8. Hukuk Dairesi 2017/3965 E. , 2017/12768 K. MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın davacının davalı ... hakkında açtığı davanın kabulüne ve davacının davalı ... hakkında açtığı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı alacak…
**8. Hukuk Dairesi 2017/3965 E. , 2017/12768 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın davacının davalı ... hakkında açtığı davanın kabulüne ve davacının davalı ... hakkında açtığı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı alacaklı 01.12.2013 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 21.05.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2014 yılı Ağustos ayından takip tarihine kadar ödenmeyen 15.000,00 TL kira alacağının faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçlu kefil ...’a 26.05.2015 tarihinde, davalı borçlu kiracı ...’a ise 01.06.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu kefil itiraz dilekçesinde, eşi ...’ın kiraladığı ve lokanta olarak işlettiği dükkana ilişkin kira sözleşmesinde kefil olduğunu, dükkanın bulunduğu yere hastane yapılacak olması nedeni ile kiraların arttığını, dükkan sahibinin de bu yüzden burayı boşaltmalarını istediğini, eşinin ve kendisinin kira borcu olmadığını, her ay kira bedelinin elden alındığını bildirerek borca ve faize itiraz etmiştir. Davalı borçlu kiracı itiraz dilekçesinde, şahsının böyle bir borcu olmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden şahsın kira bedellerini elden aldığını, dükkanın yakınına yeni bir hastane yapılacağını, kira bedellerinin yükseleceğini, dükkan sahibinin de bu yüzden burayı boşaltmalarını istediğini bildirerek borca ve faize itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece, adi kira ve hasılat kiralarına ait kesinleşmiş icra takibine rağmen 30 gün içinde kira borcunun ödenmediği anlaşılmakla, İİK 269/a maddesi uyarınca davalılardan ...'ın takibe esas kiralanandan tahliyesine, hakkındaki itirazın kaldırılması ile takibin devamına, davalı ... hakkındaki itirazın kaldırılması ile takibin devamına karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir. 1-Taraflar arasında 01.12.2013 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Kira sözleşmesi davacı kiraya veren ... ile davalı kiracı ... arasında akdedilmiş, davalı ... sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Ancak mahkemece yanılgıya düşülerek kefilin kiracı, kiracının kefil olarak değerlendirilmesi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 2-Kefilin temyiz itirazlarına gelince; Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01.12.2013 tarihli olmakla, 6098 Sayılı TBK.nın yürürlüğe girmesinden sonra imzalanmıştır. Bu nedenle kefaletin şartlarının 6098 Sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. TBK.nun kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583.maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içermektedir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış bir ibare bulunmamaktadır. Bu durumda TBK.nın 583.maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan, mahkemece davalı kefil ... hakkındaki davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kefil hakkında da itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.