T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2023/1123 KARAR NO:2026/354 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:09/11/2022 NUMARASI:2018/202 Esas - 2022/735 Karar DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ:13/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan mü…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2023/1123 KARAR NO:2026/354 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:09/11/2022 NUMARASI:2018/202 Esas - 2022/735 Karar DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ:13/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 26.12.2009 tarihinde, dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç içerisinde seyir halindeyken, davalılardan ...'e ait, diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ...plakalı minibüs ile çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, davalılardan ...'ın taksirle birden fazla kişiyi yaralamak suçundan dolayı ceza aldığını, ilgili dosyanın kesinleştiğini belirterek kaza tarihi olan 26.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, belirsiz alacak olarak şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 10.000,00 TL manevi tazminatın ise davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkiline ait olan ve ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı minibüse, dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın arkadan çarptığını, müvekkilinin tamamen kusursuz olduğunu, müterafik kusurun araştırılması gerektiğini, davacının kırıklara ilişkin iddialarını doktor raporları ile ispatlaması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinin üzerinden sekiz yıl geçtiğini, kaza tarihi düşünüldüğünde iddia edilen yaralanmaların tedavisinin dava tarihine kadar bitmesi gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, ayrıca davacının bu tedavilerin ve yapılacak ameliyatların neye ilişkin olduğunu açıklamadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı araca ilişkin kaza tarihi olan 26.12.2009 tarihini kapsayan poliçenin müvekkili şirket tarafından düzenlenmediğini, tramer üzerinden yapılan araştırma neticesinde olay tarihini kapsayan ... poliçesinin ... A.Ş. tarafından düzenlendiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın müvekkili şirket ... ... tarafından 15.08.2009-2010 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... no.lu Trafik ... Poliçesi ile sigortalandığını, öncelikle zamanaşımı itirazlarını sunduklarını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğu Trafik Poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, araçların kusur durumunun tespiti gerektiğini, müterafik kusurunun tespiti gerektiğini, yalnız kaza ile illiyeti bulunan fiziki ve sürekli maluliyet oranının tespiti için kazazedenin Adli Tıp'a sevk edilmek suretiyle Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesi nezdinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, Davalı ... ... yönünden açılan davanın taraf sıfatı yokluğundan usulden reddinde, 141,41 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... ... yönünden dava tarihi olan 25/12/2017 tarihinden; diğer davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 26/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine; manevi tazminat davasının kısman kabulüne, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 26/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddi tazminat konusunda eksik inceleme yapıldığını, kaza sonrası müvekkilinde ciddi sağlık sorunları oluştuğunu, henüz tedavi sürecinin tamamlanmadığını, yüzünde arızalar kaldığını, müvekkilinin geçirmesi gereken ameliyatlar ve görmesi gereken fiziki ve ruhsal tedaviler mevcut olduğunu, müvekkilinin maddi imkansızlıklar yüzünden ilgili ameliyatı olamadığını, muhtemel tedavi ve ameliyat giderlerinin yargılama aşamasında ortaya çıkacağının dilekçelerinde belirtildiğini, mahkemenin tüm bu hususları görmezden geldiğini, 04.06.2021 tarihli dilekçelerinin ekinde müvekkilinin Medeniyet Üniversitesi'nden aldığı rapor ve CD'yi sundukları dilekçede hastahanenin müvekkilinin dava dilekçesinde konu edilen sorunlarının tamamını incelemediğinin belirtildiğini, manevi tazminat konusunda hükmedilen meblağın müvekkilin yaşadıklarına kıyasla yetersiz olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu olayın 26.12.2009 tarihinde meydana geldiğini, davacının davasını 25.12.2017 tarihinde görevsiz mahkemede açtığını, davacının dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini 22.01.2018 tarihinde talep ettiğini, bu tarih itibariyle davanın zamanaşımına uğradığını, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyanın görevli mahkemeye geldiğinde sekiz yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, mahkemenin kusur yönünden hiç bir değerlendirme yapmadığını, mahkemenin hiçbir gerekçe göstermeksizin ve ne için kusur raporu alınmasından vazgeçtiğine dair tek bir açıklama yapmamasının adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu, müvekkilinin somut olayda kusursuz olduğunu, davacının geçici iş göremezliğinin hastanede kaldığı süreye göre hesaplanması gerektiğini, ... şirketinin temerrüdünün yanlış gösterildiğini, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusurun değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemenin kabul ve red oranına göre bedel belirlemesi yaptığını belirtmiş olduğunu, bu oranının ne olduğunu kararda açıkça göstermediğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.26/12/2009 tarihinde, davalı ... ... şirketine trafik sigortalı, davalı ...'e ait olup, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı minibüs ile davacının yolcu olarak bulunduğu, dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması neticesinde yaralanan davacının maddi ve manevi tazminat talebiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan 26/12/2009 tarihi ile dava tarihi olan 25/12/2017 tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir. 18/04/2022 tarihli kusur raporunda; davalı sürücü ...'ın KTK 47/d - 84/b ve KTY 95/d - 157/a/2 maddelerinde açıklanan kusurları işlediği ve kazanın meydana gelmesinde asli ve %75 kusurlu olduğu; dava dışı sürücü ...'ın KTK 47/d ve KTY 95/d maddelerinde açıklanan kusurları işlediği ve kazanın meydana gelmesinde %25 kusurlu olduğunun belirtildiği; olayla ilgili ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul Anadolu 8.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/297 Esas, 2012/756 Karar sayılı dosyasında hükme esas alınan İTÜ heyetinin raporuna göre kazanın meydana gelmesinde sanık ...'ın asli kusurlu olduğu; ...'ın tali kusurlu olduğunun belirtildiği, ceza dosyasının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmakla, kesinleşen ceza dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporu ile uyumlu bilirkişi raporuna itibar edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 18/08/2021 tarihli raporuna göre; "...Dava konusu kaza tarihli düzenlenmiş tıbbi evraklarda kişinin herhangi bir menisküs yaralanmasından bahsedilmediği cihetle kişide mevcut menisküs rahatsızlığı ile olay arasında illiyet bağının kurulamadığı ancak dosyada mevcut tıbbi evraklarda kişinin 2010 yılında parsiyel menisektomi ameliyatı öyküsünün kayıtlı bulunduğu, bu ameliyata ait tıbbi belgelerin ve bu ameliyat öncesi yapılmış muayene belgeleri ile çekilmiş grafilerin (MRI vb.) gönderilmesi halinde dosyanın yeniden değerlendirilebileceği cihetle; davacının 26.12.2009 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 'Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği' hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 1 haftaya kadar uzayabileceğinin..." mütalaa edildiği, mahkemece bu maluliyet raporunun hükme esas alındığı, davacı vekilinin rapora süresi içerisinde itiraz ettiği anlaşılmakla, Mahkemece yeniden ATK raporundaki eksiklerle ilgili araştırma yapılmaksızın mevcut işbu rapora göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.O halde mahkemece yapılması gereken; davacının 2010 yılında geçirdiği parsiyel menisektomi ameliyatına ait tıbbi belgelerin ve bu ameliyat öncesi yapılmış muayene belgeleri ile çekilmiş grafilerin (MRI vb.) temini ile yeniden ATK'dan rapor alınması ve müterafik kusur durumu da tartışılarak sonucuna göre hukuki durumun değerlendirilmesi olmalıdır.Kabule göre;Davalı vekilinin davalı ... şirketi yönünden temerrüt tarihinin yanlış gösterildiğine dair istinafı bakımından; davacının ... şirketine başvuru evrakları getirtilip, başvurusunun bulunmaması halinde başvurunun tamamlanabilir dava şartı olduğu gözetilerek, KTK 97.madde gereği davacı vekiline mehil verilip, sonucuna göre ... şirketi açısından temerrüt şartlarının değerlendirilmesi gerekirken, bu araştırılmaksızın dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.Dava dilekçesinde belirtilen 10.000,00 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere 20.000,00 TL üzerinden harç yatırılarak davanın açıldığı, İlk Derece Mahkemesi'nin maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verdiği, kabul edilen miktarın 5.141,41 TL, reddedilen miktarın 14.858,59 TL olduğu anlaşılmakla, davanın kabul-red oranına göre; 3.488,40 TL yargılama giderinin 896,51-TL'sinin davalılardan (davalı ... şirketi sadece 24,41 TL'sinden sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesi gerekirken; 95,95 TL'sinin davalılar ... ... Şirketi, ... ve ...'dan; bakiye 3.392,45 TL'sinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.Manevi tazminat miktarına dair taraf vekilleri istinaflarının maluliyet raporunun alınmasından sonra değerlendirilebileceği anlaşılmakla, bu hususta şuan inceleme yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı ... vekili vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacı vekili ve davalı ... vekili vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2026