İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 08/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/12/2025 Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2022 tarih, 2019/... Esas ve 2022/... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki kapsamında davalıya oto yedek parçaları satılarak teslim edildiğini, fatura…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1505 KARAR NO : 2025/2619 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/04/2022 NUMARASI : 2019/... Esas ve 2022/... Karar DAVACI : ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... -... ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 08/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/12/2025 Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2022 tarih, 2019/... Esas ve 2022/... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki kapsamında davalıya oto yedek parçaları satılarak teslim edildiğini, faturalandırıldığını, davalıya bu ticari ilişki kapsamında 16.03.2018 tarihli toplam 614.761,00.TL tutarında 4 adet ayrı fatura kesildiğini, oto yedek parça işi ile iştigal eden davalıya ürünlerin ve faturaların teslim edildiği, davalının faturalara, ürünlerin nitelik ve niceliğine herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davalı tarafça fatura bedelinin ödenmesi istendiğinde 2 adet çek ( 80.000,00 TL +80.000,00 TL) ve 6 adet senet ( her biri 10.000,00.TL) teslim ediliğini, çekleri alan müvekkilinin kendi alacaklısına verdiğini, ancak çeklerin süresinde ödenmediğini, müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, senetlerde ödenmeyince müvekkilinin çekleri ve senetleri iade ettiğini, Kasım 2018 de davalının bir kısım ürünleri müvekkiline iade ederek fatura kestiğini, müvekkilinin faturayı kabul ederek ticari defterine işlediğini, davalı tarafça müvekkili tarafından satılan ürünlerin tamamına ilişkin iade faturası kesilerek gönderilmiş ise de faturada yazılı ürünlerin müvekkili tarafından davalıya satılarak teslim edilmiş ürünler olduğundan iadesinin kabul edilmediği, ürünler ile ilgili herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığı, tamamlanan ve kesinleşen satış akdi nedeniyle ürün iadesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin davalıya satarak teslim ettiği ürünlerin bedelini halen tahsil edemediğini, müvekkiline iade edilen bir kısım ürün iade alındığı ve faturasınında ticari defterlere işlendiği, davalının icra tabine yaptığı itirazda borcun kaynağının bilinmediği gibi soyut ifadelerle usülen itirazda bulunduğunu, yargılama neticesinde davalı borçlunun itirazının iptaline takibin devamına, davalı borçlunun asıl alacağın % 20 sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin ev adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, davadan 04.01.2020 tarihinde haberdar olduğunu, müvekkili ile mal alım satımı yapılmış ise de müvekkilinin yapmış olduğu iadeler bu iadelerin davacı tarafından teslim alındığına dair sevk irsaliyesi ve itiraz edilemeyen iade faturaları sonucu müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığı gibi alacağı bulunduğunu, taraflar arasındaki görüşmelere istinaden davacının personelini müvekkili işyerine göndererek malları bizatihi teslim aldığı ve başka bir müşteriye sattığı, bu nedenle ayıp ihbarı yapılmadığı hususun hayatı olağan akışına aykırı olduğu, davacı tarafın müvekkilinden almış olduğu çek ve bonoları halen alacağı olmasına rağmen iade ettiğini beyan etmiş ise de bu hususunda hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, basiretli bir tacirin hiç bir ödeme almadan karşılıksız çıkan çek ve bonoları iade etmeyeceği, çek ve senetlerin iadesi ve mal iadesi hususunda tarafların anlaştığı, akabinde davacı tarafın eleman gönderilmesi ile 01.11.2018 tarihinde de malların tam ve eksiksiz iade edildiği, davanın reddine asıl alacapın % 20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2022 tarih, 2019/... Esas ve 2022/... Karar sayılı kararında, iade olgusunu ispat yükünün davalı tarafa düştüğü, davalı tarafın sunduğu 01.11.2018 tarih ... No.lu sevk irsaliyesinde isim ve imzası bulunan Tümay Karataş İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından isticvap olunduğu, 03.06.2021 tarihli duruşmaya katılan Tümay Karataş; davacı şirkette pazarlama sorumlusu olarak yaklaşık 7 yıl çalıştığını, irsaliyenin teslim alan kısmındaki imzanın kendisine ait olduğunu, malları kontrol etmeden güvene istinaden teslim aldıklarını ve teslim (iade) alınan malların davacı şirketin tanıdığı bir kişinin Kilis’teki depoya konulduğunu beyan ettiği, SGK kayıtlarında Tümay Karataş davacı şirketin sigortalı çalışanı olduğu, davacı çalışanı irsaliyedeki emtiayı kontrol etmeden teslim aldıklarını beyan etmiş ise de artık belgede belirtilen emtianın gerçeğe uymadığını ispat yükümlüğü davacı tarafa geçtiği, davacı tarafın bu konuda delil sunmadığından 4 adet iade faturasına konu toplam tutarı 566.901,36 TL olan emtianın davacıya iade edildiğinin ispatlandığı sonucuna varıldığı, davalı defterlerinde iade işlemi sonrasında davacı şirkete 34.116,70 TL borcu bulunduğu, bu kaydın davalı aleyhine ve davacı lehine delil niteliği taşıdığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptali ile takibin 34.116,70 TL asıl alacak için devamına karar verilmiştir. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu ile mahkemenin gerekçesinde bulunan değerlendirmenin örtüşmediğini, mahkemece, müvekkiline 1.11.2018 tarihli ... sayılı sevk irsaliyesi ile iade edildiği savunulan ürünlerin, müvekkilinin sattığı ürünler olmadığı gözetilmediğini, bu belgenin, müvekkile ait bir sevk irsaliyesi olduğunu, davalının, müvekkile ait irsaliye ile mal teslimini ispatlayamayacağı da gözetilmediğini, belge içeriğine ve hukuki geçerliliğine yargılamanın başından itibaren tarafça itiraz edildiğini, müvekkil şirket çalışanı da, isticvabında, belge üzerindeki imzayı kabul ettiğini, ancak sonradan eklemeler yapıldığını beyan etmiş olduğunu, dolayısı ile bahsi geçen 1.11.2018 tarihli ... sayılı sevk irsaliyesi, huzurdaki davanın konusu olmadığını, malların bedelinin belirsiz olduğunu, müvekkilinin teslim ettiği malların da olmadığını, davalının iade faturasına konu ettiği malların da olmadığını, dava konusu edilen alacağa ilişkin ticari malların satışına veya iadesine ilişkin olmadığını, hukuki geçerliliğinin tartışmalı olduğunu, mahkemece hukuki değer atfedilmesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasına, davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2022 tarih, 2019/... Esas ve 2022/... Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili tarafından, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıya oto yedek parçalarının satılarak teslim edildiği, davalı tarafça iki adet çek ve altı adet senet verdiğinde senetlerin ödenmemesi üzerine çeklerin ve senetlerin davalıya iade edildiği, davalının bir kısım ürünleri davacıya iade ettiği, davalıya satılarak teslim edilen ürünlerin bedelinin tahsil edilemediği, yapılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiği belirtilerek itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiş, davalı vekili, taraflara arasında mal alım satımı yapıldığı, ürünlerin davacıya iade edilmesi nedeniyle davalının herhangi bir borcunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve işbu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Faturaya dayalı itirazın iptali davasında ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia eden davacıdadır. Davacı, alacağa konu mal ve hizmeti davalıya teslim ettiğini ve alacağa hak kazandığını yazılı deliller ile ispatlamak zorundadır. Faturada yazılı mal ve hizmetin teslim edildiğinin ispatı halinde, borcun ödendiğini ispat yükü ise davalıdadır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, taraflar arasındaki ticari satımın her iki tarafın kabulünde olup davacı tarafından dört adet fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu ileri sürüldüğü davalı tarafından ise davacıdan satın alınan malların davacıya geri iade edildiği, bu nedenle borcun kalmadığının savunulduğu, ticari satıma konu malların davacıya geri iade edildiğinin ispat yükünün davalıda olduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre davalı tarafın düzenlenen toplam tutarı 527.819,76 TL olan dört adet iade faturasının davacı defterlerinde ve BA bildiriminde yer almadığı, ancak davalı tarafça malların davacıya iade edildiğinin ispatı yönünden 01.11.2018 tarihi sevk irsaliyesinin delil olarak sunulduğu, sevk irsaliyesinde imzası bulanan Tümay Karataş'ın davacı çalışanı olduğu gibi sevk irsaliyesindeki imzanında çalışan tarafından kabul edildiği, bu durumda mahkemece davalı tarafça davacıya emtianın iade edildiğinin kabul edilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, her ne kadar davacı tarafın iade faturalarına konu ürünlerin gönderilmediği, sevk irsaliyesinin içeriğinin kabul etmedikleri savunulmuş ise de bu savunmasıyı ispatlayacak nitelikte herhangi bir delil sunmadığı, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 534,70.TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3)-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4)-HMK. 333 maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5)-İnceleme duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce YAPILMASINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanun'un 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 08/12/2025 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi. ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır