Başvurucu, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle hukuka aykırı hâle geldiğini ve başkaları tahliye edilmesine rağmen kendisinin tahliye edilmemesi sebebiyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle hukuka aykırı hâle geldiğini ve başkaları tahliye edilmesine rağmen kendisinin tahliye edilmemesi sebebiyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 26/11/2012 tarihinde Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, başvurunun çözümünün ilke kararını gerektirmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölümün 16/4/2013 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 14/6/2013 tarihli görüş yazısı 4/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu, görüşünü süresi içinde 8/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru dilekçesinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında suç örgütüne üye olmak, beş kez kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak, beş kez silahlı gasp, beş kez silahlı tehdit, üç kez hırsızlık, adam öldürme ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından açılan soruşturma kapsamında 25/1/2005 tarihinde gözaltına alınmış ve 28/1/2005 tarihinde tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 11/2/2005 tarihli iddianamesi ile başvurucunun suç örgütüne üye olmak, beş kez kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak, beş kez silahlı gasp, beş kez silahlı tehdit, üç kez hırsızlık, adam öldürme ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından cezalandırılması için İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Dava, Mahkemenin 2005/42 Esas sayılı dava dosyasında görülmeye başlanmıştır. Başvurucu hakkında Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 12/5/2005 tarihli iddianamesiyle bazı suç ortakları ile birlikte gasp ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından cezalandırılması için Afyonkarahisar Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış; Mahkemenin 2005/77 Esas sırasındaki dava, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/42 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir. Başvurucu hakkında ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 31/5/2005 tarihli iddianamesiyle adam öldürme suçundan cezalandırılması için İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış; Mahkemenin 2006/148 Esas sırasındaki dava İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/42 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15/4/2005 tarihli iddianamesiyle başvurucunun silahlı gasp ve hürriyeti tahdit suçlarından cezalandırılması için İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış; Mahkemenin 2005/103 Esas sırasındaki dava İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/42 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 20/4/2009 tarihinde vermiş olduğu karar Yargıtay Ceza Dairesinin 27/6/2011 tarihli kararıyla bozulmuş ve dosya Mahkemenin 2011/158 Esas sırasına kaydedilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 4/9/2012 tarihli kararı ile başvurucunun çeşitli suçlardan cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Mahkeme, diğer gerekçelerin yanında, 17/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesindeki tutukluluk süresinin her suç için ayrı olarak dikkate alınması gerektiğini, sanığa isnat edilen birden çok ağır cezalık suç bulunduğunu, her bir suç için tutukluluk süresinin dolmadığını belirtmiştir. Başvurucu, tutukluluk halinin devamı kararına 15/10/2012 tarihinde itiraz etmiş; İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 1/11/2012 tarihli kararıyla itirazı yerinde görmeyerek reddetmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin iş bu kararı 7/11/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir;“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez..” Aynı Kanun’un “Şüpheli veya sanığın salıverilme sistemleri” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir.” Aynı Kanun’un “Kanun yollarına başvurma hakkı” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.(2) Asliye ceza mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemenin yargı çevresindeki sulh ceza mahkemelerinin; ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ve sulh ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.(3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.”