T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/316 KARAR NO : 2025/1714 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.12.2023 NUMARASI : 2022/54 Esas 2023/846 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 26.12.2025 GEREK…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/316 KARAR NO : 2025/1714 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.12.2023 NUMARASI : 2022/54 Esas 2023/846 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 26.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05.01.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.08.2021 tarihinde davalı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalanan, kamyonetin yol çalışması sebebiyle yol daraltılması olan yol bölümünde seyrine devam ettiği sırada yol çalışmasının bittiği noktada kendi şeridine girmesi gerekirken karşı yönden gelen araçların şeridine girmesi neticesinde, karşı yönden gelen davacının yolcu olarak bulunduğu otomobille çarpışması sonucu çift taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, davacı ...'in söz konusu kazada ağır yaralandığını, davacının zararlarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak mahiyetinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 8.100,00 TL sürekli maluliyet tazminatı, 100,00 TL geçici efor tazminatı olmak üzere toplam 8.200.00 TL’nin davalı ... şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile; sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 430.000,00 TL olarak belirlemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Sigorta şirketine başvuruda maluliyet raporu sunulmadığı, davacının, kusuru, maluliyeti ve zararını kanıtlaması gerektiğini, davalı ... AŞ'nin hiçbir şekilde geçici iş göremezlik tazminatından, geçici bakıcı giderinden ve sair tedavi masraf ve giderlerinden sorumluluğu bulunmadığını, 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen poliçeler için hesaplamanın Genel Şartlara göre yapılması gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, trafik kazası sebebi ile sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı olduğu; kusur ve aktüer hesaplamaya ilişkin alınan bilirkişi raporunda, davalı ... şirketine sigortalı kamyonet sürücüsü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, davacının yolcu olarak bulunduğu karşı araç sürücüsü ...'ın meydana gelen kazanın oluşumunda kusursuz olduğu, tazminat hesabı yönünden, zarar gören küçük ...'in yolcu konumunda olduğu tespit edildiğinden, hesaplanan maddi zarardan TBK'nın 52. maddesi kapsamında kusur indirimi yapılmadığı, davacı ...'in 22.08.2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle, vücut engellilik oranın %7 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, davacının öğrenci olduğu, gelir getirici bir faaliyette bulunmadığı dikkate alınarak Yargıtay'ın güncel kararları gereği, geçici iş göremezlik zararı hesaplanmadığı, ancak olay tarihinden itibaren sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı, davacı ... lehine 561.817,17 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçe limiti 430.000,00 TL olup, hesaplanan zararın poliçe limitini aştığı, davacı tarafça, davalı ... şirketlerine yapılan başvurunun, 26.10.2021 tarihinde e-posta ile gönderildiğinin tespit edildiği, temerrüd koşullarının gerçekleştiğinin kabulü halinde, tebliğ tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasına gelen 09.11.2021 tarihinde davalı ... şirketinin temerrüde düşeceğinin hesaplandığı, davalı ... tarafından ZMMS poliçesi düzenlenen ... plakalı aracın kullanım amacının ticari kamyonet olduğunun tespit edildiği, raporun karar vermeye elverişli olduğu, tazminatın limitten daha yüksek olması nedeniyle sigorta şirketinin limitle sınırlı olarak sorumlu tutmak gerektiği, davacı 100.00 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuşsa da talep limiti aştığından bu yönden talebin reddi gerektiği, dava dilekçesi ve talep arttırım dilekçesi ve kısa karardan sonra verilen dilekçede yasal faiz talep edildiği, kısa kararda hataen avans faizine hükmedilmişse de taleple bağlılık ilkesi gereği yasal faize hükmetmek gerektiği gerekçesiyle; “Davanın kısmen kabulüne, 430.000,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının 09.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; geçici iş göremezlik tazminatına yönelik talebin reddine,” karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Maluliyet raporunun, karar vermeye elverişli olmadığını, rapor hazırlayan heyette davacıdaki araza ilişkin uzman hekimin yer almadığını, raporun ÇÖZGER’e göre tanzim edilmesi gerektiğini, hareket kısıtlılığına ilişkin rapor tanzim eden heyette çocuk hastalıkları, ortopedi, fizik tedavi ve travmatoloji uzmanlarının bulunması gerektiğini, davacının kaza sonrası fizik tedavisi mevcut olmadığını, fizik tedavi sonrasında tamamen iyileşebileceğini, 13 yaşında olan davacının tamamen iyileşme ihtimalinin bulunduğunu, raporun 1 yıllık iyileşme süresi beklenilmeden tanzim edildiği, raporda değerlendirilen bulguların 2022/6. aya ilişkin olduğu, maluliyete ilişkin rapor tanzim etme yetkisinin Adli Tıp Kurumuna ait olduğunu, kusur raporu alınmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyada deliller tam olarak toplanarak, rapor alınması gerektiğini, davacının emniyet kemeri takıp takmadığı araştırılarak, takmaması halinde %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, aktüer hesaplamanın uygun olmadığını, 1,8 teknik faiz uygulanarak Genel Şartlara göre hesaplama yapılması gerektiğini, dosyada uzlaşma olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davalıya usulüne uygun maluliyet raporu sunulmaksızın müracaat edilmiş olması nedeniyle dava tarihinden önce maluliyetin gerçekleşmediğini, ancak raporun alındığı 26.07.2022 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemidir. Mahkemece sürekli iş görmezlik tazminatı talebinin kabulüne, geçici iş görmezlik tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1-Mahkemece verilen kararın HMK'nın 294 ve 297. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesinde; 10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilmeyen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmasının ya da hükmün gerekçe kısmında kabul edildiği belirtilen bir yükümlülüğün hüküm fıkrasında reddedilmiş olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Diğer taraftan, 6100 sayılı HMK'nın 294-297. maddelerinde, hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HMK'nın 297/II maddesi; hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde olması gerekir. Somut olayda, mahkemece kısa kararda davalıyı "avans faizi" ile sorumlu tutmuş iken, gerekçeli kararda "yasal faiz" ile sorumlu tutmasına karar verilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana gelmiş olması nedeniyle kararın kaldırılması gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin maluliyet/engellilik raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde, maluliyet durumunun tespiti yanı sıra, kaza sonrası tedavi evraklarının da değerlendirilmesi ile maluliyetin kaza ile illiyetinin doğru bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Ayrıca, TBK'nın 54. maddesindeki düzenlenen çalışma gücü kaybı ve yitirilmesine yönelik zararların tespitinde alınacak maluliyet/engellilik raporunun Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihatları ile benimsediği Yönetmelik hükümlerine göre alınmalıdır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda, davacı 22.08.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeniyle cismani zararlarını talep etmiş olup, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından, TBK'nın 54. maddesi gereğince davacının maluliyetinin olay tarihinde uygulanmakta olan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Zarar görenin 18 yaşından küçük olması halinde de, erişkin olduğunda oluşacak maluliyeti nazara alınacağından, ayrıca "Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerinde özür oranı belirlenmesine yönelik cetvel bulunmadığından, açıklanan Yönetmelik uygulanacaktır. İlk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan Hacettpe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 22.07.2022 tarihli raporda; davacının maluliyet durumunun "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacı, 18 yaşından küçük olduğundan "Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre de, kazaya bağlı maluliyet oranın tespit edilmesi imkanı bulunmadığından, "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre engel/maluliyet oranı tespit edilmesi gerekirken, Yönetmelik (ÇÖZGER m.14) hükmü hatalı değerlendirilmek suretiyle mülga Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre rapor tanzim edilmiş olması nedeniyle maluliyet/engellilik raporu denetime ve karar vermeye elverişli değildir. Bu durumda, davalı vekili tarafından rapora itiraz edildiğinden, ayrıca kaza tarihinde 11 yaşında olan davacıya, kazadan 10 ay sonra yapılan muayeneye istinaden eklem hareket kısıtlılığı nedeniyle engeli oluşacağı belirtilmiş olması karşısında, davacının yaşı ve iyileşeme süresi sonunda engel oranın değişme ihtimali de gözetildiğinde, davacıya ait tüm tedavi evrakları dosyaya getirilerek Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan, davacının meydana gelen kaza nedeniyle çalışma gücünün azalmasına veya yitirilmesine neden olabilecek maluliyetinin/özürünün meydana gelip gelmediği, gelmiş ise oranının "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre tespit edildiği, rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 3-Davalı vekili tarafından kusura da itiraz edilmiş ve kusur rapor alınmaksızın karar verildiği ileri sürülmüş ise de; dosyada kusur rapora alınmakla birlikte, itiraz kazanın oluş şeklini de kapsadığından, kazaya ilişkin ceza dosyası, dosyaya kazandırılarak, kazanın oluş şekli ceza dosyasında deliller çerçevesinde değerlendirilerek, gerekmesi halinde yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 4-Davalının müterafik kusura yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; olay tarihinde 11 yaşında olan davacının, dava dışı ...'ın da yolcu olduğu, ... idaresindeki araç ile seyri sırasında trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmaktadır. Kolluk ifadesinde ... kaza esnasında sürücü olan babasının ve kendisinin emniyet kemerinin takılı olduğunu, davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığını hatırlamadığı belirttiği, tedavi evrakları arasında yer alan konsültasyon notunda ise, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin taklı olmadığının belirtildiği görülmüştür. Bu durumda, davacının meydana gelen yaralanması da değerlendirilerek, emniyet kemeri takılı olmamasının zararın artmasına etkisi olup olmadığı, TBK'nın 52. maddesi gereğince tazminattan indirim gerekip gerekmediği hususu değerlendirilerek, bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta değerlendirme yapılmamış olması da doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, açıklandığı üzere maluliyet/engellilik durumunun tespit edildiği rapor alınarak, ayrıca ceza dosyası da dosyaya kazandırılmak suretiyle kazanın oluş şekli değerlendirilerek, gerektiğinde kusur rapor alınarak ve ayrıca davalının müterafik kusura yönelik itirazları değerlendirilerek, kararın davalı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle yeniden aktüer raporu alınması gerekmesi halinde, kaldırılan mahkeme kararına esas alınan rapor tarihindeki veriler çerçevesinde rapor alınarak, karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1.a.6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan İstinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine, 4-İİK'nın 36. Maddesi gereğince, Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesi 2024/73D.iş 2024/73 K. Sayılı icranın geri bırakılması kararına istinaden, Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü 2024/5973 Esas dosyasına depo edilen 795.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatıran iadesine; 5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... Üye ... ... Üye ... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.