2. Ceza Dairesi 2018/5460 E. , 2018/12391 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından sanık ...'in mahkumiyetine ilişkin Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/07/2011 tarih, 2007/796 esas, 2011/404 karar sayılı kararının, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda; 28/0…
**2. Ceza Dairesi 2018/5460 E. , 2018/12391 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından sanık ...'in mahkumiyetine ilişkin Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/07/2011 tarih, 2007/796 esas, 2011/404 karar sayılı kararının, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda; 28/04/2014 gün, 2013/22673 esas, 2014/11119 karar sayılı ilam ile “6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 3.madde uyarınca, o yer Cumhuriyet savcısının hükmün kendisine gönderildiği 14/10/2011 tarihinden itibaren 1412 sayılı CMUK'nın 310/1. maddesindeki yasal bir haftalık sürede hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından tebliğnamedeki temyiz isteminin reddine dair düşünceye katılınmamıştır. Ayrıntılarının gerekçeli kararda açıklanacağı belirtilerek sanığın mahkumiyetine ilişkin kısa kararın verilmesinden sonra, henüz gerekçeli kararı yazamadan hakimin öldüğü anlaşılmıştır. Her ne kadar hükmün esasını kısa karar teşkil etmekte ise de 5271 sayılı CMK'nın 230. ve 232. maddeleri uyarınca Yargıtay denetimine de imkan verecek biçimde, maddi olaylarda sübut nedenlerinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklanarak, gerekçeleri ile birlikte gösterilmesi gerektiğinden, bu durumun 1412 sayılı CMUK'nın 308. maddesi açık hükmü gereğince kanuna muhalefet halini oluşturması ve CMK'nın 230., 232. maddeleri ve CMUK'nın 308. maddelerine uygun düşecek ve kısa kararı da kapsayacak yeni bir hüküm kurulması lüzumu,” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilip, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/06/2014 gün, 2012/17383 sayılı itirazı üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda; 30/06/2014 gün, 2014/23583 esas, 2014/18503 karar sayılı ilam ile 05/07/2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 308. maddesine eklenen 2. ve 3. fıkraları uyarınca yapılan incelemede; 1-Sanık ... hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, o yer Cumhuriyet savcısının 14/07/2011 tarihinde verilen hükmü 1412 sayılı CMUK'nın 310/2.maddesinde öngörülen bir aylık süre geçtikten sonra temyiz etmesi nedeniyle o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin reddine karar verilmesi yönündeki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu husustaki itirazının KABULÜNE, Dairemizin 28/04/2014 gün ve 2013/22673 Esas, 2014/11119 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçundan hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin süresinde kabul edilmesine yönelik bozma kararının 14/07/2011 tarihinde verilen hükmü 1412 sayılı CMUK'nın 310/2. maddesinde öngörülen bir aylık süre geçtikten sonra 17/10/2011 tarihinde temyiz ettiği nazara alınarak KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede; O yer Cumhuriyet savcısının, 14/07/2011 tarihinde verilen hükmü 1412 sayılı CMUK'nın 310/2. maddesinde öngörülen bir aylık süre geçtikten sonra 17/10/2011 tarihinde temyiz ettiği anlaşıldığından, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin aynı kanunun 317.maddesi gereğince istem gibi REDDİNE, 2-Sanık ... hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, kısa kararın verilmesinden sonra, henüz gerekçeli kararı yazamadan hakimin ölmesi nedeniyle başka hakim tarafından yazılan gerekçeli kararın kısa karar ile uyumlu olması nedeniyle bu yöndeki bozma kararına yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu husustaki itirazı yerinde görülmemesi” gerekçesiyle 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik, 5271 sayılı CMK'nın 308/3. maddesi uyarınca itiraz konusunda bir karar verilmek üzere, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20/03/2018 gün ve 2014/2-504 esas, 2018/108 karar sayılı ilamı ile “...Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Hâkimin kısa kararı tefhim ettikten sonra vefat etmesi nedeniyle gerekçeli kararın görevlendirilen hâkim tarafından yazıldığı olayda; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan ceza ve hukuk usulü kurallarına göre tek hâkimli mahkemelerde görev yapan hâkimin gerekçeli kararı yazıp imzalamadan vefat etmesi ya da herhangi bir sebeple kararı imzalayamayacak hâle düşmesi durumunda nasıl bir yol izleneceğine ilişkin bir düzenleme yapılmamış ise de; yerleşmiş uygulamada, görevlendirilen hâkimin gerekçeli kararı yazıp imzalamak yetkisine sahip olduğunun kabul edilmesi, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nun 232. maddesinin beşinci fıkrası ve 6100 sayılı HMK'nun 299. maddesindeki hükümlerle, hâkimin gerekçeli kararı imzalamadan ölmesi veya herhangi bir sebeple kararı imzalayamayacak hâle düşmesi durumunda yeni hâkimin, tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalayacağının hüküm altına alınarak yerleşmiş uygulama doğrultusunda düzenleme yapılması göz önüne alındığında, hâkimin, kısa kararı tefhim ettikten sonra gerekçeli kararı yazıp imzalamadan önce vefat etmesi nedeniyle yerine görevlendirilen hâkim tarafından gerekçeli kararın yazılacağı kabul edilmelidir.” gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE ve Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 28/04/2014 tarihli ve 22673-11119 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA karar verilip, “Görevlendirilen hâkim tarafından yazılan gerekçenin kısa karara uygun, yasal ve yeterli olup olmadığına ilişkin Özel Dairece herhangi bir denetleme yapılmadığı anlaşıldığından, Özel Daire denetiminden geçmemiş olan bir konunun ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesine kanuni imkân bulunmaması nedeniyle ikinci uyuşmazlık konusu bu aşamada değerlendirilmemiştir. Bu itibarla, gerekçenin kısa karara uygun, yasal ve yeterli olup olmadığının denetlenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.” gerekçesiyle de dosyanın, görevlendirilen hâkim tarafından yazılan gerekçenin kısa karara uygun, yasal ve yeterli olup olmadığının denetlenmesi için Yargıtay 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE” karar verilmesi üzerine dosya dairemize gönderilmekle yapılan incelemede; O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, Dairemizin 30/06/2014 gün, 2014/23583 esas, 2014/18503 karar sayılı ilamı ile incelenerek 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi gereğince REDDİNE karar verildiği belirlenmekle, sanığın temyiz istemi hakkında yapılan incelemede; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA, 31/10/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.