halinde davacı yanın takip tarihi itibariyle davalı yandan 484.310.92 TL alacaklı olduğu, aksi yönde kanaate varılması halinde ise, davalı yandan 13.817,79 TLalacaklı olduğunun kabulünün gerekeceği, Mahkemece davacı yanın takip tarihi itibariyle 484.310,92 TL alacaklı olduğu yönünde kanaate varması halinde,davacı yanın takip öncesine ilişkin talep edebileceği faiz tutarının 2.507,80 TL olduğu, mahkemenin davacı yanın takip tarihi itibariyle 13.817,79 TL alacaklı olduğu yönünde kanaate varması halinde, davacı yanın talep edebileceği faiz tutarının 71,55 TL olduğuna dair görüş bildirildiği tespit edilmiştir. G E R E K Ç E : Dava, itirazın iptali davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Alınan bilirkişi raporu ile, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan takip tarihi itibariyle 484.310.92 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının defter ve belgelerindeki kayıtlar ile davacının kayıtlarının birbirini tutmadığı, taraflar arasında imzalanan Franchise Sözleşmesinin 13. maddesine göre uyuşmazlık halinde davacının defter ve belgelerinin kesin delil olarak kabul edileceğine dair tarafların anlaştıkları, her iki taraf tacir olmakla, davalı tarafın imzaladığı sözleşmenin hükümlerini basiretli bir tacir olarak değerlendirebilecek ve sonuçlarını bilebilecek durumda olduğu, davalının ticari kayıtlarında kendi lehine olarak yapılan düzeltmenin neye dayanılarak yapıldığının tespit edilemediği, davacı tarafça davalıdan alacaklı olduğunun dava dilekçesi ekinde sunulan ve ticari defterlerinde kayıtlı belge ve delillerle ispatlandığı, asıl alacağın likit olduğu, bu nedenle davacının defter ve belgelerindeki alacak tutarına göre Mahkemece davanın kısmen kabulüne, davalının alacağının %20’si kadar icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 33.083,28TL nispi harçtan, peşin alınan 8.270,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 24.812,46 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 25,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.