8. Hukuk Dairesi 2018/5129 E. , 2020/5623 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili; vekil edeni ve davalıların dava konusu edilen ortaklığın giderilmesi davası sonucunda satışı yapılan 4 ve 8 nolu bağımsız b
**8. Hukuk Dairesi 2018/5129 E. , 2020/5623 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili; vekil edeni ve davalıların dava konusu edilen ortaklığın giderilmesi davası sonucunda satışı yapılan 4 ve 8 nolu bağımsız bölümlerde paylı malik olduklarını, bu bölümlerin Kasım 2008 tarihinden itibaren davalıların kullanımında olduğundan bahisle ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili; 4 nolu dairenin boş olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece 4 ve 8 nolu dairelerin ecrimisil bedellerinden davacı payına düşen toplam 10.779,42 TL ecrimisil bedelinin her aya ilişkin bedelin ait olduğu ayın sonundan itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup; hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir. Dava; ecrimisil istemine ilişkindir. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. Açıklanan bu ilke ışığında tüm dosya kapsamı incelendiğinde; tek başına davacı tanığı Hatice'nin 4 nolu dairenin anahtarlarının davalı Sultan'da olduğu yönündeki beyanının, 4 nolu dairenin davalılar tarafından kullanıldığının ispatı için yeterli olmadığı, davacının 4 nolu daire yönünden iddiasını kanıtlayamadığı; 8 nolu daire için ise intifadan men koşulunun, davacının davalılar aleyhine Kadıköy 1.İcra Dairesinde 2011-19714 esasında başlattığı icra takibi ile sağlandığının kabulü gerektiği varılan bu sonuca göre 8 nolu daire yönünden hesaplamanın ödeme emrinin davalılara tebliğ tarihlerine göre yapılması gerekir iken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabule göre de; hüküm fıkrasında kabul edilen ecrimisil miktarına ait olduğu dönemler belirlenmek ve hükümde de gösterilmek suretiyle dönem sonlarından itibaren faiz yürütülmesi gerekir iken, yazılı olduğu şekilde her aya ilişkin faize karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.