Başvurucu iki taşınmaz arasındaki kadastral sınırın düzeltilmesi talebiyle açtığı hukuk davasının yedi yıl sürdüğünü ve yargılamanın adil olmadığını ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Başvurucu iki taşınmaz arasındaki kadastral sınırın düzeltilmesi talebiyle açtığı hukuk davasının yedi yıl sürdüğünü ve yargılamanın adil olmadığını ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuru, 30/5/2013 tarihinde Nazilli Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölümün İkinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 10/10/2013 tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 10/12/2013 tarihli görüş yazısı 17/12/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş olup, başvurucu vekili tarafından Adalet Bakanlığı görüşüne karşı 2/1/2014 tarihli beyan dilekçesi sunulmuştur. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun, maliki olduğu Bozdoğan ilçesi Hisar Mahallesi 165 ada 22 parsel sayılı taşınmaz ile komşu taşınmaz olan 165 ada 7 parsel arasındaki kadastral sınırın düzeltilmesi hususunda 10/5/2006 tarihinde Bozdoğan Kadastro Müdürlüğüne yaptığı talep üzerine, ilgili müdürlükçe yaptırılan inceleme sonucunda, 3402 sayılı Kadastro Kanununun maddesi uyarınca düzeltme işlemi yapılmıştır. Başvurucu tarafından, belirtilen karar sonrasında Bozdoğan Sulh Hukuk Mahkemesine verilen 9/8/2006 havale tarihli dilekçe ile, 165 ada 22 parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğu ve zeminde kullanılan alan ve sınırın 7 nolu parselden kot farkıyla ayrıldığı, ancak bu doğal sınırın kazı yapılmak suretiyle değiştirilmek istenildiği beyan edilerek, belirtilen bu doğal sınıra uyumlu olacak şekilde kadastral sınırların düzeltilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Bozdoğan Sulh Hukuk Mahkemesinin 21/2/2012 tarih ve E.2006/311, K.2012/118 sayılı kararı ile, kadastro müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise ispat edilemediğinden reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı temyiz edilmekle, Yargıtay Hukuk Dairesinin 21/1/2013 tarih ve E.2012/7112, K.2013/28 sayılı kararıyla onanmıştır. Yargıtay ilamı 30/4/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Hataların düzeltilmesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir. Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir. Bu maddenin uygulanmasında, 12 nci maddede belirtilen hak düşürücü süre aranmaz.”