TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR BÜLENT BARMAKSIZ BAŞVURUSU (2) (Başvuru Numarası: 2018/1562) Karar Tarihi: 15/12/2020 R.G. Tarih ve Sayı: 19/1/2021-31369 Başvuru Numarası : 2018/1562 Karar Tarihi : 15/12/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPALYusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Sinan ARMAĞAN Başvurucu : Bülent BARMAKSIZ Vekili : Av. Gülizar TUNCER I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, bir gösteriye yapılan polis mü
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR BÜLENT BARMAKSIZ BAŞVURUSU (2) (Başvuru Numarası: 2018/1562) Karar Tarihi: 15/12/2020 R.G. Tarih ve Sayı: 19/1/2021-31369 Başvuru Numarası : 2018/1562 Karar Tarihi : 15/12/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPALYusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Sinan ARMAĞAN Başvurucu : Bülent BARMAKSIZ Vekili : Av. Gülizar TUNCER I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, bir gösteriye yapılan polis müdahalesi neticesinde yaralanma me ydana gelmesi ve bu olaya ilişkin açılan ceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi nedeniyle eziye t yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ 2. Başvuru 5/1/2018 tarihinde yapılmıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön i ncelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve es as incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. III. OLAY VE OLGULAR 7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçeves inde olaylar özetle şöyledir: Başvuru Numarası : 2018/1562 Karar Tarihi : 15/12/2020 38. Bir tekstil firması bünyesinde çalışan işçiler 4/5/2013 tarih inde işten çıkarılmalarını protesto etmek amacıyla Taksim Meydanı'ndan Gal atasaray Lisesinin önüne kadar yürümek ve sonrasında basın açıklaması yapmak istemiştir. Kolluk görevlilerine göre bu yürüyüşe yaklaşık seksen kişi katılmıştır. 9. Yapılmak istenen yürüyüşe polis izin vermemiş ve müdahalede b ulunmuştur. Olayla ilgili olarak dördü emniyet müdürü on yedi kolluk görevl isi tarafından aynı gün düzenlenen tutanak içeriğinin ilgili kısmı şu şekildedir: "...Al ınan emniyet tedbirlerine ra ğmen grup kortej olu şturarak 'Direne direne kazanaca ğız. Zafer direnen emekçinin olacak.' şeklinde slogan atarak yürüyü şe geçip çevik kuvvet barikat ı önünde geldi ğinde uyar ı ve ikaza zaman b ırakmadan al ınan tedbiri a şmak için barikata yüklenmeleri üzerine çevik kuvvet görevlilerince direnci k ırmak için artan oranda zor kullan ılmıştır. Bu esnada kolluk görevlileri taraf ından gruba da ğılmas ı için 'Bekleme yapmay ın, devam edin.' şeklinde uyar ılar yap ılmıştır. Grup biraz geri çekildikten sonra tekrar toparlanarak 'Katil emniyet, katil devlet hesap verecek.' şeklinde sloganla r atarak çevik kuvvet barikat ına tekrar yüklenerek grup içerisinden baz ı şahıslar ın emniyet görevlilerine tekme ve elle sald ırısı üzerine gruba tekrar grubun direncini k ıracak ölçüde artan oranda güç kullan ılarak süpürme yöntemi ile Gümü şsuyu istikametine da ğılmalar ı sağlanm ıştır. Olayda herhangi bir zarar ziyan ın olmad ığı ve göstericilerden herhangi bir şahs ın gözalt ına al ınmad ığı tespit edilmi ş olup..." 10. Başvurucu 10/5/2013 tarihinde avukatı aracılığıyla kendisini yaralayan polis memurları, İl Emniyet Müdürü, Vali, İçişleri Bakanı ve Başbakan hakkında İstanbu l Cumhuriyet Başsavcılığında (Başsavcılık) şikâyetçi olmuştur. 11. Başvurucu, şikâyet dilekçesinde özetle işçilerin basın açıkl amasına deste k olmak ve işçilerden birinin kızının yaralanmasını protesto etme k amacıyla Taksim Meydanı'ndaki gösteriye katıldığını, basın açıklaması başlamada n önce kolluk tarafından üzerine boyalı su sıkıldığını, akabinde polisin cop ve çeşitli aletlerle kendisini darbettiğini, bu nedenle vücudunun değişik yerlerinden yaralandığını belirtmişti r. 12. Aynı olayla ilgili iki kişi, 1/5/2013 ve 6/5/2013 tarihinde yaşanan farklı olaylarla ilgili olarak yine iki kişi olmak üzere toplamda başv urucu dâhil beş kişinin 10/5/2013 tarihinde yaptığı şikâyetler Başsavcılıkça aynı soruş turma kapsamında ele alınmıştır. 13. Başvurucunun sevk edildiği Adli Tıp Kurumu tarafından başvur ucu hakkında düzenlenen 10/5/2013 tarihli raporda "Yap ılan muayenesinde; sa ğ cruris üst arkada 10x8 cm, dışta 6x4 cm koyu k ırm ızı ekimoz, sa ğ uyluk orta d ışta 10x8 ve 4x3 cm koyu sar ı aç ık yeşil ekimozlar, sol skapular bölgede 2 ve 4 cm çapl ı, sol kol üst arkada 10x6 cm koyu sar ı aç ık yeşil ekimoz oldu ğu görüldü." tespitlerine yer verilmiştir. Rapora göre yaralanmanın başvurucu üzerindeki etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilebi lecek ölçüde, hafif nitelikte değildir. 14. Başvurucu 15/5/2013 tarihinde müşteki sıfatıyla Başsavcılıkt a ifade vermiştir. Başvurucu ifadesinde; mühendis olarak çalıştığını, tekstil işçi lerinin basın açıklamasın a katılmak için gösteriye gittiğini, polisin Taksim Meydanı'na ba rikat kurarak yürüyüş ü engellediğini, sonrasında hiçbir uyarı yapmaksızın önce tazyikl i su sıktığını, arkasından da copla saldırdığını iddia etmiştir. Başvurucu olay nedeniyle ald ığı yaraların Adli Tıp raporuna yansıdığını, isimlerini bilmediği polislerden şikâyetçi olduğun u belirtmiştir. Başvuru Numarası : 2018/1562 Karar Tarihi : 15/12/2020 415. Başsavcılığın 21/5/2013 tarihli yazısına İl Emniyet ve Beyoğ lu İlçe Emniyet Müdürlükleri tarafından verilen cevaplarda başvurucu hakkında 4 /5/2013 tarihli olayla ilgili olarak herhangi bir işlem yapılmadığı bildirilmiş ve olay yerin i gösteren MOBESE kameralarının görüntüleri yazıya eklenmiştir. Ayrıca yine Başsa vcılığa verilen 21/12/2013 tarihli başka bir cevap yazısında olay günü Taksim ve Galatasar ay Meydanlarında yüz seksen polisin görev yaptığı belirtilerek bu kişilerin isim listesi gö nderilmiştir. 16. Başbakan ve İçişleri Bakanı hakkındaki şikâyet yönünden soru şturma dosyası ayrılmış ve bu dosyayla ilgili olarak 4/6/2013 tarihinde işlem yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. 17. Yürütülen soruşturma kapsamında dört kadın polis memurunun ş üpheli sıfatıyla ifadeleri alınmıştır. Dinlenen polis memurları genel olarak ifa delerinde aynı ekipte görev yaptıklarını, müştekileri tanımadıklarını, olaylar sırasında er keklere kadın polislerin müdahale etmediğini belirtmiştir. 18. Olay yerine ilişkin olarak emniyetin gönderdiği MOBESE kayıt ları bilirkişiye tevdi edilmek suretiyle bilirkişiden rapor hazırlaması istenmiş tir. Bilirkişinin inceleme yaptığı yedi DVD'nin soruşturma kapsamındaki üç olayla ilgili g örüntüler içerdiği anlaşılmaktadır. Hazırlanan dört sayfalık raporda olaylara iliş kin beş fotoğraf karesine yer verilmiş ve incelenen yedi DVD'yle ilgili olarak; - İncelenen görüntülerde kalabalık grupların slogan attığı, bas ın açıklaması yaptığı görülmekle birlikte bazı videolarda polis amirleri oldu ğu düşünülen şahıslar tarafından grupların uyarıldığı, polisin toplumsal olaylara müd ahale aracı (TOMA), gaz tabancası ve kalkanları ile gruplara müdahale ettiğinin gör üldüğü, - Dosya muhteviyatındaki ifadelerde bahsi geçen gaz fişeği ile yaralama, gözaltına alınırken işkence ve darbetme olaylarına rastlanmadığ ı, - MOBESE kameralarının uzak oluşu, hareketli kameraların çektiğ i görüntülerde ise meydanda bulunan şahısların büyük çoğunluğunda maske bulunması nedeniyle dosya muhteviyatında nüfus cüzdan, fotokopi leri buluna n şahısların bu fotoğraflar üzerinden teşhis edilmesinin mümkün o lmadığı tespitlerinde bulunulmuştur. 19. Başsavcılıkça 24/10/2017 tarihinde dört kadın polis memuru h akkında kovuşturma yapılmamasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısm ı şöyledir: " ... 01/05/2013, 04/05/2013 ve 06/05/2013 tarihli olaylara müdahale eden polis memurlar ının görev listelerinin incelenmesinde, görevli polis say ısının yüzlerce say ıda olduğu ve kamera görüntülerinden mü ştekilerin yaralanmas ına ait bir görüntü elde edilemedi ği gibi mü ştekileri yaralayan polis memurlar ının teşhisine yönelik ba şkaca bir delil elde edilemedi ği, müştekilerin ifadelerinin içeri ğinde şikayet edilen polislerin te şhis edilmesi imkan ını verecek bilgilerin bulunmad ığını, müştekilerin yaralanmas ının yukar ıda isimleri yaz ılı şüpheli polis memurlar ı taraf ından gerçekle ştirildiğine dair haklar ında kam u davas ını açmay ı hakl ı k ılacak yeterli delil olmad ığından şüpheliler kamu ad ına kovuşturmaya yer olmad ığına..." Başvuru Numarası : 2018/1562 Karar Tarihi : 15/12/2020 520. Başsavcılık tarafından aynı tarihte daimî arama kararı veril miştir. Kararda kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karardan bahsedilerek tüm a raştırmalara rağmen şüphelilerin tespit edilemediği dile getirilmiştir. Başsavcılık ; kimliği tespit edilemeyen şüphelilerin çok sıkı bir şekilde araştırılarak kimliklerinin b elirlenmesini, yakalandıkları takdirde Başsavcılıkta hazır edilmelerini, aksi hâlde zamanaşım ı tarihine kadar sürekli olarak araştırmaya devam edilmesini ve tekide mahal verilmeksizin her üç ayda bir bilgi verilmesini İstanbul Emniyet Müdürlüğünden talep etmiştir. Kararda olayın f ailleri olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlileri yazılıdır. 21. Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı y aptığı itiraz reddedilmiş, itirazın reddi kararı başvurucuya 8/12/2017 tarihi nde tebliğ edilmiştir. 22. Başvurucu 5/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.23. Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğünce 8/11/2017 tarihinde üçer aylık araştırma kapsamında ilgili faillerin tespitinin henüz mümkün olmadığı ve araştırmaların devam ettiği bildirilmiştir. UYAP'ta yapılan sorgulamada söz konusu evrak dı şında soruşturma makamları tarafından başkaca bir araştırma yapıldığını gösterir belge bul unmamaktadır. IV. İLGİLİ HUKUK 24. İlgili hukuk için bkz. Özge Özgürengin, B. No: 2014/5218, 19/4/2018, 22-38; Ali Ulvi Altunelli, B. No: 2014/11172, 12/6/2018, 23-27, 29-45. V. İNCELEME VE GEREKÇE25. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda baş vuru incelenip gereği düşünüldü: A. Kötü Muamele Yasağı Yönünden 1. Başvurucunun İddiaları 26. Başvurucu; katıldığı gösteriye yapılan müdahale sırasında ko lluk tarafından darbedildiğini ve sıkılan gazdan etkilendiğini, şikâyeti üzerin e başlatılan soruşturmada ola y yerinde çok sayıda basın mensubu olmasına rağmen olayı kaydeden diğer kameraların görüntülerinin araştırılıp incelenmediğini, tanık anlatımlarına başvurulmadığını, sadece dört kadın polisin ifadelerinin alınmasıyla yetinildiğini, farklı ol aylara ilişkin soruşturmaların da gereksiz yere birlikte ele alındığını belirtmiştir. Etkisiz yür ütülen soruşturma nedeniyle sorumluların cezasız kaldığını ifade eden başvurucu, yapılan po lis müdahalesi nedeniyle kötü muamele yasağı ile yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmişt ir. Başvurucu ayrıca kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara yaptığı itirazın ger ekçesiz şekilde reddedilmesi sebebiyle adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal ed ildiğini ileri sürmüştür. 2. Değerlendirme 27. Anayasa nın "Kişinin dokunulmazl ığı, maddî ve manevî varl ığı" kenar başlıklı 17. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: Başvuru Numarası : 2018/1562 Karar Tarihi : 15/12/2020 6"Kimseye i şkence ve eziyet yap ılamaz; kimse insan haysiyetiyle ba ğdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. 28. Anayasa nın "Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Devletin temel amaç ve görevleri, ki şilerin ve toplumun refah, huzur v e mutluluğunu sağlamak; ki şinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle ba ğdaşmayacak surette s ınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engeller i kald ırmaya, insan ın maddî ve manevî varl ığının gelişmesi için gerekli şartlar ı haz ırlamaya çal ışmakt ır." 29. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvurucu tarafından Anayasa da güvence altın a alınan diğer haklar ile bağlantı kurularak ileri sürülen iddial arın Anayasa nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı kap samında olduğu değerlendirilmiş ve inceleme bu yasak bağlamında yapılmıştır. a. Kabul Edilebilirlik Yönünden 30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine ka rar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muam ele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar ver ilmesi gerekir. b. Esas Yönünden i. Anayasa'nın 17. Maddesinin Maddi Boyutunun İhlal Edildiğine İ lişkin İddia (1) Genel ilkeler 31. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakk ına sahip olduğu, Anayasa nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan ma ddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü fıkrasında da kimse ye işkence v e eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle ba ğdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır ( Cezmi Demir ve di ğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, 80). 32. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından kötü m uamele, kişi üzerindeki etkisi gözetilerek derecelendirilmiş ve farklı kavra mlarla ifade edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında geçen ifadeler arasında bir yoğunluk farkının bulunduğu görülmektedir. Bir muamelenin işkence olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğini belirleyebilmek için anılan fıkrada geçe n eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele kavramları ile işkence arasındaki ayrıma bakmak gerekm ektedir. Bu ayrımın özellikle çok ağır ve zalimane acılara neden olan kasti insanlık dışı muamelelerdeki özel duruma işaret etmek ve bir derecelendirme yapmak amacıyla Anayasa tarafından getirildiği, anılan ifadelerin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu nda düzenleme altına alınmış olan işkence , eziyet ve hakaret suçlarının unsurlarından daha geniş ve farklı bir anlam taşıdığı anlaşılmaktadır ( Cezmi Demir ve di ğerleri, 84). Başvuru Numarası : 2018/1562 Karar Tarihi : 15/12/2020 733.İşkence seviyesine varmayan fakat yine de önceden tasarlanmış, uzun bi r döne m içinde saatlerce uygulanmış, fiziki yaralanmaya veya yoğun madd i veya manevi ızdırab a sebep olan insanlık dışı muameleler eziyet olarak tanımlanabilir ( Tahir Canan , 22). Bu hâllerde meydana gelen acı, meşru bir muamele ya da cezada kaçı nılmaz bir unsur olarak bulunan acının ötesine geçmelidir. İşkenceden farklı olarak eziyette , ızdırap verme kastının belli bir amaç doğrultusunda bulunması şartı aranmaz. Fiziksel saldırı, darp, psikolojik sorgu teknikleri, kötü şartlarda tutma, kişiyi kötü muamele göreceği bir yere sınır dışı ya da iade etme, devletin gözetimi altında kişinin kaybolması, kişinin evi nin yok edilmesi, ölüm cezasının infazının uzunca bir süre beklenmesinin doğurduğu kor ku ve sıkıntı, çocuk istismarı gibi muameleler Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fık rası bağlamında eziye t olarak nitelendirilebilir ( Cezmi Demir ve di ğerleri , 88). 34. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve gelişti rme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu hakka mü dahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şekillerde kişiler in fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir ( Cezmi Demir ve di ğerleri, 81). 35. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın 5. maddesi yle birlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması beklenemez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle desteklenmelidir. İddia e dilen olayların gerçekliğini tespit etmek için soyut iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul ka nıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerd en ya da aksi ispat edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar değerlen dirilirken ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır ( Cezmi Demir ve di ğerleri , 95). 36. Aynı şekilde bir muamelenin Anayasa nın 17. maddesinin üçünc ü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmı ş olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağ durun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşır. Ayrıca muamelenin ardı ndaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır. Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğu nun olduğu bir anda meydana gelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır ( Cezmi Demir ve di ğerleri , 83). 37. Belirtilmelidir ki Anayasa'nın 17. maddesi, bir yakalamayı g erçekleştirmek için güç kullanımını yasaklamamaktadır. Ancak bu tür bir güç, sadece kaçınılmaz ve asla aşırı olmamak kaydıyla kullanılabilmektedir. Ayrıca kişinin kendi dav ranışından veya tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmak kesinlikle zorunlu hâle gelmedik çe bu neviden fiiller, prensip olarak Anayasa'nın 17. maddesinde belirtilen yasağı ihlal edece ktir ( Gülşah Öztürk v e diğerleri , B. No: 2013/3936, 17/2/2016, 52). 38. Sadece sınırları belli bazı durumlarda güvenlik güçleri tara fından fiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul edilebilmektedir. B u kapsamda toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde yakalamayı gerektiren durumlarda ve göst eriye katılanların kendi tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmak mümkündür. Ancak bu d urumda dahi bu tür bir güce sadece kaçınılmaz hâllerde ve orantılı olmak koşuluyla baş vurulabilir ( Ali R ıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, 82). Başvuru Numarası : 2018/1562 Karar Tarihi : 15/12/2020 8(2) İlkelerin Olaya Uygulanması 39. Başvurucu, katıldığı gösteriye yapılan polis müdahalesi sıra sında yakın mesafeden gaz sıkıldığını ve darbedildiğini ileri sürmüştür. 40. Anayasa Mahkemesi, asgari eşik seviyesini aştığı varsayılan kötü muamele iddialarının makul şüphe kalmayacak şekilde kanıtlanması şartın ı aramakta ve başvurularda öncelikle bu konudaki kanıtlama sorununu ele almaktadır ( Beyza Metin, B. No: 2014/19426, 12/12/2018, 45). 41. Olay günü başvurucunun hakkında düzenlenen adli muayene rapo runun (bkz. 13) içeriğinin darp iddialarını destekler mahiyette olduğu anla şılmaktadır. Doktor raporunun varlığı karşısında başvurucunun iddiasının makul ve güvenilir b ir delile dayandığı kabu l edilmelidir. Kaldı ki Başsavcılığın kovuşturmaya yer olmadığı v e daimî arama kararlarında başvurucunun kimliği belirlenemeyen kamu görevlileri tarafından yaralandığı kabul edilmiştir. Dolayısıyla kamu makamları, güç kullanımının kaçını lmaz hâle geldiğini ve kullanılan gücün orantılı olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. 42. Başvurucunun da katıldığı gösteride polislerce barikat kurul arak yürüyüşe izin verilmediği anlaşılmaktadır. Kolluk görevlileri tarafından hazı rlanan tutanakta yürüyüşe izin verilmemesi üzerine gösterici grubun barikata yüklendiği, sonra sında polislerin güç kullandığı belirtilmiştir. Tutanakta iki ayrı güç kullanımının öncesinde ilkinde göstericilerin sadece barikatlara yüklendiği, ikincisinde ise içlerinden bazıl arının tekme ve elle kolluğa saldırdığı ifade edilmektedir. 43. Başvurucunun güç kullanımına sebep olacak eylemler sergiledi ğine ilişkin kolluk tarafından yapılmış bir tespit veya soruşturma dosyasınd a yer alan bir delil bulunmamaktadır. Emniyet Müdürlüklerinden gelen yazı cevapların da da başvurucu hakkında herhangi bir adli işlem yapılmadığı ifade edilmiştir. Başsavcılık kararlarında da başvurucunun kendisine müdahale edilmesini gerektirir davranışl ar icra ettiğine işaret eden bir veriden bahsedilmemiştir. 44. Soruşturma dosyasında yer alan deliller ve bu tespitler karş ısında katıldığı gösteride polis müdahalesiyle darbedildiği anlaşılan başvurucun un kendi davranışlarından dolayı fiziksel güce başvurulduğunu kabul etmenin mümkün olmama sı karşısında güç kullanılmasının kaçınılmaz hâle geldiğinin kamu makamlarınca ka nıtlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır. 45. Diğer taraftan olaydan altı gün sonra şikâyetçi olan başvuru cu hakkında düzenlenen sağlık raporunda gaz sıkılmasına bağlı fiziksel bir bulguya veya hassasiyete yer verilmediği, ayrıca şikâyet dilekçesinde bu hususa ilişkin bir anlatım bulunmadığı dikkate alındığında başvurucunun gaz kullanımı konusundaki iddiasının e sasına ilişkin bir değerlendirme yapılabilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılm ıştır. 46. Bu aşamadan sonra kolluk görevlileri tarafından gerçekleştir ilen eylemin hangi boyuta ulaştığı değerlendirilmelidir. Bu kapsamda başvurucunun vücudunun değişi k yerlerinde birçok yaralanma meydana gelmesi, Adli Tıp raporuna göre yaralanmanın etkisinin basit bir müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte olmas ı hususları ve somut olay bir bütün olarak değerlendirildiğinde eylemin eziyet şeklinde nitelendirilmesi mümkün görülmüştür. Başvuru Numarası : 2018/1562 Karar Tarihi : 15/12/2020 947. Açıklanan gerekçelerle Anayasa nın 17. maddesinin üçüncü fık rasında güvence altına alınan eziyet yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. ii. Anayasa'nın 17. Maddesinin Usul Boyutunun İhlal Edildiğine İ lişkin İddia (1) Genel İlkeler 48. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kaps amında sahip olduğu pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu bulunmak tadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayı nın sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî b ir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karı ştıkları olaylarda kam u görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır ( Cezmi Demir ve di ğerleri , 110). 49. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka ayk ırı olarak ve Anayasa nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde Anayasa nın 17. maddesi - Devletin temel amaç ve görevleri kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını ger ektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını s ağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikte e tkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yara rlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan , 25). 50. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve c ezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır. Soruşturmanı n etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete ge çerek olayı aydınlatabilece k ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplama ları gerekir. Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekil de hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı, soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır ( Cezmi Demir ve di ğerleri , 114). Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir ( Cezmi Demir ve di ğerleri , 116). 51. Mahkemelerin -ve diğer soruşturma makamlarının- özellikle kö tü muamele niteliğindeki bir olayın zamanaşımına uğramaması için ellerinde n gelen tüm gayreti sar f etmesi ve tüm araçlara başvurması gerekir. Kötü muamele iddiala rına ilişkin bir ceza soruşturması söz konusu olduğunda yetkililer tarafından çabuklu kla verilecek bir yanıt, eşitli k ilkesi içinde genel olarak kamunun güveninin korunması açısında n temel bir unsur olarak sayılabilir ve kanun dışı eylemlere karışanlara karşı gösterile cek her türlü hoşgörüden kaçınmaya olanak tanır ( Cezmi Demir ve di ğerleri , 120; Adem Erden , B. No: 2015/4032, 23/1/2019 34). 52. Soruşturmaların yürütülmesinde bu açıdan önemli olan husus - sonuçta alınan kararın niteliğinin ne olduğunun önemi olmaksızın- özelde başvu rucunun ve genel olarak da toplumdaki diğer bireylerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığın ı sürdürmesi, hukuka aykırı eylemlerin hoş gösterildiği ya da bu tür eylemelere kayıtsız ka lındığı görünümü verilmesinin Başvuru Numarası : 2018/1562 Karar Tarihi : 15/12/2020 10engellenmesi açısından yeterli hız ve özenin gösterilip gösteri lmediğinin ortaya konulmasıdır (Hüseyin Caru ş, B. No: 2013/7812, 6/10/2015, 86). (2) İlkelerin Olaya Uygulanması53. Somut olayda başvurucunun şikâyeti üzerine Başsavcılık taraf ından soruşturma başlatılmış, sorumluların kimliklerinin tespiti amacıyla olay g ünü görev yapan kolluk görevlilerinin isimleri tespit edilmiştir. Buna göre Emniyet Mü dürlüğünün gönderdiği yazıda çok sayıda kişinin isminin yer aldığı görülmektedir. 54. Soruşturmada isimleri belirlenen kolluk görevlilerinden sade ce dördü şüpheli sıfatıyla dinlenmiştir. Dinlenen polis memurları ifadelerinde o layda yer almadıklarını söylemiştir. 55. Başsavcılık, ifadesi alınan dört polis memuru hakkında olay yerinde çok sayıda polisin görev yaptığı, başvurucunun da aralarında olduğu şikâye tçilerin yaralanmasına ilişkin görüntü kaydı elde edilemediği, olayın faili olan polis memurla rının teşhisine imkân veren delil bulunmadığı gerekçeleriyle kovuşturma yapılmasına yer olm adığına karar vermiş; sonrasında bu karara atıf yaparak soruşturmayı üçer aylık sürel erle gözden geçirilmek üzere daimî aramaya almıştır. Daimî arama kararı verilen 2017 tarihin den başvurunun incelenme tarihine kadar soruşturmada hiçbir işlem yapılmamıştır. 56. Başvurucu, kolluğun gösteriye müdahalesi sırasında yaralanmı ştır. Başsavcılı k tarafından sorumluların kimliklerinin belirlenmesi amacıyla sad ece dört polis memurunun savunması alınmış, başkaca hiçbir polis memuru tanık sıfatıyla dahi ifade vermemiştir. 57. Toplumsal bir olaya yapılan müdahale sırasında olay yerinde görüntü kaydı yapan çok sayıda kamu görevlisi veya sivil kişi ile işyeri güve nlik kamerası bulunması güçlü bir olasılık iken Başsavcılık sadece MOBESE kayıtlarıyla sınırl ı bir inceleme yapmıştır. Öte yandan görüntülere ilişkin bilirkişi raporunda gösteri alanında bulunan kişilerin maskeli olması nedeniyle şikâyetçilere ait dosyadaki fotoğraflarla görü ntülerdeki kişilerin eşleştirilebilmesinin mümkün olmadığı belirtilmesine rağmen baş vurucuya söz konus u görüntüler izlettirilip yaralanmasına sebep olan eylemler ile e ylemleri gerçekleştiren kolluk görevlilerini tespit etmesi imkânı sağlanmamıştır. 58. Başsavcılık tarafından dört yılı aşkın süredir sorumluların tespitinin yapılamamış olduğu, yaklaşık son üç yıldır soruşturmanın daimî aramada beklediği, bu süre içinde olayın faillerinin tespitine ilişkin esaslı bir işlem ya pılmadığı dikkate alındığında soruşturmada uzun zamandır ilerleme kaydedilmediği kanaatine va rılmıştır. 59. Eziyet boyutuna varan yaralamaya sebep olan kolluk görevlile rinin makul sayılamayacak bir süre içinde soruşturma makamları tarafından k imliklerinin dahi tespit edilememesi, buna mukabil soruşturmada daimî arama kararı veril mesi nedeniyle soruşturmanın özenli ve süratli yürütülmesi yükümlülüğünün yeri ne getirilmediği değerlendirilmiştir. Farklı tarihli olaylara ilişkin soruşturma ların -şikâyet tarihlerinin aynı olması dışında aralarında bir irtibat bulunmamasına rağmen- bir likte yürütülmesinin soruşturmadaki özensizliğe sebep olan faktörlerden biri olduğu da ayrıca vurgulanmalıdır. 60. Dolayısıyla maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli d elillerin toplanması ve değerlendirilmesi konusunda Başsavcılıkça yapılan soruşturma da Anayasa'nın 17. Başvuru Numarası : 2018/1562 Karar Tarihi : 15/12/2020 11maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan eziyet yasağ ı açısından gerekli özenin gösterilmediği anlaşılmıştır. 61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa nın 17. maddesinin üçüncü fı krasında güvence altına alınan eziyet yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. B. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğ ine İlişkin İddia 62. Başvurucu, hiçbir uyarı yapılmaksızın kolluk tarafından aşır ı güç kullanılması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. 63. Somut olayda kolluk görevlilerinin göstericilerin yürüyüşüne izin vermemesi, sonrasında ise güç kullanarak gösteriyi dağıtmasının toplantı v e gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına bir müdahale olduğu görülmekle birlikte somut başvuruda ki asıl meselenin kolluk görevlilerinin göstericileri dağıtırken uyguladığı gücün kötü m uamele yasağını ihlal edip etmediğinin tespit edilmesi olduğu değerlendirilmiştir. Kaldı k i soruşturma dosyasındaki birtakım eksikliklerin gösterinin seyrini ve müdahalelerin gerç ekleşme koşullarını incelemeyi engellediği görülmektedir. 64. Bu durumda kötü muamele yasağına ilişkin olarak yukarıda ihl al sonucuna ulaşılmış olması karşısında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenl eme hakkı yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı kanaatine varılmıştır (ö rnek bir karar için bkz. Alper Can Aykaç ve di ğerleri , B. No: 2015/16563, 23/6/2020, 83-85). C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 65. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu şu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir : "(1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmedi ğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir." 66. Başvurucu, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat tale binde bulunmuştur. 67. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan ( [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kal dırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında i se bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiy le sonuçlanacağına işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). Başvuru Numarası : 2018/1562 Karar Tarihi : 15/12/2020 1268. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiği ne karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz e dilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duru ma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirle nerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararl arın giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Do ğan, 55, 57). 69. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin ihl ali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü nün 79. maddesi nin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilm esine hükmeder. Anıla n yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan far klı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireys el başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukun daki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmama ktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgili nin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama k ararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine get irmektir ( Mehmet Do ğan, 58, 59; Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , 57-59, 66, 67). 70. Başvuruda Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güven ce altına alınan eziyet yasağının maddi ve usul yönünden ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin kovuşturmaya yer olmadığı kararından kaynaklandığı anla şılmaktadır. 71. Bu durumda eziyet yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan k aldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yap ılacak yeniden soruşturma ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun' un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırı lmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden soruşturma kararı verile rek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında bel irtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar v erilmesi gerekir. 72. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucu nun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Do layısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırıl abilmesi için eziyet yasağının maddi ve usul boyutunun ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespiti yle giderilemeyecek ola n manevi zararları karşılığında başvurucuya net 65.000 TL ödenmes ine karar verilmesi gerekir. 73. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için baş vurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal ara sında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması neden iyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir. Başvuru Numarası : 2018/1562 Karar Tarihi : 15/12/2020 1374. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvur ucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Eziyet yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının KABUL ED İLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa nın 17. maddesinde güvence altına alınan eziyet yasağ ının maddi ve usule ilişkin boyutlarının İHLAL EDİLDİĞİNE, C. Kararın bir örneğinin eziyet yasağının usule ilişkin boyutunu n ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapıl mak üzere İstanbu l Cumhuriyet Başsavcılığına (İhlal kararı 2013/68242 numaralı sor uşturma dosyası ile ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE, D. Başvurucuya net 65.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazmina ta ilişkin diğer taleplerin REDDİNE, E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3 .894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmas ına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar ge çen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/12 /2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Üye Üye Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ