1. Hukuk Dairesi 2010/10048 E. , 2010/13102 K. "" MAHKEMESİ : REYHANLI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları F..'nin 630 sayılı parselin 1/2 payını aracı kullanmak suretiyle davalı oğluna mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı temliklerini sağladığını ileri sürerek, pay oranında iptal-tescile karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, işlemlerin muvazaalı olmadığını belirtip, davanın reddini savunmuştur. Ma…
**1. Hukuk Dairesi 2010/10048 E. , 2010/13102 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : REYHANLI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları F..'nin 630 sayılı parselin 1/2 payını aracı kullanmak suretiyle davalı oğluna mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı temliklerini sağladığını ileri sürerek, pay oranında iptal-tescile karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, işlemlerin muvazaalı olmadığını belirtip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, işlemin muvazaalı olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği değerden reddedilip, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; miras bırakan F..'nin üzerinde ev bulunan 630 parsel sayılı taşınmazda maliki olduğu 1/2 payını dava dışı F..'ye 03.12.1990 tarihinde satış suretiyle temlik ettiği, onunda 22.12.1992'de F..'nin oğlu davalı İsmet'e aynı şekilde satışlar devrettiği anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakanın yapmış olduğu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.