T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1303 KARAR NO : 2026/256 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2023 NUMARASI : 2022/660 Esas - 2023/238 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 13/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2026 Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/04/2023 tarih 2…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1303 KARAR NO : 2026/256 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2023 NUMARASI : 2022/660 Esas - 2023/238 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 13/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2026 Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/04/2023 tarih 2022/660 Esas 2023/238 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, davalıların müteveffa ...'ın ... Bankasından çektiği krediye garantör olan müvekkili kooperatif ile imzaladığı kredi sözleşmesinin 80.000,00 TL’lik kısmına müteselsil kefil olduklarını, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davacı kooperatifin garantörlük gereği kredi borcunu bankaya ödediğini, ödenen tutarın rücuen tahsili amacıyla davalı-borçlular aleyhine Karacasu İcra Müdürlüğü’nün 2022/65 E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalıların davacı kooperatife böyle bir borçlarının olmadığını savunarak kötü niyetli olarak borca itiraz ettiklerini iddia ederek, itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili, kredi borçlusu ... ile dava dışı ... Bankası A.Ş. arasında 05.11.2020 tarihinde imzalanan sözleşmeye istinaden müteveffanın 80.000,00 TL tutarında kredi kullandığını, bu krediye istinaden borçluya .... . A.Ş. tarafından hayat sigortası düzenlendiğini, priminin de ödendiğini, müteveffanın 12.08.2021 tarihinde kalp krizi sebebiyle vefat ettiğini, davacı kooperatifin müvekkillerine başvurmadan önce hayat sigorta poliçesine gitmesi gerektiğini TBK'nın 584 vd. Maddesi gereğince müvekkillerinin eşlerinin yazılı rızasının alınmadığını, davacı tarafından müvekkillerinin usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediğini, icra takibinden önce borca faiz işletilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, müteveffa ...'ın 80.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine istinaden 61.000,00 TL esnaf kredisi kullandığı, davalıların kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladıkları, asıl borçlunun vefatından sonra kredi borcu taksitlerinin ödenmediği, davacının toplam 65.517,32 TL'yi garantör sıfatıyla bankaya ödediği, bu haliyle ödeme yapan davacının kefalet limitleri dahilinde davalılara rücu edebileceği, alacak miktarının likit olduğu nazara alındığında icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu; davacının dava konusu kredi için garantör konumunda olduğu, genel kredi sözleşmesi için yapılan hayat sigortası sözleşmelerinde dain-i mürtehin sıfatı gereği öncelikle alacağını sigorta şirketinden talep etme hakkının poliçe ile oluşturulabileceği, bu hakkın kredi bedelini ödeyen asıl alacaklıya verilebilen bir hak olduğu, dava konusu kredi bedeli dava dışı banka tarafından kullandırıldığı, poliçede davacı kooperatifin dain-i mürtehin sıfatının bulunmadığı, bu nedenle davalı vekilinin kredi sözleşmesi için hayat sigortası yapıldığı ve davacının öncelikle sigorta şirketinden alacağını talep etmesi gerektiği yönündeki talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile icra takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, 65.517,32 TL asıl alacağın %20'si üzerinden icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar vekili, kredi borçlusu ...'ın kullandığı banka kredisine teminat amacıyla .... A.Ş. tarafından hayat sigorta poliçesi düzenlendiğini ve prim tutarlarının da peşin olarak ödendiğini, davacının sigorta şirketinin menfi yanıtına rağmen tüm hukuki yolları tüketmeden davalılar aleyhine takip başlattığını, vaktinden önce açılan işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, TBK'nın 584 vd. maddelerine göre davalıların eşlerinin yazılı rızasının alınmadığını, müteveffanın sağlık durumuyla ilgili önemli sayılabilecek bilgileri vermediğinden sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu sebeple kredi borcun ödenmediği yönündeki sigorta şirketinin cevabının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, murisin ölüm sebebi ile daha önce bildirmediği hastalık arasında illiyet bağı bulunmadığını, bu nedenle sigorta şirketinin sorumluluğunun devam ettiğini, murisin ölüm sebebi ile varsa daha önce bildirmediği hastalığı arasında illiyet bağının olup olmadığı konusunda İstanbul ATK'dan rapor alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının birlikte kefalet hükmünü düzenleyen TBK'nın 587. maddesine istinaden müteselsil kefil payları oranında rücu hakkına sahip olduğunu, ödemiş olduğu tüm tutarı talep edemeyeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, dava dışı Halkbank'tan davacı kooperatif garantörlüğü ile kullanılan kredi borcunun davalı kefiller tarafından ödenmemesi üzerine kooperatif tarafından yapılan ödemenin rücuen davalı kefillerden tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 581. maddesine göre; kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Bir sözleşmenin kefalet sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi için, asıl borçtan sorumlu olmayan bir kişinin (kefilin), alacaklıya karşı, asıl borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde ortaya çıkacak olumsuz sonuçları kişisel olarak karşılamayı üstlenmesi gerekir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere kefalet sözleşmesinde, borçlunun borcunu ifa etmemesi riskine karşı üçüncü bir kişi tarafından alacaklıya kişisel teminat sağlanmaktadır. TBK'nın 582. Maddesine göre ise kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir. Kefalet sözleşmesinin geçerli olması için, kefaletle teminat altına alınan bir borcun mevcut ve geçerli olarak bulunması gerekir. Bu yönüyle kefalet sözleşmesi, geçerli bir asıl borca bağlıdır. Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu, 584. maddesinde eşlerin diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği ve bu rızanın da sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması gerektiği düzenlenmiştir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Anılan düzenlemeden anlaşıldığı üzere şekle uymamanın yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır. Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular. Mahkeme emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır. (Yargıtay HGK. 13/03/2013 tarih ve 2013/802 esas ve 2013/347 karar sayılı ilamı) Somut olayda, müteveffa ... ile dava dışı . ... Bankası A.Ş, Karacasu Şubesi arasında 05.11.2020 tarihinde 80.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalılar ... ve ...'ın kredi sözleşmesini ve kefalet sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, genel kredi sözleşmesinde davacı kooperatifin garantör sıfatıyla 80.000,00 TL tutarındaki limit için kefil olduğu, dava dışı banka tarafından genel kredi sözleşmesine istinaden müteveffa ...'a 06.11.2020 tarihinde 5 yıl vadeli 6 ayda bir taksit ödemeli 61.000.00 TL tutarında esnaf kredisi kullandırıldığı, kullandırılan bu kredi ile ilgili olarak .... A.Ş. Tarafından hayat sigortası poliçesi düzenlendiği ve prim tutarlarının peşin tahsil edildiği, poliçenin sağlık durumu ile ilgili beyan kısmında müteveffanın mevcut bir hastalığının ya da tedavi gördüğü bir rahatsızlığının olup olmadığı ve ameliyat olup olmadığı yöndeki tüm sorulara "hayır" yanıtını verdiği; müteveffa ...'ın 12.08.2021 tarihinde vefat ettiği, bu tarihten sonra kredi borcunun vadelerinde ödenemediği, müteveffanın eşi dava dışı ...'ın dava dışı sigorta şirketine kredi borçları ile ilgili olarak tazmin talebinde bulunduğu, dava dışı sigorta şirketinin 17.02.2022 tarihli cevap yazısında sigorta başlangıç tarihinden önce mevcut bulunan kalp hastalığının müteveffa tarafından bildirilmemiş olması nedeniyle tazminat talebinin reddedildiğinin bildirildiği; toplam 65.517,32 TL bakiye borç tutarının sözleşmede garantör sıfatıyla kefil olan davacı kooperatif tarafından 15.12.2021 ve 24.02.2022 tarihlerinde dava dışı bankaya ödendiği, bu tutarın davalı kefillerden rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalıların itiraz etmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Davalılar vekili, TBK'nın 584 vd. maddelerine göre davalıların eşlerinin yazılı rızasının alınmaması nedeniyle kefaletin geçerli olmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, TBK'nın 584/3. maddesinde "(Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." şeklindeki düzenleme gereğince, davacı kooperatifin garantörlüğünde kullanılan kredi nedeniyle davalılar yönünden eş rızasının alınmasına gerek bulunmadığından davalılar vekilinin bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11. HD 12.04.2023 tarihli 2021/8256 E. 2023/2271 K. sayılı ilamı) Davalılar vekili, davacının sigorta şirketinin olumsuz yanıtına rağmen tüm hukuki yolları tüketmeden icra takibi başlatması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, dava dışı bankanın hayat sigorta poliçesinde daini mürtehin olarak yer almadığı anlaşılmakla bu istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir. Davalılar vekili, geçmiş dönem için faiz talebinde bulunulamayacağını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, dava dışı ... Bankasından kullanılan kredi sebebiyle borcun ödenmemesi üzerine hesapların kat edilmesi ile birlikte davalılardan tahsil istemine konu alacak bakımından temerrüt koşulları oluştuğundan, bu tutarların da rücu kapsamında davalılardan tahsil isteminde davacının talebinin yerinde olduğu sonucuna varılarak bu istinaf sebebi de reddedilmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar yönünden istinaf karar harcı olan 4.475,48 TL'den peşin alınan 1.118,87 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.356,61 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/02/2026