Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun söylemleri nedeniyle kınama cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun söylemleri nedeniyle kınama cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/5/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1985 doğumlu olup başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte Yüksek Öğrenim Kredi Yurtlar Kurumu Aksaray İl Müdürlüğüne bağlı Gülşah Hatun Yurt Müdürlüğünde yurt yönetim memuru olarak görev yapmaktadır. Başvurucu aynı zamanda anılan Yurt Müdürlüğünün yetkili harcama mutemetliği görevini de sürdürmektedir. Görev alanında kalan bazı belgeleri hazırlamadığı, konuya ilişkin olarak Yurt yönetimince hazırlanan belgeleri imzalamadığı, sürekli rapor ve izin kullandığı gerekçesiyle başvurucu hakkında 2016 yılının muhtelif aylarına dair bir tutanak tanzim edilmiştir. Anılan tutanakta, başvurucunun idarenin işleyişini kasten sekteye uğratarak çalışma düzenini bozduğu iddia edilmiştir. Bu çerçevede başvurucunun idarenin iş ve işlemlerinin yürütülmesini engelleyecek davranışlarda bulunduğu, devlet memuru olarak görevlerini yerine getirmekten imtina ettiği, çalışmaktan ve sorumluluktan kaçtığı, çalışma ortamındaki düzeni bozduğu, personel sıkıntısının olduğu dönemlerde sık sık rapor aldığı, izin işlemlerini dahi iletişim yollarını tıkayarak, amiri ile görüşmeden yazılı şekilde talep ettiği, sürekli çevresindeki çalışanları suçlayan, çalışma ortamındaki huzur ve güveni bozmaya yönelik tutum ve davranışları olduğu ve işleri kasıtlı olarak güçleştirdiği iddialarıyla başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.A. Disiplin Soruşturması Süreci Disiplin soruşturması sürecinde başvurucunun "ödeme evraklarını imzalamadığına ve görevini yapmayarak işleri zorlaştırdığına" ilişkin iddialar hakkında başvurucu ile aynı yurtta görev yapan personel S.G. ve S.Ç.nin ifadelerine başvurulmuştur. S.G. ve S.Ç. ifadelerinde genel olarak başvurucunun görev ve sorumluluklarını yerine getirmediğini, izin ve rapor kullanarak iş ve işlemlerin durmasına neden olduğunu, bu sorunlar nedeniyle işyerinde huzursuz bir ortam oluştuğunu ve verimlilik kaybı yaşandığını belirtmiştir. Anılan ifadeleri Yurt Müdür Vekili G.E.A. raporlaştırmış ve raporunda kendisinin başvurucu tarafından tarafsız olmamakla itham edildiğini de belirtmiştir. Soruşturma raporunda öncelikle başvurucu hakkında ileri sürülen sağlık raporu ve izin taleplerinin konu edildiği iddialar değerlendirilmiş olup kanuna ve kurum mevzuatına aykırı bir durum bulunmadığından yapılacak herhangi bir işlem olmadığı sonucuna varılmıştır. Raporun teklif kısmında ise başvurucunun görevi kapsamında imzalaması gereken belgeleri imzalamadığı, kasıtlı olarak görevini yerine getirmeyerek idarenin işleyişini güçleştirdiği sonucuna ulaşıldığından 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (a) alt bendi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması, başvurucunun personel sıkıntısının olduğu dönemlerde bile "Sürekli istifa edeceğim, diyerek izin talebinde bulunduğu", izin verilmediği durumlarda da sürekli rapor alarak çalışmaktan ve sorumluluktan kaçtığı, "sürekli çevresindeki çalışanları suçladığı", idareye karşı cephe alarak söz ve davranışlarıyla iletişimi kopardığı, amirleri ve iş arkadaşlarıyla uyum içinde çalışmadığı, iş arkadaşları üzerinde yılgınlık oluşturduğu, bu ve benzeri hareketleri nedeniyle çalışma ortamının huzurunu bozduğu sonucuyla yine aynı Kanun'un (B) bendinin (l) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerektiği belirtilerek sonuç itibarıyla anılan cezalardan en ağırı olan aylıktan kesme cezası teklif edilmiştir. Başvurucu savunmasında soruşturmanın tarafsız olarak yürütülmediğini, görevlendirmeye ilişkin belgelerin tarafına tebliğ edilmediğini, "il müdürü tarafından baskıya maruz kaldığını ve baskılar sonucu kanunen hakkı olan memuriyetten çekilme hakkını kullanmayı düşündüğünü, bu durumu ise sadece yurt müdür vekili Ş.G. ile paylaştığını ve anılan hakkı dile getirmenin suç teşkil etmediğini", personel sıkıntısı veya planlamasının görevi olmadığını, izin alamadığı dönemlerde rapor almadığını, rahatsızlığından dolayı rapor kullandığını, bu konuda bir soruşturma geçirmediğini, memurlar ve idare ile farklı konulardan kaynaklanan fikir ayrılıkları olduğunu belirtmiştir. Soruşturma sonucunda başvurucunun aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup başvurucunun itirazı üzerine görevlendirmeye ilişkin herhangi bir yazının başvurucuya tebliğ edilmediği gerekçesiyle anılan cezanın kaldırılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine başvurucunun soruşturma raporuna konu diğer ceza olan kınama cezası ile cezalandırılmasına disiplin amirince karar verilmiş olup anılan karara karşı yapılan itiraz Disiplin Kurulunca reddedilmiştir.B. Başvurucunun Disiplin Cezasına İlişkin İşleme Karşı Açtığı İptal Davası Süreci Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali istemiyle Aksaray İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme, davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Olayda, davacının izin talebinde bulunması ve rapor almasının mevzuat hükümleri uyarınca bir hak olması, yıllık izinlerin amirinin uygun bulacağı zamanlarda toptan ve ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabileceği, ayrıca hastalık raporlarının gerçekliği konusunda tereddüt edilmesi durumunda hakem hastaneye sevk etme imkanı olması nedeniyle çalışmaktan ve sorumluluktan kaçma şeklinde değerlendirilemeyeceği, öte yandan disiplin cezasına dayanak teşkil eden diğer iddiaların sübut bulmadığının anlaşılması karşısında, bu yönleriyle davacının eylemlerinin çalışma ortamındaki düzen, huzur ve güveni bozmaya yönelik tutum ve davranışlar olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir". Davalı idare, davanın kabulü kararına karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Konya Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (BİM) istinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu kararın kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Anılan kararın ilgili kısmı şöyledir: "Uyuşmazlık konusu olayda, her ne kadar davacının muayene ve kabul komisyonunda görevlendirilmesinin bulunmadığı anlaşılmakta ve yıllık izin, sağlık raporu kullanmasına yasal bir engel bulunmamakta ise de soruşturma kapsamında alınan ifadeler ve yapılan tesbitlerden, davacının personel ihtiyacı olduğu dönemlerde sürekli olarak istifa edeceğini söylemek ve sık sık yıllık izin, rapor almak ve bazı ödeme evraklarını imzalamaktan imtina etmek, çevresindekileri suçlamak şeklindeki tutum ve davranışları nedeniyle mesai arkadaşlarında yılgınlık oluşturduğu, davacının tutum ve davranışlarıyla çalışma ortamını ve huzurunu bozduğu anlaşıldığından, 657 sayılı Kanunun 125/B-l maddesi kapsamına giren fiili nedeniyle verilen kınama cezasında mevzuata ve hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptaline ilişkin istinafa konu mahkeme kararında ise hukuka uyarlık bulunmamaktadır". A. Ulusal Hukuk 657 sayılı Kanun’un “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:…B - Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:…l) Kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) devletin kamu hizmetinde çalışan memurları yönünden sadakat yükümlülüğü öngörmesinin, ayrıca onlara ödev ve sorumluluklar yüklemesinin memurların statüleri gereği meşru bir durum olduğunu belirtmiştir. Fakat kamu görevlilerinin de birey olduğunu, siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal yönlerinin bulunduğunu ve bu doğrultuda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ve maddelerinden yararlandıklarının şüpheden uzak olduğunu da ifade etmiştir. Bununla birlikte memurun bulunduğu konum ve görev yaptığı alanla ilgili olarak ödev ve sorumluluk derecesinin belirlenmesinde ulusal makamların bir takdir marjı olduğunu da eklemiştir (İsmail Sezer/Türkiye, B. No: 36807/07, 24/3/2015, §§ 52-54; Vogt/Almanya [BD], B. No: 17851/91, 26/9/1995, §§ 51-53; Ahmed ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 22954/93, 2/9/1998, §§ 53, 54; Otto/Almanya (k.k.), B. No: 27574/02, 24/11/2005). AİHM, kamu görevlilerine verilen disiplin cezalarıyla güdülen meşru amacın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği yönünden yalnızca cezanın bir kuralla öngörülmüş olmasını yeterli bulmamakta; somut bir değerlendirmenin varlığını aramaktadır. Bu bağlamda kamu görevlilerinin cezalandırılan eylemlerinin kamu hizmetlerinin sürekliliğini ya da gereği gibi yerine getirilmesini etkilemek veya görev yapılan devlet kurumunun itibarını zedelemek gibi cezayı gerekli kılan sonuçlara sebep olduğunun açıkça gösterilmesi gerektiğini belirtmektedir (Kula/Türkiye, B. No: 20233/06, 19/6/2018, §§ 48, 49).