3. Hukuk Dairesi 2024/2855 E. , 2025/2304 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/930 E., 2024/1256 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/4 E., 2022/1228 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor
**3. Hukuk Dairesi 2024/2855 E. , 2025/2304 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/930 E., 2024/1256 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/4 E., 2022/1228 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı hastanede ve davalı doktor tarafından sol el bileğinde meydana gelen çıkık ve kırık sonrasında ameliyat edildiğini, taburcu edildikten sonra müvekkilinin ameliyat edilen bileğinde çok fazla ağrılar ve şişlik meydana geldiğini, müvekkilinin ameliyattan 5 gün sonra doktora başvurduğunu, doktor tarafından müvekkiline tekrar ameliyat olması gerektiğinin söylendiğini, başka bir birimde 2. ameliyat olduğunu, müvekkilinin ilk ameliyatının hatalı yapıldığını, çıkık oturtulamadığını ve koluna kalça vidasının takılması neticesinde elinde parçalı kırıkların meydana geldiğini, müvekkilinin elinde meydana gelen ağrı ve şişmelerin takılması gereken vidanın olması gerekenden daha büyük boyutta takılması nedeni ile meydana geldiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL maddi tazminatın ve müvekkilinin uğradığı manevi zararın tazmini için 40.000,00 TL manevi tazminatın 1. ameliyat tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Dr. ... vekili süresinden sonra verdiği cevap dilekçesiyle; davacının 14 gün önce düşerek el bileğini kırdığını ve başka bir merkez acil servisinde alçı atel yapıldığını,14 günlük gecikme ile ortopedi başvurusunu yaptığını, müvekkilinin herhangi bir atfı kabil kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... Özel Sağlık Hiz. Medikal Gayrimenkul Otel San. ve Tic. A.Ş. vekili; kusurlarının bulunmadığını, gerekli dikkat ve özenin gösterildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan raporların açık, denetlebilir ve hükme esas alınabilir olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 22.05.2024 tarihli kararıyla davacının kırık oluştuktan 14 gün sonra davalı hastaneye başvurduğu, davacının bileğinde meydana gelen sorunların komplikasyon olduğunun raporların kapsamı ile belirlendiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; 15.02.2022 tarihli raporda ''Fakat davalı hekimin ameliyat sonrası subluksasyonlu (yarı çıkık) röntgeni görüp hastayı bilgilendirmeden taburcu etmesi uygun değildir, hekimin bu konuda ihmali olduğu görülmektedir. Davalı hekimin bu röntgeni gördüğü an, devam eden instabilite nedeniyle tekrar operasyon önermesi gerekirdi.'' şeklinde yer alan açıklamaya rağmen bu kusur durumu dahi incelenmeden itiraz edilen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, davacının ameliyatında takılması gerekenden daha büyük vida takıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hekim hatasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava dosyasının incelenmesinde; dava dilekçesinde, bilirkişi raporlarına itiraz dilekçesinde, istinaf ve temyiz dilekçesinde davacı vekili açıkça davanın dayanağını "Tarafımızca açılan dava müvekkilin eline vida takıldığı için açılan bir dava olmayıp müvekkilin eline ilk ameliyatta takılması gerekenden daha büyük bir vida takıldığı için oluşan komplikasyonlar nedeni ile açılmış bir davadır." şeklinde açıkladığı, dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu raporu, 15.02.2022 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde de açıkça takılan vidanın normalden büyük ve kalça vidası olduğunu ileri sürerek bu durumun mağduriyete neden olduğunu açıkladığı, davacı tarafça 15.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda yer alan "Fakat davalı hekimin ameliyat sonrası subluksasyonlu (yarı çıkık) röntgeni görüp hastayı bilgilendirmeden taburcu etmesi uygun değildir, hekimin bu konuda ihmali olduğu görülmektedir. Davalı hekimin bu röntgeni gördüğü an, devam eden instabilite nedeniyle tekrar operasyon önermesi gerekirdi." şeklinde tespite ilişkin 15.02.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde beyanda bulunmadığı, vida büyüklüğüne ilişkin beyanda bulunduğu ve itiraz ettiği hususlarda yeniden alınan 26.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda "Ameliyat sırasında Radius distal çok parçalı kırığı bir adet 4.0 mmn.lik kanüle vida ve 2 adet Kirschner teli ile tespit edilmeye çalışılmış, fakat dorsal radyoulnar çıkığın yeterli redükte olmadığı anlaşılmıştır. Burada kullanılmış olan kanüle vida büyüklük ve genişlik olarak bölge için tıbben ve fennen uygun ve doğrudur." tespitinin yer aldığı, davacının dayanağı olan normalden büyük vida takılması nedeniyle hekim hatasının meydana geldiği iddiasının alınan tüm raporlarla normal boyutta vida takıldığı ve tıbben uygun olduğu belirtilerek ispat edilmediği, kaldı ki 15.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda "Dosyadan erişilen 17.02.2021 tarihli en son muayenesinde hastada belirgin derecede fonksiyonel bir sekel kalmadığı görülmekle birlikte minimal sekel varsa dahi, oluşan bu durumda el bileği çıkığı sonrası 14 gün gibi bir sürede hastaneye gecikmiş başvurunun da büyük katkısının olduğu bir gerçektir." şeklinde yer alan açıklama ile minimal sekel kalma durumunun 14 gün gecikme nedeniyle olduğunun açıklandığı, hekimin ameliyat sonrası subluksasyonlu (yarı çıkık) röntgeni görüp hastayı bilgilendirmeden taburcu etmesi ile minimal sekel kalma durumu arasında illiyet bağının da olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul yasaya uygun kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan harcın iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.