8. Hukuk Dairesi 2016/20237 E. , 2020/3016 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil (Kıyı Kenar) Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını belirtere…
**8. Hukuk Dairesi 2016/20237 E. , 2020/3016 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil (Kıyı Kenar) Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını belirterek tescil harici bırakılmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan taşınmazın bir kısmının tescil harici bırakılması istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden dava konusu 63 parsel sayılı (evveliyatında 615 parsel olan), 7522 metrekare alanlı, tarla nitelikli taşınmaza davalının malik olduğu, taşınmazın beyanlar hanesinde 576 metrekarelik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde bulunduğunun belirtildiği, mahkemece fen bilirkişisi raporu doğrultusunda taşınmazın ( A ) ile belirtilen 580 metrekaresinin kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verildiği sabittir. Bilindiği üzere, 362l sayılı Kıyı Kanunu'nun "kıyı kenar çizgisini" belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9. maddelerinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekte olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında "kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin idari yargıya ait olduğuna; ancak 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine" işaret edilmiştir. 3621 sayılı Kanun'un 5 ve 9. maddelerine göre de kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunludur. Uzman bilirkişilerin, Yasanın ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının emredici hükümleri dışında, hiçbir bilimsel incelemeye, araştırmaya ve verilere dayanmaksızın belirlenen kıyı kenar çizgisine itibar etmek doğru değildir. Değinilen İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamı ve 3621 sayılı Kanun'un 5. ve 9. maddelerinde öngörüldüğü biçimde üç jeolog ya da jeoloji mühendisinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve tapu fen memuru aracılığıyla yerinde keşif yapılması, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararı doğrultusunda bilimsel verilerden de yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunludur. Somut olayda; Mahkemece, icra edilen keşfe bir fen bilirkişisi alınmak suretiyle uygulama yapıldığı anlaşılmaktadır.