(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/1246 E. , 2009/4999 K. "" -Y A R G I T A Y İ L A M I – MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalının trafik sigortacısı olduğu …
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/1246 E. , 2009/4999 K.** **"İçtihat Metni"** -Y A R G I T A Y İ L A M I – MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın, tam kusurlu çarpması sonucu hasar meydana geldiğini belirterek, sigortalısına ödediği 1.620.00 YTL tazminatın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı şirkete kasko sigortalı araç ile müvekkili şirket nezdinde trafik sigortalı aracın malik-işleteni aynı olup, birbirlerine karşı üçüncü kişi sayılamayacaklarını, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiğini, bu nedenle davacının halefiyet ve rücu hakkının bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu kazanın karayolunda meydana gelmediği, kazaya karışan araçların işletenleri aynı olduğundan birbirleri için üçüncü kişi sayılamayacakları, TTK.’nun 1301. maddesi uyarınca halefiyet şartları oluşmadığından, davacının sigortalısına ödediği zararı davalıdan talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, TTK’nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı yasanın 3. maddesinde, Karayolu; “Trafik için, kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar” olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa’nın kapsamını belirleyen 2.maddesinin (a) bendinde, "Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık alanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerlerde" bu kanun hükümlerinin uygulanacağı hükmü getirilmiştir. Dosyadaki tutanak ve krokiden, dava konusu kazanın, her iki aracın malikine ait arsa (arazi) içerisinde meydana geldiği ve karayolu sayılan yerlerden olduğu anlaşılmaktadır. Kazanın karayolunda meydana gelmediği gerekçesiyle, davanın reddi doğru görülmemiştir. Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1 maddesi, “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” hükmünü içermektedir.