T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/947 - 2026/335 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/947 KARAR NO : 2026/335 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10.07.2024 NUMARASI : 2021/434 Esas 2024/492 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 26.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/947 - 2026/335 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/947 KARAR NO : 2026/335 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10.07.2024 NUMARASI : 2021/434 Esas 2024/492 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 26.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 03.03.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 20.08.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olup davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç ile ... plakalı aracın çarpışmaları neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını ve sürekli iş göremezliğe maruz kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunmadığını, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında talebini 145.829,13 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının maluliyet oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması ve tazminat hesabının Genel Şartlar hükümlerine göre yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi ve kusura ilişkin rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olup bu durumun tespiti ile müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olduğu, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 04.04.2022 tarihli raporu uyarınca davacının daimi maluliyetinin %2 olduğu, davalı tarafça ibraz edilen tıbbî mütalaa uyarınca davacının daimi maluliyetinin bulunmadığı, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için davacının İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevkinin gerçekleştirildiği, raporda belirtilen eksikliklerin verilen kesin mehillere rağmen davacı tarafça giderilmediği, davacının kaza nedeni ile daimi maluliyeti bulunduğunun ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde, 20.08.2017 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik zararının tazmini için dava açıldığını, davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olup davalı tarafından sunulan medikal rapor ile çelişki oluştuğundan bahisle yeniden maluliyet raporu alınması gerektiği kararının hatalı olduğunu, davalı tarafça maluliyet raporuna süresinde itiraz edilmediğini, davalının savunmasının genişletilmesine muvafakatları olmadığı gibi süresinden sonra yapılan itirazın dikkate alınmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, sigorta şirketlerine medikal danışmanlık hizmeti veren firmaların sağlık kurulu raporu düzenlemeye yetkili sağlık kurullarından olmadıklarını, tarafsız olmadıklarını, Adli Tıp Kurumu tarafından istenilen eksikliğin tamamlanmadığı yönündeki tespitin dosya kapsamına aykırı olduğunu, dosya kapsamında 20.01.2023 tarihli rapor ile nöroloji muayenesi ve 14.02.2023 tarihli rapor ile KBB muayenesinin yapıldığını ve bu nedenle eksikliğin tamamlandığının açık olduğunu, KBB muayenesine verilen sürede girdiğini ancak hastane tarafından son durum raporları dosya kapsamına geç iletildiğini, davanın reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, verilen kesin süre üzerine müracaata dair randevu bilgisinin bildirildiğini, kesin süre içinde başvuru yapıldığını, kaza nedeniyle maluliyetin ispat edilemediği tespitinin hatalı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olup davacının yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı kaza sonucunda davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece verilen kesin süreye rağmen maluliyetin tespiti için gerekli müracaatın yapılmadığı ve maluliyetin ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dosya içeriğinden, yargılama sırasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 04.04.2022 tarihli raporda davacının özür oranının %2 olduğunun belirlendiği, tarafların itirazı üzerine 15.06.2022 tarihli ara kararıyla maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına karar verildiği, Adli Tıp Kurumu İstanbul 2. İhtisas Kurulunun 31.08.2022 tarihli yazısı ile kişi hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için grafiler, nöroloji muayene raporu ve KBB muayene raporunun düzenlenerek gönderilmesinin istendiği, anılan yazı uyarınca gerekli müzekkerelerin yazıldığı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığının 13.01.2023 ve 22.06.2023 tarihli cevabi yazılarda davacının muayeneye gelmediğinin bilgisayar otomasyon sisteminden anlaşıldığının bildirildiği, 17.05.2023 ve 11.10.2023 tarihli duruşmalarda davacı tarafa kesin süre verildiği, davacı vekili tarafından 22.05.2023 tarihli dilekçe ekinde randevu tarihinin bildirildiği, 02.11.2023 tarihli dilekçe ile de Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi KBB Bölümüne müzekkere yazılması talep edildiği, 20.12.2023 tarihli ara kararıyla bu talebin reddine karar verildiği, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Kulak Burun Boğaz uzmanı hekimler tarafından düzenlenen 13.02.2024 tarihli sağlık kurulu raporunun yargılama sırasında düzenlenerek dosyaya gönderildiği, sağlık kurulu raporunun düzenlenmesinden sonra tahkikata devam edildiği ve 10.07.2024 tarihli duruşmada davanın yazılı gerekçelerle reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hakim, tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse, sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve taraflara bu hususun ihtarı gerekir. Davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek için getirtilen kesin önel kuralı, yasanın amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere YHGK’nın 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249 sayılı kararları) Kesin önelin hukuki sonuç doğurması için ara kararın usulüne uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebiyle açılan davada, mahkemece Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 04.04.2022 tarihli raporda davacının özür oranının %2 olduğunun belirlendiği, bu rapora itiraz üzerine Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına karar verildiği ve Adli Tıp Kurumu İstanbul 2. İhtisas Kurulunun 31.08.2022 tarihli yazısı uyarınca eksikliklerin giderilmesi yönünde ara karar oluşturulduğu, anılan yazıda belirtilen KBB muayene raporunun düzenlenmesi için Hacettepe Hastanesine davacının sevkinin yapılmasına karar verildiği ve kesin süre verildiği, verilen kesin süreye rağmen müracaat sağlanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin 02.11.2023 tarihli dilekçesindeki talebinin reddine karar verilmiş ise de yargılama sırasında Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Kulak Burun Boğaz uzmanı hekimler tarafından düzenlenen 13.02.2024 tarihli sağlık kurulu raporunun 14.02.2024 tarihli üst yazı ekinde dosyaya gönderildiği, kesin süreye konu eksikliğin yargılama sırasında tamamlandığı nazara alındığında yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.