3. Hukuk Dairesi 2024/332 E. , 2025/145 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1572 E., 2023/1504 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/737 E., 2023/136 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırl…
**3. Hukuk Dairesi 2024/332 E. , 2025/145 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1572 E., 2023/1504 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/737 E., 2023/136 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı Kurum ile imzaladığı Sağlık Hizmetleri Protokolü uyarınca sağlık yardımları davalı Kurum tarafından karşılanan kişilere sağlık hizmeti sunduğunu ve hizmet bedelinin Kuruma fatura edildiğini, davalı Kurumca 2012 Haziran dönemine ait faturalar üzerinde örnekleme yöntemiyle yapılan inceleme sonucu müvekkilinin hak edişlerinden toplam 1.170.982,94 TL kesinti yapıldığını, ancak bu işleminin mevzuata ve sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek; 1.170.982,94 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; yapılan kesintinin sözleşme ve mevzuat hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin 17.03.2023 tarihli dilekçesi ile 28.12.2022 tarihli ve 32057 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7429 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na (5510 sayılı Kanun) eklenen Geçici 90. madde uyarınca davadan feragat ettiklerini bildirdiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 307 ve devamı maddeleri uyarınca feragatin, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi anlamına geldiği, hükmün kesinleşmesine kadar her zaman yapılabileceği, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı ve tek taraflı irade beyanıyla sonuç doğurduğu gerekçesiyle; davanın feragat nedeniyle reddine, kanun gereği davadan feragat edildiğinden taraflar yararına vekâlet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 90. maddede yargılama giderleri yönünden farklı bir düzenleme yapılmadığı, bu durumda 6100 sayılı Kanun'un 312. maddesi ve karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (...Ü.T.) 6/1. maddesi uyarınca davalı Kurum yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin yerinde olmadığı, ancak bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gerekçesiyle; başvurunun kabulü ile yeniden davanın feragat nedeniyle reddine, kanun gereği davadan feragat edildiğinden taraflar yararına yargılama gideri takdirine yer olmadığına, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan ...Ü.T. gereğince hesaplanan 141.678,64 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; 7429 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 90. madde gereğince davadan zorunlu olarak feragat edildiğini, bu feragatin müvekkilinin iradesi dışında gerçekleşmiş olup kanuni mecburiyetten kaynaklandığını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı Kuruma yükletilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan Sağlık Hizmeti Protokolü uyarınca davacının Kurum alacaklarından yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davadan feragat edilmesiyle sona ermiştir. Temyiz incelemesinin konusunu, feragatin kanundan kaynaklanması halinde, davalı lehine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği oluşturmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 312. maddesinde, feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği, ancak davalının davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş olması halinde yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmeyeceği belirtilmiştir. 5510 sayılı Kanun'a 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 90. maddesi ile götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalamış kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularınca sözleşme öncesinde incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarlarına karşı açılan davalardan kesinleşmemiş olanlarının tamamından maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren bir ay içinde içerisinde feragat edileceği öngörülmüştür. Madde gerekçesinde, Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlık hizmeti sunucularının cari dönemde finansal ihtiyaçlarını sağlayan kurum olmaktan çıkartılmasının amaçlandığı belirtilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 307. maddesinde talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçme olarak tanımlandığına göre feragat, doğası gereği iradi bir işlemdir. Somut olayda ise, tarafların her ikisi de kamu kurumu olup kanun hükmü gereği davadan feragat edilmiştir. Bahse konu 5510 sayılı Kanun'un Geçici 90. maddesi emredici nitelikte olduğundan davacı davadan feragat etmek zorundadır. 5510 sayılı Kanun'da ayrıca yargılama giderleri ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Buna göre, genel hüküm niteliğinde olan 6100 sayılı Kanun'un feragat halinde yargılama giderlerinin kime yükletileceğine ilişkin yukarıda belirtilen 312/1. maddesinin somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmelidir. Bu noktada, örtülü kanun boşluğu hususunun açıklanması gerekir. Örtülü (gizli veya istisnai) boşluk, kanunun çok geniş kapsamlı, gerekli istisnalara yer vermemiş olan kelime anlamının, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi (eşit olmayana eşit şekilde davranmama) esas alındığında bir sınırlandırmayı gerektirmesi durumunda ortaya çıkan boşluktur. Örtülü boşluk durumunda, kanunda somut olaya uygulanması mümkün bir kuralın açıkça düzenlenmiş olduğu görülmektedir, ancak kanunun amacı ve ruhu esas alındığında, düzenleme somut olaya uygun değildir. Çünkü kanun, söz konusu olayların değerlendirmesinde önem taşıyan bazı özellikleri dikkate almamıştır. Kanunun lafzı çok geniş olup tüm daraltıcı yorum çabalarına rağmen, somut olayın istisnai özelliklerine uymamakta, adalete aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Bu durumda boşluk görünürde bir kanun hükmü olmasına rağmen, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi esas alındığında düzenlenmesi gereken bir nokta olarak ortaya çıkan, bir sınırlama eksikliğinden doğan boşluktur. İlk bakışta bir düzenleme varmış gibi görünmesinden dolayı bu boşluk örtülüdür (gizlidir). (Prof. Dr. Çiğdem Kırca, "Örtülü (gizli) Boşluk ve Bu Boşluğun Doldurulması Yöntemi Olarak Amaca Uygun Sınırlama (Teleologische Reduktion)", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 50, 2001, Sayı 1, sf. 96, dip not 36'da yer alan yazarlar). 6100 sayılı Kanun'un feragat halinde yargılama giderlerinin davacıya yükletileceğine ilişkin 312/1. maddesinin lafzıyla hareket edilerek Kanun hükmü gereğince yapılan feragatler hakkında da uygulanması, negatif eşitlik ilkesine yani eşit olmayana eşit davranmama kuralına aykırı olup hükmün amacıyla uyuşmayacağından, bu konuda kanunda örtülü boşluk olduğunun kabulü gerekir. Şu halde davacı, kanunun emredici hükmü gereği davasından feragat etmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 312/1. maddesinin amaca uygun sınırlandırma yöntemi ile olaya uygulanmaması gerektiği sonucuna varılması ve bu sebeple davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi yerinde olmayıp bu husus bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370/2. maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm sonucunun (I.A.3.) maddesinde yer alan "davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 141.678,64 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine" ibaresinin hükümden çıkarılmasına; yine (II.3.) maddesinde yer alan "Davalı tarafça yapılan 179,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi..