T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/3590 - 2025/2926 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37 HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/3590 KARAR NO : 2025/2926 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2025 NUMARASI : 2025/99 Esas - 2025/99 Karar DAVANIN KONUSU : İhtiyati Haciz Asliye Hukuk Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası yazılı davada verilen karara karşı, davalı …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/3590 - 2025/2926 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37 HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/3590 KARAR NO : 2025/2926 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2025 NUMARASI : 2025/99 Esas - 2025/99 Karar DAVANIN KONUSU : İhtiyati Haciz Asliye Hukuk Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası yazılı davada verilen karara karşı, davalı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla; dosyadaki tüm kayıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu ... Nakliye Şirketi aleyhine Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmış olduğunu, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/05/2025 tarih, 2023/445 E. 2025/284 K. sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davanın kabulü ile, 44.572TL kira bedeli alacağı, 1.048.260TL erken fesih tazminatı alacağı, 36.229,95TL akaryakıt bedeli alacağı, 55.000TL nakliye bedeli alacağı yönlerinden davanın kabulü ile, toplam 1.184.061,95TL'nin dava tarihi olan 15/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafından yatırılan 20.238,79TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 177.768,67 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından yapılan (ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinden 15.113,73 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verildiğini, alacak kalemlerinin toplamının 1.397.183,14TL olduğunu, tüm bu nedenlerle, alacakla ilgili haklar saklı tutarak, bu alacak için borçluların yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları, alacakları ve diğer haklarının İİK 257 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; ihtiyati haciz isteyenin talebi yerinde görüldüğünden yukarıda ismi yazılı borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının 1.397.183,14 TL kısmı üzerine ihtiyati haciz konulmasına, talep mahkeme kararına dayalı olduğundan teminat alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ticari işle uğraşmakta olup davacı alacaklı tarafından uygulanan haciz müvekkilin ticari itibarını zedelediği gibi ciddi anlamda da zararına sebebiyet verdiğini ve banka sicilinin de bozulmasına yol açtığını, ihtiyati haczin verilme gerekçesi olan mal kaçırma riski bertaraf edildiğini, alacaklının alacağı icra dosyasına sunulan teminat mektupları ile garanti altına alındığını, Tehir-i icra kararı ve ihtilaflı alacak durumu birlikte değerlendirildiğinde, ihtiyati haczin kaldırılmasının önünde hukuki bir engel bulunmadığından kararın kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir. İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257. maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258. maddesi de somut olay açısından önemlidir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 257. maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 257. maddesinin 2. fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder. İcra ve İflâs Kanunu'nun 258. maddenin 1. fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. HMK 389. maddesine göre "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre, dava konusu somut olayda İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz koşulları oluştuğundan, mal kaçırma şartının muaccel olmayan borçlar yönünden aranması gerektiğinden ve alacak mahkeme kararı ile sabit olduğundan, 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Dosya kapsamına, toplanan delillere, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/06/2025 tarihli ve 2025/99 Esas, 2025/99 sayılı hükmünde mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvuru isteminin 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken harç tahsil edildiğinden harç alınmasına yer olmadığına, HMK 27. maddesi gereği, tarafların hukuki dinlenilme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Yasanın 27. maddesi ile HMK 302. maddesine eklenen 5. fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan incelemede 04/12/2025 tarihinde oy birliği ile KESİN olarak karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 04/12/2025 Başkan Üye Üye Katip M.A./B.B.B.