10. Hukuk Dairesi 2024/1470 E. , 2025/1630 K. MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2654 E., 2023/879 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yayladağı Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/112 E., 2022/136 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bö…
**10. Hukuk Dairesi 2024/1470 E. , 2025/1630 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2654 E., 2023/879 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yayladağı Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/112 E., 2022/136 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının feragat nedeniyle reddine, davalı Kaymakamlık vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 16.01.2016 tarihinde ... destek ...'ın Yayladağı Kaymakamlığının talimatıyla ve üzerinde ... ibaresi yazılı olan traktör ve römork ile Pulluyazı Karakol Komutanlığına su götürme ve boşaltma işlemi yaparken havanın son derece soğuk olması nedeniyle ve davalıların tümünün işveren olarak, kendisine işe elverişli kıyafet vermemiş olmaları nedeniyle soğuktan korunmak için boynuna takılı olan puşinin teknik olarak uygunsuz ve korumasız olan traktör ile tanker arasında bulunan şafta dolanması neticesinde başının kopması ve bu şekilde vefat etmesiyle neticelenen dava konusu iş kazası meydana geldiğini, müteveffanın ... bünyesinde 5 yıldır sigortalı olarak çalıştığını, ... ile ... arasında 19.11.2015 tarihinde akdelimiş olan hizmet alımına ait tip sözleşmesine bağlı olarak kurulan idare ve yüklenici ilişkisine binaen ... Ticaret bünyesinde sigortalı olarak gösterilerek kaza tarihindeki işverinin ... olduğu SGK kayıtlarından göründüğünü, müteveffanın bu sözleşmeden haberinin olmadığını, Yayladağı Kaymakamlığında çalışıyor sandığını, davalı ... ile ... arasında yapılan sözleşmenin muvazaalı addedilmese dahi Yayladağı Kaymakamlığının asıl işveren olarak müteselsil sorumlu tutulması gerektiğini, maktulün işin önem ve derecesine göre uygun kıyafet giymemesi sebebiyle kendisine kusur izafe edilmesinin hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu, böyle bir kıyafetin maktule verilmediğini, ayrıca ...'in de kendi bünyesinde çalışan işçinin kullandığı araçta gereken önlem ve tedbirleri almamış olmasından dolayı idare ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu, bu nedenlerle iş kazası nedeniyle desteklerini kaybeden davacılar için tamamı kusur incelemesi ve hesaplamalardan sonra belirlenecek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 1000,00.-TL, davacı... için 1000,00.-TL ve ... için 1000,00.-TL olmak üzere toplam 3000,00.-TL destekten yoksun kalma şeklindeki maddi tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere olay tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davalılardan ortaklaşa ve zincirleme tahsili ile davacılara verilmesine, davacı ... için 100.000,00.-TL ve diğer 3 davacının her biri için 50.000,00.-TL olmak üzere toplam 250.000,00.-TL manevi tazminatın, fazlaya ilişkin hakları saklı kalak üzere olay tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davalılardan ortaklaşa ve zincirleme olacak şekilde alınarak davacılara verilmesine, davalı ...'e ait .... ilçesi .... Mahallesi 20 ada 18 parsel ile ... nezdinde bulunan hak ve alacakları ile teminat mektuplarına 3. kişilere karşı koruma sağlamak için ihtiyati haciz ve davalıların devrini engellemesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar verdikleri beyan dilekçeleri ile davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...Somut olayda; müteveffanın maruz kaldığı kazanın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, 15.06.2017 tarihli müfettiş raporunda davacıların desteği ... %10 oranında, davalı Kaymakamlık %30 oranında, davalı ... %50 oranında, dava dışı .... İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi %10 oranında kusurlu bulunduğu, ceza soruşturma dosyasında kusur tespitlerinin yapıldığı, 07.05.2018 tarihli kusur raporunda kazanın iş kazası olduğu, müteveffanın %40 kusurlu olduğu, asıl işveren Yayladağı Kaymakamlığının % 35, alt işveren ...'in %25 oranında kusurlu olduğunu bildirir rapor sunduğu görüldü. Kaldırma kararı sonrası farklı bilirkişilere tevdi edilerek tüm raporlar incelenerek çelişkilerin giderilmesi için ek rapor alınmıştır. SGK'dan açılmış bir rücu davası olup olmadığı sorulmuş ve henüz açılan bir dava olmadığı anlaşılmıştır. 01.11.2021 tarihli heyet kusur raporunda ...'nın %35, alt işveren ...'in %25, müteveffanın ise %40 oranında kusurlu olduğu tespiti yapılmıştır. Önceki raporlar karşılaştırılarak alınan son kusur raporu hükme esas alınmıştır. Dosya hesap uzmanına tevdi edilerek zarar hesabı yapılmıştır. 03.01.2022 tarihli hesap bilirkişi raporunda yapılan destekten yoksun kalma tazminat hesabında SGK tarafından bağlanan peşin değerli gelir çıkartıldıktan sonra müteveffanın %40 oranında kusur oranına göre; 315.318,53 TL davacı eşe, 26.417,71 TL kızı ...'a, 542,95 TL kızı ... ... destekten yoksun kalma tazminatı tespit edilmiş olup davacının 07.01.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davasının ıslah ettiği görülmüştür. Davalı ...'in Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyaya 145.000,00 TL ödeme yaptığı görülmüştür. Ancak bu ödemelerin alacak kalemlerinden hangisine ilişkin yapıldığı davalı tarafından ayrıca ve açıkça belirtilmemiştir. Yapılan ödemeler de dikkate alınarak yeniden hesaplama yapılması istenmiştir. 03.01.2022 tarihli aktüer raporuna göre maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulduğu..." gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1- Maddi tazminat talebi yönünden; -315.318,53 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere) - 26.417,71-TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere) - Diğer davalı ... ... yönünden maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 542,95 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere) 2- Manevi tazminat talebi yönünden; - 40.000,00.-TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere) - 30.000,00.-TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere) - 30.000,00.-TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere) - 30.000,00.-TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere)" şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yayladağı Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli duruşma zaptında ''Kusur raporunun ibraz olduğu, taraflara tebliğ edildiği'' ifade edildiğini, buna karşılık dava dosyasının incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, söz konusu kusur bilirkişi raporu tarafa tebliğ edilmediğini, kusur raporunun tarafa tebliğ edilmesi ve kusur bilirkişisi raporuna itiraz için ... olarak tarafa da süre verilmesi gerektiğini, bu durumun Hukuk Muhakemeleri Kanunundan kaynaklanan emredici bir düzenleme olduğunu, işin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, madde anlamında bir alt işverenlik, dolayısıyla dayanışmalı sorumluluk söz konusu olmaması gerektiğini, benzer şekilde işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi böldüğünü, ihale suretiyle farklı kişilere verdiğini, iş sahibi, asıl işveren olmadığını, alt- asıl ilişkisinin de bulunmamasının gerektiğini, asıl kusurlu olan müteveffaya verilen %40 kusur oranının yargılamalar sırasında sabit olarak verilmesi de kanuna aykırılık teşkil ettiğini, bu oranın sabit bir oran olmadığını, asli kusurlu müteveffanın kusur oranının %50'ye çıkarılmasının gerektiğini, ayrıca yüklenici ..., işi ihale yöntemiyle almakla yasal sorumluluğu da üzerine aldığını, iş güvenliği kusurlarını da kendisi karşılaması gerektiğini, yüklenici firmaya %25 kusur oranının tarafça kabulünün mümkün olmadığını, davanın açıldığı tarihteki koşullara ve parametrelere göre değerlendirilmesi gerektiğini, aksini düşünmek farklı tarihlerde farklı tazminat hesaplamalarına ve tazminat miktarlarına neden olduğunu, bunun kabulünün mümkün olmadığını, 03.01.2022 tarihli tazminat hesaplamasına ilişkin aktüerya bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, ... harçtan muaf olmasına rağmen, yerel mahkemenin hüküm kısmında 5 numaralı maddesinde ''.... ile 835,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 8.049,51 TL'nin davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine'' dair karar verildiğini, davalı ... Kaymakamlığını ıslah harcını ödemeye mahkum edilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir. Davacılar vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusu sonrası istinaf başvurularından feragat ettiklerine dair dilekçe sunmuşlardır. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Kabule göre de İlk Derece Mahkemesince maddi ve manevi tazminat isteminden oluşan taleplerin kısmen kabul kısmen reddine dair 19.12.2019 tarihli kararında, ... sigortalının kazanın meydana gelmesinde %40 oranında kusurlu olduğu, davalı asıl işveren Yayladağı Kaymakamlığının kazanın meydana gelmesinde %35 kusurlu ve davalı alt işveren ...'in de kazanın meydana gelmesinde %25 kusurlu olduğu kabulüyle hazırlanan 10.07.2019 tarihli hesaba ilişkin bilirkişi raporunun hükme dayanak alındığı, anılan raporda işlemiş aktif devre zararının hesabında 31.12.2019 tarihi ve öncesi döneme ilişkin verilerin kullanıldığı, davacının hükmü tazminata ilişkin yönleriyle istinaf etmediği, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla ortadan kaldırıldığı, ortadan kaldırma kararı sonrasına aldırılan kusura ilişkin bilirkişi kurulu raporunda kusur oran ve aidiyetlerinin aynı şekilde ... sigortalının kazanın meydana gelmesinde %40 oranında kusurlu olduğu, davalı asıl işveren Yayladağı Kaymakamlığının kazanın meydana gelmesinde %35 kusurlu ve davalı alt işveren ...'in de kazanın meydana gelmesinde %25 kusurlu olduğu şeklinde hazırlandığı, yeniden aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporunda kusur oran ve aidiyetlerinin değişmemesi dikkate alındığında ortadan kaldırma sonrası yapılan yargılamada yeninde hesaba ilişkin bilirkişi raporu aldırılmasına gerek bulunmadığı, davacılar tarafından ilk kararın maddi tazminat yönünden istinaf edilmemesi sebebiyle hükme dayanak alınan hesap raporunun davacılar yönünden kesinleştiği ve davalılar yönünden usulü kazanılmış hak oluşturacağı kabul edilmelidir. Hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması mahkemenin vereceği ilk hükümle ilgili olup bu hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması hâlinde yeni verilecek hüküm tarihini esas alan bir hesaplama yapılması gerekmeyecek ancak bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyor ise bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktarlar itibarıyla varsa usuli kazanılmış hak oluşturan durumlarında dikkate alınacaktır. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik maddi tazminat hesabı noktasında temyiz itirazı bulunmadığı veya Yargıtay Hukuk Dairesince maddi tazminat hesabı yönünden bir aykırılık görülmediği takdirde bu raporun esas alınması gerektiği konusunda usuli kazanılmış hak oluşacağından farklı bir hesaplama içeren yeni rapora göre karar verilmesi usuli kazanılmış hakkın ihlâli sonucunu doğuracaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/10-796 E.- 2023/625 K. sayılı ilamı) Bu açıklamalar ışığında; Mahkemenin ortadan kaldırma kararı öncesi kararının davacılar tarafından maddi tazminat hesabı yapılan rapordaki tespit ve değerlendirmeler yönünden istinaf edilmemesi ile ortadan kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada aldırılan kusura ilişkin raporda kusur oran ve aidiyetlerinin değişmemesi sebebiyle yeniden hesap raporu aldırılmasının gerekmediği gözetildiğinde; kesinleşen 10.07.2019 tarihli hesaba ilişkin bilirkişi raporunun hükme dayanak alınması gerektiği konusunda usuli kazanılmış hak oluştuğundan Mahkeme tarafından farklı bir hesaplama içeren yeni rapora göre karar verilmesi usuli kazanılmış hakkın ihlâli sonucunu doğurduğundan verilen kararın isabetsiz olduğu anlaşılmaktadır. Belirtilen şekilde hatalı değerlendirme sonucu karar verilmiş olması kararın ortadan kaldırılmasını gerektirmekte ise de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç doğurmadığından Dairemizce karar düzeltilerek esas hakkında yeninden hüküm vermek gerekmiştir. Son olarak, davacı vekili 05.09.2022 tarihli, davalı ... vekili 05.09.2022 tarihli, dilekçeleri ile vekaletnamelerindeki yetkilerine dayanarak istinaf başvurusundan feragat ettiklerini bildirdikleri ..." gerekçesiyle davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının feragat nedeni ile reddine, davalı Kaymakamlık vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında; i.-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile a)Maddi tazminat talebi yönünden; -315.318,53 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... 87.623,18.-TL kısmı yönünden sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere) -26.417,71-TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... 10.577,04.-TL kısmı yönünden sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere) -Diğer davalı ... ... yönünden maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 542,95 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, davalı ... yönünden maddi tazminat talebi ile fazlaya ilişkin talebin reddine (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere) b)Manevi tazminat talebi yönünden; - 40.000,00.-TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere) - 30.000,00.-TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere) - 30.000,00.-TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere) - 30.000,00.-TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, (Hatay İcra Müdürlüğünün 2019/39998 E. sayılı dosyasına alacak kalemlerine yönelik yapılan 145.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere)" şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle ayrıca usuli kazanılmış hakka ilişkin değerlendirmenin hatalı yapıldığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile usuli kazanılmış hakka ilişkin değerlendirmenin hatalı yapıldığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Yayladağ Kaymakamlık vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmakta ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunlu bulunmaktadır. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakka ilişkin davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine ait bulunmakta ve buna aktif husumet denilmektedir. Sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi de o hakka uymakla yükümlü olan kimse olup, bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hak sahibi ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun belirlenmesi, bunun neticesinde, dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler, o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, Mahkemece dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapılmaksızın, davanın sıfat yokluğundan reddedilmesi gerekmektedir. Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğinde olup Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 116. maddesinde (HUMK. 187 m.) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürülmese dahi, gerek, mahkemece, gerekse, Yargıtayca tarafların bu yönde bir savunmalarının olup olmadığına bakılmaksızın, kendiliğinden nazara alınır. Anayasa m.123/3'e göre kamu tüzel kişilikleri ancak kanun ya da Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak kurulurlar. Bakanlıklar, Devlet kamu tüzel kişiliğinin bir davada taraf ehliyetine sahip organlarıdırlar. Bunun dışında bazı genel müdürlüklerin, il özel idarelerinin, köylerin, belediyelerin ve kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara bağlı müesseselerin de tüzel kişilikleri vardır. İlçede Hükümetin temsilcisi olan kaymakamlık, Devlet tüzel kişiliğine (İçişleri Bakanlığına) bağlı olup, ayrı tüzel kişiliği bulunmadığı için davada taraf ehliyetine sahip değildir. Öte yandan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 25/1. maddesinde, hâkimin Kanunda öngörülen istisnalar dışında, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı ve onları hatırlatabilecek davranışlarda bulunamayacağı, aynı maddenin 2. fıkrasında yine kural olarak hâkimin kendiliğinden delil toplayamayacağı kabul edilmiştir (Umar, Bilge: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Ankara 2014, s.114 vd.). Taraflarca getirilme ilkesi olarak kabul edilen bu düzenleme ile özel hukuk uyuşmazlıklarında kural olarak, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin vakıaların ve bu vakıaların delillerinin bizzat taraflarca getirilmesi ve yargılamada ileri sürülmesi düzenlenmiştir. Böylelikle dava malzemelerinin toplanmasında ve bunların ileri sürülmesinde hâkimin pasif olması kabul edilmiştir (Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.238). Bununla birlikte dava malzemesinin taraflarca getirilmesi, hâkimin bu hususlar hakkında hiçbir yetkisi olmadığı ve tamamen etkisiz olduğu anlamına gelmemektedir (Alangoya, H. Yavuz /Yıldırım, Mehmet Kamil /Deren Yıldırım, Nevhis: Medenî Usul Hukuku Esasları, 7. Baskı, İstanbul 2009, s. 184). Bu, özellikle hâkimin yargılama sonucunda verdiği hükmün maddi gerçekle örtüşür olabilmesinin bir sonucudur. Tarafların getirdiği ve ileri sürdüğü dava malzemeleri bazı durumlarda maddi veya hukukî açıdan eksik, belirsiz yahut çelişkili olabilir. Bu durum, davanın yürütülmesini zorlaştırabildiği gibi hâkimin doğru bir hükme varma ihtimalini de tehlikeye sokabilir. Bu nedenle HMK’nın 31. maddesinde, bu durumlarda, hâkimin taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve tarafların delil göstermelerini isteyebileceği düzenlenmiştir. Diğer yandan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) iradî taraf değişikliği hakkında açık bir hüküm içermemekle birlikte bu durumun özellikle usul ekonomisi açısından eleştirilere tabi tutulmasını dikkate alan yasa koyucu da, HMK’nın 124. maddesi ile belirli hâllerde iradî taraf değişikliğine olanak veren bir düzenleme getirmiştir. Anılan düzenlemeye göre bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür (HMK m. 124/1). Ancak yasa koyucu bu konuda yasalarda yer alan özel hükümleri saklı tutarak (HMK m. 124/2) hâkimin izni ile taraf değişikliği yapılabilecek hâllere de yer vermiştir. Maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği gibi tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması durumunda da hâkimin izniyle taraf değişikliği yapılabilecektir (HMK m. 124/3,4). İradî taraf değişikliğine ilişkin düzenleme karşısında gerek davacı gerekse davalı tarafta, iradî taraf değişikliği yapılması mümkündür (.... Taş: Medenî Usul Hukukunda İradi Taraf Değişikliği, Ankara 2014, s. 169). Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.07.2020 tarihli 2017/15-2929 E., 2020/544 K. sayılı kararında da aynı tespitlere yer verilmiştir. Somut olayda, davanın davalı sıfatı ile Yayladağ Kaymakamlığına yöneltildiği, yargılama sırasında vekalet verilen vekilin İçişleri Bakanlığını temsil görevi bulunduğuna veya İçişleri Bakanlığını temsilen hareket ettiğine dair dosyada bilgi bulunmadığının anlaşılması karşısında, taraf sıfatının İçişleri Bakanlığına ait olduğu gözetilerek bu konudaki eksikliğin HMK 124. madde hükümlerine uygun olarak giderilmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken, Yayladağ Kaymakamlığının temsili ile yargılama yapılıp hüküm kurulması hatalı olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.