4. Hukuk Dairesi 2011/14539 E. , 2012/17823 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACILAR : 1-... 2-... vekili Avukat ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... vekili Avukat ... Davacılar ... vd. vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vd. aleyhine 19/03/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafınd…
**4. Hukuk Dairesi 2011/14539 E. , 2012/17823 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACILAR : 1-... 2-... vekili Avukat ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... vekili Avukat ... Davacılar ... vd. vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vd. aleyhine 19/03/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne her bir davalı yönünden miktar itibariyle duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, karar, davalılar vekili tarafından temyiz olunmuştur. Davacılar, davalılar ile birlikte ...'nın ... ve Kazan bölgesinde bisküvi ürünlerinin dağıtımını üstlenmek üzere ... Gıda ve San. Tic. Ltd. Şti.'ni kurduklarını, şirketi imzaya ve temsile yetkili olarak kendilerinin getirildiğini, davalıların haksız ithamlarını ... İlçesinde bulunan tüm insanlara duyurmak için var güçleri ile çalıştıklarını ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na şirkete ait paraların ...'a ait olan ... A.Ş.'ye aktarmak, kendi şahsi harcamalarını ilgili şirkete ait paralardan ödeyerek haksız kazanç sağlamak, şirketi zarara uğratacak şekilde bankalardan kredi çekerek şirketi iflasa sürüklemek ve hatta şirketin paralarını zimmetlerine geçirmek, karar defterinde davalıların imzası gereken yerlere kendileri tarafından imza atmak şeklindeki iddiaları ile şikayetçi olarak kendilerini toplum nazarında küçük düşürdüklerini ve ticari itibarlarının sarsıldığını belirterek uğradıkları manevi zararın davalılara ödetilmesi isteminde bulunmuşlardır. Davalılar ise, Anayasanın tanıdığı ve güvence altına aldığı şikayet haklarını, hak arama özgürlüklerini, şikayeti haklı kılacak emare ve olgulara dayanak yaptıklarını, ... 1.Noterliğinin 28/11/2008 tarihli ihtarı ile şirkete ve davacılara şirketin yönetimi, mali ve idari durumu hakkında bilgi almak için ihtarda bulunduklarını, ancak bu ihtara rağmen davacıların şirket hakkında ortaklarına bilgi vermediklerini, bu durumun şikayet haklarını haklı olarak yaptıklarını gösterdiğini, şirkete pek çok masraf yapıldığı ve para bağlandığını, şirketin durumunu araştırmak ve bilgi istemek haklarının doğal olduğunu beyanla davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2009/172 esas sayılı soruşturma dosyasında davalıların sunduğu şikayet dilekçeleri ve savcılığa verdiği ifade metinleri incelendiğinde, hak arama maksadı dışında davalıların davacılar hakkında karşılıklı saygı sınırlarını aşan, davacıların meslek ve kişilik haklarına saldırı oluşturacak mahiyette ithamlar ileri sürdükleri gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. -/- -2- 2011/14539-2012/17823 Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir. Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. Somut olayda; dava dosyasının incelenmesinde; davalıların ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na, ortak kurulan şirkette imza yetkilerinin ve görevlerin kötüye kullanıldığı, şirkete ait hesaplardaki paraların ...'a ait ... A.Ş.isimli şirketin hesabına aktarıldığı, İş Bankası ... Şubesinden şirket adına 70.000,00 TL kredi kullanıldığı, şirket sermayesi dikkate alındığında kredinin keyfi olarak kullanıldığının anlaşılacağı, şahsi giderlerini şirkete ödettikleri hususları ile ilgili olarak şikayetçi oldukları, devlet memuru olmasalar bile görevleri gereği işledikleri suçlardan dolayı devlet memuru gibi yargılanmalarını istedikleri, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nca davalılar adına imza atıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığı,uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği,yasal olarak zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarının oluşmayacağı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır. Davalıların şikayet dilekçelerine ekli olarak sundukları belge ve banka makbuzlarından, davacılar tarafından 70.000,00 TL kredi çekildiği ve davacı ... 'a ait olan ... A.Ş.'ye para gönderildiğinin anlaşıldığı,eldeki dava dosyasında davacının beyanında da para aktarımının kabul edildiği,gerekçe olarak da yeni kurulan ortak şirketin ödemeleri yapamadığı durumlarda ... A.Ş.hesabından borcun ödendiği daha sonra para olduğunda ... A.Ş.'ye paranın geri gönderildiğinin belirtildiği anlaşıldığına göre,olayın gelişimi itibariyle davalıların şikayetlerini beyan etmek için dilekçe verdiği, şikayetin, olağan kuşku üzerine ve somut emarelere dayandırılarak yapıldığı sonucuna varılmak gerekir. -/- -3- 2011/14539-2012/17823 Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalıların tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.