Başvuru, çalışanlar adına ödenen katkı payı ödemelerinin ücret olarak kabul edilmesi sonucu bu ödemeler üzerinden cezalı gelir vergisi ve damga vergisi tahsil edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, çalışanlar adına ödenen katkı payı ödemelerinin ücret olarak kabul edilmesi sonucu bu ödemeler üzerinden cezalı gelir vergisi ve damga vergisi tahsil edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/12/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Vergi idaresince Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. (Banka) nezdinde 2008-2011 yılları arasındaki dönem için yapılan vergi incelemesi sonucunda 4/1/2013 tarihli vergi inceleme raporu düzenlenmiştir. Bu raporda özetle;i. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Vakfına (Vakıf) personele ek haklar sağladığı, bu sebeple özel sigorta fonksiyonu gördüğü, Vakfın ana finansman kaynağının ise çalışanlardan ve Bankadan sağlanan katkı payları olduğu vurgulanmıştır.ii. Vakıf tarafından çalışanlara sağlanan menfaatlerin bir kısmının Banka tarafından finanse edildiği, bu yönüyle Bankaca ödenen katkı paylarının işçilere sağlanan menfaatlere ilişkin işveren payı olarak algılanması gerektiği ifade edilmiştir. iii. Bunun yanında Banka katkı payının hesaplanmasında çalışanların emekliliğe esas maaş ve ikramiye paylarının dikkate alındığı, bundaki amacın ise her bir çalışanın elde edeceği menfaatin net tutarının belirlenmesi olduğu belirtilmiştir. Rapora göre Banka katkı payı ödemelerinden esas yararlananlar çalışanlar olup Vakıf sadece buna aracılık etmektedir.iv. Sonuç olarak Banka tarafından çalışanları adına yapılan ödemelerin ücret mahiyetinde olduğu, bu ödemelerin ise 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun maddesinde yazılı şartları taşımaması nedeniyle ücret matrahından indirilemeyeceği belirtilmiştir. Vergi İdaresince rapordaki tespitler doğrultusunda, bu ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkif edilerek beyan edilip ödenmediği gerekçesiyle vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatları yapılmıştır. Ayrıca bu katılım payları, ödemelerine ilişkin belgelerde gösterilmediğinden damga vergisi matrahının eksik hesaplandığı gerekçesiyle de cezalı damga vergisi tarh edilmiştir. Başvurucu 2012/04 dönemine ait muhtasar beyanname ile Vakıf çalışanları adına ödenen katkı paylarına ilişkin olarak pişmanlıkla beyan edilen gelir vergisi ve damga vergisi tutarlarını ihtirazi kayıtla ödemiştir. Ancak başvurucu, bu katkı paylarının ücret sayılamayacağı iddiasıyla 2/4/2014 tarihinde İstanbul Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 21/11/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde özetle; i. Bir ödemenin ücret sayılabilmesi için işyerinde işverene bağlı çalışma yapılması ve bunun karşılığında bir menfaat elde edilmesi gerektiği belirtilerek işveren tarafından farklı isimler altında değişik usullerle ödeme yapılmasının söz konusu ödemenin ücret olma niteliğini değiştirmediği ifade edilmiştir.ii. Vergilendirme alanında muafiyet ve istisna hükümlerinin yorum yoluyla genişletilmesi veya daraltılmasının Anayasal güvence ifade eden yasallık ilkesine aykırı düşeceğine işaret edilmiş ve öngörüldüğü kuralda veya 193 sayılı Kanun'da vergiden müstesna tutulmayan ve gelirin unsurlarına dâhil olan her türlü kazanç ve iradın vergilendirilmesinin zorunlu olduğu vurgulanmıştır.iii. Vakfın kurulması esnasında düzenlenen Vakıf senedinde ödemenin bir yükümlülük olarak öngörülmüş olmasının Vakfa ödenen paranın çalışanlara bir maddi menfaat olarak yansıtıldığı gerçeğini ortadan kaldırmayacağı belirtilmiştir.iv. Bankanın hizmet akdiyle bağlı çalışanlarına menfaat temin etmek üzere kurulan Vakfın görevinin Bankanın ödediği tutarı belli şartlar altında çalışanlara ödemekten ibaret olduğuna, iç ilişkide Bankanın sorumluluğunun Vakfa ait olmasının bu gerçeği değiştirmeyeceğine ve Banka tarafından ödenen tutarın anlık olarak işçinin tasarrufuna sunulmamasının yasal bir zorunluluktan değil özel hukuk hükümlerine bağlı olan Vakıf senedinden kaynaklandığına işaret edilmiştir. Ayrıca bu durumun vergiyi doğuran olayın niteliğini değiştirmeyeceği belirtilmiş ve ödemelerin ayrı bir hesapta kişi bazında izlenmesi ile şartlar gerçekleştiğinde çalışan kişiye ödenmesi hususlarının Banka tarafından bu vakfa ödenen işçi payları üzerinden tevkifat yapılması ile birlikte değerlendirildiğinde tasarruf imkânının oluştuğunun kabulü gerektiğine vurgu yapılmıştır.v. Bu durumda, başvurucu tarafından Vakıf senedi uyarınca ödenen banka katılım payının, banka çalışanlarına hizmet karşılığı sağlanan bir menfaat olduğu ve 193 sayılı Kanun'un maddesi hükmü kapsamında ücret niteliğini taşıdığı ve vergi tevkifatına tabi tutulması gerektiği sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar; Danıştay Dördüncü Dairesince 17/12/2015 tarihinde başvurucunun pişmanlık talepli olarak verdiği 2012/4 dönem gelir (stopaj) vergisi beyannamesine koyduğu ihtirazi kaydın geçerliliği bulunmadığı, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun maddesi hükmü uyarınca başvurucunun beyan ettiği matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamayacağından dava konusu gelir (stopaj) vergisi beyannamesi üzerinden hesaplanarak ödenen pişmanlık zammı ve verginin iadesi istemiyle açılan davayı reddeden Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Daire tarafından 9/5/2017 tarihinde reddedilmiştir. Nihai karar başvurucu vekiline 6/12/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş., B. No: 2015/12721, 18/9/2019, §§ 17-