T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/499 Esas KARAR NO : 2025/1551 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 31/10/2023 NUMARASI : 2021/221 Esas, 2023/221 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 01/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, H…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/499 Esas KARAR NO : 2025/1551 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 31/10/2023 NUMARASI : 2021/221 Esas, 2023/221 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 01/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ve davalının otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının adına tescil ettirdiği 22 markadan 14 tanesinin ARABA ibaresini içerdiğini, davalıya ait markaların ayırt edici olmadığını, tanımlayıcı olduğunu, davalının markaları kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini ileri sürerek, davalıya ait 2016/42571 no’lu markanın 9 /12 /35 / 36 / 37/ 38/ 39/ 41/ 42. sınıflartaki bir kısım hizmetler bakımından; 2000/14229 no’lu markanın 09 / 35 / 38 / 41 / 42 / sınıflardaki bir kısım hizmetler bakımından; 2006/02038 no’lu markanın 37. sınıftaki “kara araçlarının bakım ve tamiri hizmetleri” bakımından; 2017/42942 no’lu markanın tescilli olduğu 35. sınıftaki “Reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri hizmetleri" bakımından; 2016/42509 no’lu markanın 9 / 12 / 35/ 36 / 38 / 39 / 41 / 42 sınıflardaki bir kısım hizmetler bakımından; 2008/16498 no’lu markanın 35. sınıflardaki bir kısım hizmetler bakımından; 2020/102388 no’lu ve 2021/05236 no’lu markanın markanın 9 / 12 / 35 / 37 / 38 / 39 / 41 / 42 / 45 sınıflardaki bir kısım hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. / 42 / 45 sınıflardaki bir kısım hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkilinin markalarına uzun yıllar boyu sessiz kaldığını, müvekkilinin davalıya karşı İstanbul 2. FSHHM’nin 2021/226 E. sayılı dosyası ile marka tecavüzüne dayalı açtığı davanın ardından, davalının kötüniyetli biçimde söz konusu davanın dayanağı olan “...” ve “...” ibarelerini içeren markalarını hükümsüz kıldırmak amacıyla işbu davayı ikame ettiğini, müvekkilinin tüm markalarının bir bütün olarak tescil kapsamındaki mal ve hizmetler için tanımlayıcı olmadığının açıkça ortada olduğunu, yine SMK m.5/2 hükmü gereğince kullanım sonucu söz konusu markaların ayırt edicilik nitelik kazandığını, yüksek bir ayırt ediciliğe sahip olduğunu ve markaların müvekkili şirketle özdeşleşmiş olduğunu davalının söz konusu markaları kötü niyetli tescil ettirdiği iddialarının tamamen dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının tanımlayıcı olduğu kanaatine varılan “...” asli unsurlu markalarının, tescil edildiği tüm mal ve hizmet sınıfları bakımından, SMK m.5/2 uyarınca sonradan ayırt edicilik kazandığı ve SMK m.5/1-b-c- d bentlerine dayanılarak hükümsüz kılınamayacağı kanaatine varıldığı, davacı tarafça davalının markalarının kötünyetle tescil edildikleri de iddia edilmişse de, somut olayda kötü niyeti ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacı tarafın kötü niyeti ispata yarar delil sunamadığı, sunulan ihtarnamelerin kötüniyeti ispata yeterli olmadığı, davalı tarafa ait markaların özel bir çalışma sonucu oluşturulan ve ... ana unsurunu içeren seri markalar oldukları ve davalının iştigal konusunu dış dünyaya tanıtır ve tanımlayıcı markalar oldukları dikkate alındığında SMK'nun 6/9. maddesi uyarınca davalının markalarının hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinde ileri sürdüğü beyanlarını tekrar ederek; Kötü niyetli tescil iddialarının incelenmediğini, delillerinin değerlendirilmediğini, yargılama sırasında dosyaya ibraz edilen Rekabet Kurulu tarafından davalı hakkında rekabeti bozucu kötü niyetli eylemleri nedeniyle soruşturma açılmasına karar verilerek davalı hakkında toplamda 2.726.850,04-TL tutarında idari para cezası uygulanmasına karar verildiğini, mahkemece Rekabet Kurulu kararı değerlendirilmeden karar verildiğini, davaya konu markaların kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığı tespitinin eksik ve hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının tanımlayıcı nitelikteki “...” asli unsurlu markalarının, tescil edildiği tüm mal ve hizmet sınıfları bakımından, SMK m.5/2 uyarınca sonradan ayırt edicilik kazandığı ve SMK m.5/1-b, c ve d bentlerine dayanılarak hükümsüz kılınamayacağı, kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyetin tescil başvurusu anında varolması gerektiği, davalının marka tescilleri sırasında kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği, davacı vekili tarafından ibraz edilen Rekabet Kurulu Kararının somut uyuşmazlıkla doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/12/2025